Hadi Önal SEVGİLİYE MEKTUP
Yazı Detayı
10 Ağustos 2020 - Pazartesi 10:38
 
SEVGİLİYE MEKTUP
Hadi Önal
 
 

Başımın Tacı, Ufkumun Miracı, Derdimin İlacı; GDO’suz, Hormonsuz Sevgili,

Sana, Ön (Selfie) kameralı, 3 GB ramlı, Apple iPhone X 256 GB telefonla değil; kâğıt ve kalemle hitap etmeyi uygun buldum. Zamane neslin demode ve ilkel bulduğu mektup denilen bu iletişim aracı, dünyanın kuruluş ve kurgulanışından bu yana kayıtlı kayıtsız milyonlarca aşka hizmet ettiği için bu yolu tercih ettim.
Evet, benim NŞB’siz şekerparem,
Ben, seni; misk kedisinden yahut Kuzey Asya’da yetişen misk geyiğinin karın altı yağlarından üretilen Chanel No 5 yahut Shalimar By Guerlain parfümüyle değil, doğallığınla, lale, nergis, menekşe, kekik ve Anadolu baharı kokunla seviyorum.
Ben seni, tasarımı Milano’da yapılan vücudu sımsıkı saran skinny pantolonla yahut Paris’te üretilen tişört, dar jean, uzun kolye, blazer ceket, yüksek topuklu ayakkabılarla değil, Türk dünyamın renklerini taşıyan üç etek bindallınla, oyalı yazmanla, nakışlı poşunla, fistanınla, şalvarınla, cepkeninle, yemeninle seviyorum.
Ben, seni; melez Amerika müziğiyle yahut Fransa’nın Bastille Operasıyla, Greensleeves Cover’le, rokla, rapla değil; Zülfündedir benim baht-ı siyahım/ Sende kaldı gece, gündüz nigahım/ İncitirmiş seni meğerki ahım/ Seni sevdim odur benim günahım.”, diyen Dede Efendi’nin nameleri ile seviyorum.
Ben sana, Neşat Ertaş’ın bozlağıyla, Karadeniz’in “Yaylanın Çimenine” şarkısıyla, Celal Güzelses’in deruni sesi ile aşığım. Ben sana; Elazığ'ın Çaydaçırası, Adana’nın “Yolları Taştan” şıkırdım şıkır havası ile meftunum. Ben sana; “Yemen Türküsü” ile Tokat'ın, “Onbeşlisi” ile aşığım; Ben seni; “Gelme ecel gelme üç gün ara ver/ Al benim sevdamı götür yara ver” türküsündeki “yar” olarak görüyor; Feride'nin; çığlıklaşan; “Aman Bre Deryalar” Rumeli türküsünün acısını yüreğinde hisseden Urfalı Mehmet Özbek’in notaları ile seviyorum. Ben seni;“Can Kerkük Cânân Kerkük/Her söze kanan Kerkük/ kalıptı yârdan uzak/ Mum kimin yanan Kerkük.”, diyen şairin gönlüne düşen kor gibi yanarak seviyorum.
Evet, canımın içi, Ege gözlüm, Akdeniz duruşlum, Karadeniz bakışlım, Marmara akışlım; sakın ola ki yalanın büyüsü, riyanın boyası; altının sarısı, paranın darası, sarayın ihtişamı, köşkün cilası, arabaların lüksü gözlerini kamaştırmasın. Bütün bunlarla sana yaklaşmak isteyenlerin sözlerine kanma. Bil ki sureti haktan görünen ancak çıkarları için her türlü cambazlığa soyunan bedbahtlar, enaniyeti yüksek gafillerdir.
Yine unutma bu coğrafya; acıların, sancıların hiç eksik olmadığı bir coğrafyadır. Bu coğrafyada yaşamanın olduğu kadar sevmenin de bir bedeli vardır. Bu bedelin gönüllülerini, çapı; cebi yahut heybesi kadar olanlarla cehlinden bihaber olanların mümkün değildir. Anlamak için katıksız ve karşılıksız sevmek gerekir. Sevgi ise öylesine yüce bir duygudur ki onda istemek yoktur, karşılık yoktur, çıkar yoktur. Sevgide yalan olmaz, riya olmaz. Sevgi takiyeye geçit vermez. Sevgi; doğallıktır, içtenliktir, duruluk, samimiyettir. 
Sevgi; inanmaktır; emektir, fedakârlıktır; eksiğe rıza göstermektir. Hasrettir, umuttur, beklemektir, katlanmaktır sevgi. Kendisi soğuktan donsa da sevdiğini ısıtmaya çalışmaktır. Sevgi çile çekmektir. Sevgi; sevdiği için yaşamak yerine göre sevdiği için candan vazgeçmektir. Sevgi, öldükten sonra da var olmaktır; ölümsüzlüktür, sonsuzluktur.
Ey sevgili! İşte ben, bütün bu hasletleri kuşanıp da geldim kapına.
Ah bir kavuşabilsek! Seni, gönderdeki ay yıldızlı bayrak misali hep başımın üstünde taşıyacağım. Seni, keşfedilmemiş yemyeşil koylarda gezdireceğim.
Ah bir kavuşabilsek seni; Chia tohumu eşliğinde Ejder Meyveli Smoothie, Aloevera yahut Zencefilli Somonlu Suşi ile değil; kuzu tandır, içli köfte, yaprak sarma, büryan kebabı, ayranlı çorba, hamsi tava ile besleyeceğim.
Sen, kollarımda uyumaya çalışırken sana; Hayme Ana’nın düşünü, Şeyh Edebali'nin rüyasını, Ahmet Yesevi’nin hayallerini anlatacağım. Seni;“Hepsinden iyice bir gönle girmektir” diyen Yunus’la saracak; sana; Hacı Bektaş’ın “İncitsen de incitme” deyişindeki manayı, “ne olursan ol yine gel”, diyen Mevlana’yı kendi sözlerinden aktaracağım. Olmazsa Fatih Sultan Mehmet’in kararlılığını, İstanbul’un fethini nakledeceğim. Baktım uykun ağır bastı bu defa da fetihten 465 yıl sonra tek kurşun atmadan 8 Şubat 1919’da Roma İmparatoru edasıyla İstanbul'a giren Fransız generali D’Esperey için yapılan töreni bir köşeden izleyen Diyarbakırlı Süleyman Nazif’in hüznü ile bakacak, ardından da “Kara Bir Gün” ve “Dausıla’yı” okuyacağım.
Sonra aşkımızın meyveleri olacak; sen de onlara Batılı güçlerin, Osmanlıyı nasıl tarihten silmek istediklerini, gönül ve kültür coğrafyamızı nasıl parçaladıklarını nakledeceksin. Son Türk kalesi Anadolu'nun düşmemesi, “şehadetleri dinin temeli olan ezanların susmaması” için Osmanlı Paşası Gazi Mustafa Kemal ve arkadaşlarının başlattıkları Kurtuluş Savaşını, yokluklar içerisinde kurulan Genç Türkiye Cumhuriyetini anlatacaksın. “Allah, bu millete bir defa daha “İstiklal Marşı” yazdırmasın”, diyen Mehmet Akif’in sefalet içerisinde olmasına rağmen TBMM’nin kendisine verdiği 500 altını nasıl reddettiğini söyleyecek; sonra da Osmanlı’nın verdiği imtiyazların, kapitülasyonların, nasıl kaldırıldığını, Duyun’u Umumiye ile üstlenilen, 1954 yılına kadar devam eden dış borçların hangi şartlarda ödendiğini anlatacaksın.
Ah bir kavuşsak, ben sana…

 
Etiketler: SEVGİLİYE, MEKTUP,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
16 Eylül 2020
DİN TİCARETİ TARİKAT VE CEMAATLER
11 Eylül 2020
ELAZIĞ BÜTÜN BUNLARI HAK ETMEDİ!
03 Eylül 2020
VATANDAŞ OLARAK BİLMEK HAKKIMIZDIR!
01 Eylül 2020
TEKMELENENLER TÜRKÜ SÖYLEMEZ
19 Ağustos 2020
YARIN ÇOK GEÇ OLABİLİR!
05 Ağustos 2020
YKS AYT GENÇLİĞİM VAH GELECEĞİM EYVAH!
04 Ağustos 2020
ŞİRAZE ŞAFT ZIVANA DEVLET MİLLET
21 Temmuz 2020
YANLIŞLAR VE VATANDAŞIN SON İKAZI
14 Temmuz 2020
EDEP YA HU EDEP BİRAZ!
08 Temmuz 2020
DEPREM KORONA SAHİPSİZLİK
01 Temmuz 2020
20 YIL ÖNCE…
25 Haziran 2020
SORUMLULUK
24 Haziran 2020
YARDIMSEVERLİĞİMİZE KİMSE GÖLGE DÜŞÜREMEZ(!)
22 Haziran 2020
GÜLELİM Kİ GÜZELLEŞSİN DÜNYAMIZ
20 Haziran 2020
DENSİZLER!
16 Haziran 2020
RANT HASTALIĞI VE SALDA
10 Haziran 2020
HÂLİ PÜR-MELÂL
02 Haziran 2020
MEYDANI BOŞ BULAN MECZUPLAR
28 Mayıs 2020
FIRILDAK VE FIRILDAKÇILIK
20 Mayıs 2020
DELİCENİN YAPRAKLARI KÖMÜRDEN
19 Mayıs 2020
KADİR GECESİ
16 Mayıs 2020
ANASININ DÜĞÜNÜNDE GÖBEK ATAN OĞUL! OĞUL:
08 Mayıs 2020
DİKENLERE SU VERMEK YERİNE AĞAÇLARI SULAMAK
04 Mayıs 2020
MAYMUN GÖZÜNÜ AÇTI
01 Mayıs 2020
DEPREMDEN KORONAYA
27 Nisan 2020
DÜRÜST OL, SEV, YAŞAT, OKU!
15 Nisan 2020
YAŞA TAKANLAR İLE YAŞA TAKILANLAR
07 Nisan 2020
KORONAVİRÜS
06 Nisan 2020
KEMAL DENİZ VE ŞİİR DÜNYASI
31 Mart 2020
MEKKE (3)
24 Mart 2020
DÜNDEN BUGÜNE MEKKE
17 Mart 2020
MEKKE(1) KELEPÇELENEN KÂBE VE UYUYAN İSLAM DÜNYASI
11 Mart 2020
MEDİNE (2)
02 Mart 2020
MEDİNE
19 Şubat 2020
ŞAİR VE ŞİİR
17 Şubat 2020
ELAZIĞ AĞLIYOR
06 Şubat 2020
ELAZIĞ DEPREMİ VE DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
29 Ocak 2020
DEPREMLE YAŞAMAK…
21 Ocak 2020
5 YIL ÖNCE
20 Ocak 2020
YAĞLI KARA PÜSKÜLLÜ BELA
07 Ocak 2020
SAHİ NE ALÂKA!
04 Ocak 2020
HEY GİDİ ZİYA PAŞA!
03 Ocak 2020
BÜYÜK ŞEYTAN AMERİKA
31 Aralık 2019
BAŞ DENDİNİZ Mİ DURACAKSINIZ ORADA!
30 Aralık 2019
ABD, STRATEJİK ORTAK HE(!)
26 Aralık 2019
BÜYÜK ŞEYTANIN YEŞİL ANAHTARLARI
25 Aralık 2019
DİYARBAKIRLI BİR YÜREK ADAM
21 Aralık 2019
AKLÜPMANİ (4)
20 Aralık 2019
AKLÜPMANİ (3)
19 Aralık 2019
AKLÜPMANİ(2)
18 Aralık 2019
AKLÜPMANİ (1)
16 Aralık 2019
YİNE KAN DAMLIYOR KARANFİLLERİN ÜZERLERİNE
22 Aralık 2016
Hamle Oyuncu Sıkıntısı
Haber Yazılımı