İslam dünyasında önemli bir yere sahip olan Muharrem ayı, Malatya'da aşure geleneğiyle karşılanıyor. Halk arasında "Aşure Ayı" olarak da bilinen bu dönemde hazırlanan aşureler, sadece bir yiyecek değil aynı zamanda paylaşmanın, yardımlaşmanın ve bereketin simgesi olarak görülüyor.
Aşure Kazanları Mahalleliyi Bir Araya Getiriyor
Mahalle sakinleri tarafından belirlenen bir günde büyük kazanlar kuruluyor. Vatandaşların katkılarıyla toplanan buğday, nohut, fasulye, ceviz ve çeşitli malzemeler aynı kazanda kaynatılıyor. Gelenek gereği aşurede en az yedi çeşit malzeme bulunmasına ve pişen aşurenin en az yedi haneye dağıtılmasına özen gösteriliyor.
Mahallenin büyükleri aşureyi hazırlarken, diğer kadınlar cevizleri kırıyor ve baharatları hazırlıyor. Pişen aşureler yalnızca komşulara değil, yoldan geçen herkese ikram ediliyor.
Paylaşmanın En Tatlı Hali
Malatya'da aşure dağıtılırken zengin-fakir ayrımı yapılmıyor. Herkes aynı kazandan çıkan aşureyi paylaşarak Muharrem ayının manevi atmosferini birlikte yaşıyor. İlçelerde "datlı aş" olarak da bilinen aşure, özellikle gençleri evlilik çağına gelen aileler tarafından bereket getirmesi temennisiyle hazırlanıyor.
Adak Geleneği de Yaşatılıyor
Muharrem ayında adak kültürü de önemini koruyor. Adağı gerçekleşen vatandaşlar kurban keserek ya da yemek hazırlayarak ihtiyaç sahiplerine ikramda bulunuyor. Etli pilav ve kavurma gibi yemekler büyük sofralarda paylaşılırken, toplumsal dayanışma da güçleniyor.
Sofralarda Dua ve Bereket Eksik Olmuyor
Malatya'nın mutfak kültüründe yemek yalnızca karın doyurmak anlamına gelmiyor. "Komşuda pişen aş bize de düşer" gibi atasözleri paylaşma kültürünü yaşatırken, "Allah kimseyi açlıkla, yoklukla terbiye etmesin" duası sofralarda sıkça dile getiriliyor. Muharrem ayında kurulan aşure sofraları ise bu kültürün en güçlü örneklerinden biri olmaya devam ediyor.