Yazı Detayı
27 Şubat 2020 - Perşembe 10:05
 
YALNIZLIĞI SEVİYORUZ
Şükrü Uyar
gazete
 
 

Nasıl ki dünyaya yalnız geldiysek, bu dünyadan da vakitli ya da vakitsiz bir gün yalnız da göçeceğiz. Yanımızda kimseler olmayacak belki. En azından doğduğumuzda yanı başımızda bulunanlardan hiçbiri olmayacak. En fazla birkaç kişi belki de… Bunun böyle olduğunu birçoğumuz bilir aslında. Ama yine de yalnız kalmak için elimizden geleni yaparız. Elimizle iteriz dostlukları, arkadaşlıkları, sevgilileri… Yalnızlığa alıştığımız için bu alışkanlığımızı da kolay kolay terk edemeyiz. Kendi dünyamıza birilerinin girmesinden korkarız. Aslında bazen yalnızlıktan kurtulmayı gerçekten isteriz. Kimi zaman öyle bunalırız ki, yalnızlığa isyan eder, söveriz hatta…

Her ne kadar isyan etsek de yine de yalnızlığımızı severiz. Hiçbir şeye değişmeyiz onu. Bir başımıza özgürce takılmanın zevkini yaşarız bazen. Bir başına evde oturup kumanda elinde, kimselerle tartışmadan dizi filmimizi ya da futbol maçını izleriz. Kimi zaman da istediğimiz müziği yüksek sesle dinlemenin zevkini yaşarız. Bunların hepsini yaparken farkına varmadan aslında kendi yaşam biçimimizi de belirlemiş oluruz. Belirlemiş olduğumuz bu yaşamın içine kendimizi hapsedip kimseyi kendimize yaklaştırmayız.
 Sevgilimiz yok diye isyan ederken, elimize geçen fırsatları da kendi elimizle iteriz. Hiçbir mantıklı gerekçe öne sürmeden hayatımıza, karşı cinsin girmesini engelleriz. Bu yaptıklarımıza bazen kendimiz de bir anlam veremeyiz. Yine de bu durum sürekli tekrarlanır durur. Sonunda bir tercih yapmamız gerektiğinde yalnızlığımızı tekrar seçmiş oluruz. Bu öyle bir alışkanlık ki, bazen hayatımızın tümünü yalnız geçirmemize bile neden olur.
Yalnızlıkla birlikte edinmiş olduğumuz bir takım alışkanlıklarımız bazen bizi zoraki olarak yalnızlığa mecbur kılar. Örneğin, otuzlu yaşlardaki bir adamın yaşı gereği birtakım alışkanlıkları vardır. Bu alışkanlıkları, kendisi yalnız olduğu için ve dışarıdan da herhangi bir müdahale olmadığı için zamanla kalıcılaşır. İnsanın belli bir yaştan sonra alışkanlıklarını değiştirmesi zordur. En azından değiştirmesi zaman alır. Belirlemiş olduğumuz yaşama müdahale edildiğinde rahatsız oluruz. Ve bu rahatsızlıklar sıklaşınca da yalnızlığımızı ararız.
Ne zaman ki, bir arada yaşamayı başarırsak, işte o zaman yalnızlığı terk etmiş oluruz. Ancak bunu başarmak sabır ister ve kararlılık ister. Öncelikle birlikte yaşamaya, hayatımıza birilerini koymaya istekli olmamız gerekir.
Okuduğum bir kitapta yalnızlık çeken bir adamdan bahsediliyordu. Bu adamın yalnızlıktan kurtulması için öncelikle çift kişilik bir yatak alıp bu yatakta yatması isteniyordu. Eğer bu adam çift kişilik yatakta yatmaya başlarsa zamanla yanında bir eksiklik olduğunu hissedecektir. Bu eksikliği fark ettikten sonra da kendisine, yanı başındaki boşluğu doldurması için bir eş aramaya başlayacaktır. Aslında hayatımızda da öyle değil midir?.. Öncelikle ihtiyaç duyduğumuz şeyleri yaparız, onları gerçekleştirmek için uğraşırız. Demek ki, yalnızlıktan kurtulmanın yolu, öncelikle bir arada yaşamaya ihtiyaç duymasıdır insanın.
Birlikte yaşamaya kendinizi hazır htiğiniz an, yalnızlık işte o zaman çekilmez gelecek ve sıkıcı olmaya başlayacaktır. Sanırım kitapta da denildiği gibi önce çift kişilik bir yatakta uyumaya başlayarak işe koyulabiliriz.
Doğarken yalnızdık, ölürken de belki yalnız olacağız. Öyleyse bu hayatta bari yalnız olmayalım.Yalnızlığımızı paylaşacağımız birilerini dünyamıza davet edelim. Yalnız yaşadığımız duyguları, hatta farkında olmadığımız ve tatmadığımız duyguları da birlikte tatmaya çalışarak yaşamı yaşanır kılalım.
Yalnızlık bazen güç verse de insana, bir yandan da bir tarafınızı sürekli yer bitirir. Goethe’nin de dediği gibi, "Yalnızlık" tek kelime, söylenişi ne kadar kolay. Hâlbuki yaşanması o kadar zordur ki.”Yalnızlık gerçekten de zor...Yalnızlıktan kurtulmak için insanlarla aramıza ördüğümüz duvarları kaldırmalıyız. Hayatımıza girecek kadına ya da erkeğe şans vermeliyiz. Bir kez daha kendimize de şans tanımalıyız. Eminim ki o zaman çok başka bir hayat bizi bekliyor olacaktır. Edip Cansever’in dediği gibi, “İnsanın insandan başka dayanağı yok. Yalnızlık bile, başka insanların varlığı bilindikçe bir anlama kavuşuyor.” O halde başka insanları hayatımıza çağıralım. Aristoteles yalnızlık konusunda der ki, “Yalnızlıktan hoşlanan ya vahşi hayvandır ya da Tanrı.” O halde bizler ne hayvan ne de Tanrı olduğumuza göre yalnız kalma konusundaki ısrarımızı da bir an önce bırakıp yalnızlığımızı paylaşmalıyız. Zaten yalnızlık paylaşıldığı vakit yalnızlık olmaktan çıkacaktır. Özdemir Asaf yalnızlıkla ilgili der ki, “Yalnızlık paylaşılmaz, paylaşılsa, yalnızlık olmaz.” Biz de şöyle diyoruz; “Yalnızlık paylaşılır, paylaşılsa yalnızlık olmaz.”

 
Etiketler: YALNIZLIĞI, SEVİYORUZ,
Yorumlar
Haber Yazılımı