Yazı Detayı
23 Mart 2020 - Pazartesi 10:05
 
İNSAN OLABİLMEK
Kemal Deniz
 
 

İnsanın hayatta ne olacağını seçebilmesi ve bu yolda planlı, doğru adımlar atması en güzelidir. Ancak bazen her şey istediğimiz gibi olmayabilir. Farklı etkenlerle olaylar arzumuzun dışında gelişebilir. Belki de biz ipin ucunu kaçırıyoruz. İşler kontrolümüzden çıkıyor. Hayatımızda oluşan tüm boşlukları bu kez gelişen olaylar kendiliğinden biçimlendiriyor. Gideceği liman belli olmayan yelkenli gibi insan rüzgârın önünde oraya buraya savruluyor.  Bu yaşam tarzının doğru olmaması nedeniyle hiç istenmediğini düşünüyorum. Hedefsiz ve yarını belli olmayan hayat çizgisini kim ister?     

Ben ne olacağıma veya ne olmak istediğime kendim karar vermek isterim. Hayatın beni birileri yapmasını hiç istemem. Çünkü ben farklı bir bireyim. Kendime özgü duygu ve düşüncelerim var. Başkasının bana benzemesini hoş karşılamam. Ben de başkasına benzemeyi asla arzulamam. Bu noktada bireylerin kendileri olmalarını ve iç dünyalarında özgürce dolaşmalarının gerekliliğine inanıyorum. Olayları sağlıklı değerlendirmek için dış etkenlerden kurtulup düşünebileceğimiz ortamın oluşması en doğrusu olur galiba.

İnsan tek başına yaşayamayacağı için toplumda yerini alırken kendisi dışında gelişen olaylardan etkilenebilir. Toplumsal hayatın gereği olarak birçok ilişki kurulabilir. İlişkiler sırasında insanların birbirinin desteğine ihtiyaçları olabilir. Bu yardımlaşmaların sonucu insan bazı tehlikelerle karşılaşabilir. Başkasını korumaya çalışmak, insanın kendisini riske sokması anlamına gelir. Kendi hayatınızı veya yakın çevrenizi sıkıntıya düşürecek kadar önemli olan nedir ki riske giresiniz? Bazen bunu düşünerek hareket ederiz, bazen de hiç düşünmeden kendimizi olayların ortasına atarız. Herkesin hayatında bu türden yaşanmışlıklar vardır. Araya zaman girip de değdi mi diye düşününce nasıl tepki veririz acaba?

Çevremizdeki insanların sürekli takibinde oluruz. Başarılı bir hayat çizgisinde olduğumuzda ise takip denetime dönüşür. Bu durumdan ister istemez rahatsız oluruz. Kendilerini ilgilendirmediği halde başkasının yaşamına müdahale hakkını insanlar nereden alır bilemem.

Yapabileceğiniz bir şey yoksa peşinizdekilere kendinizi unutturmaya çalışmalısınız. Onlara sizi hatırlatacak işlerden bir süre uzak durmalısınız. Tersini yaparsanız bu kez siz de şikâyetçi olduğunuz duruma düşer, başkasının hayatına girmiş olursunuz. Sanırım bu hiç de doğru olmaz.

İnsanların başına yaşamları boyunca iyi-kötü birçok olay gelebilir. Bu sırada çevrenize toplanmış kalabalıklar görürsünüz. Bazısı dosttu, yardımcı olmak ister bazısı da seyre gelmiştir. Kalabalık arasında asıl görmeniz gerekenler, sizin zor gününüzden maddi-manevi yarar bekleyenlerdir.

Başkasının yaşadığı acı olaydan zevk almak en aşağılık duygudur. İnsanların kötü duruma düşmesinden mutlu olanların, insani duygular adına sorunları olduğu yadsınamaz gerçektir. Bu duygular cahil insanlara özgüdür. Cehaletinin verdiği bilinçsizlikle hayatın ne denli önemli olduğunu bilemez. Daha çabuk mutlu olur. Çünkü bilmediği konuda üzülmesi söz konusu değildir. Ancak cehalet kesinlikle arzu edilemez.

Toplumsal değerler içerisinde başkalarına zarar vermeden mutlu yaşayabilen insan yücelir. Mutlu olan kimsenin çevresine yaşama sevinci aşıladığı bir gerçektir. Hayatı mutlu yaşayanların maddi-manevi yönden de üretkenliği tartışılamaz. Bu yaşama sevincini ve mutluluk ışığını yaymak, herkesin insanlık adına vazgeçilmezi olmalıdır.

İnsan olabilmenin gereği de budur diye düşünemez miyiz?                   

 

 

 

 
Etiketler: İNSAN, OLABİLMEK,
Yorumlar
Haber Yazılımı