ABD Başkanı Trump'ın 'ele geçireceğini' her fırsatta dile getirdiği Grönland'ın dünya gündemindeki yerini koruması Ada'nın coğrafi, tarihi ve jeopolitik özelliklerini de merak konusu haline getirdi.
Yerli Halkların Sorunları için Uluslararası Çalışma Grubunun (IWGIA) yayımladığı 2025 raporunda, 2 milyon kilometrekare yüz ölçümüne sahip, dünyanın en büyük adası Grönland'da 56 bin 562 kişinin yaşadığı ifade edildi.
1979'dan bu yana Danimarka Krallığı'na bağlı özerk bir bölge olan Grönland'ın nüfusunun yüzde 88'inin yerli İnuit halkından oluştuğuna işaret edilen raporda, resmi dili Kalaallisut olan Ada'da Danca'nın ikinci dil olarak kullanıldığı belirtildi.
Raporda, 2009'da yürürlüğe giren Özerklik Yasası ile Grönland halkının uluslararası hukuk kapsamında kendi kaderini tayin etme hakkına sahip bir halk olarak tanındığı ifade edilerek, Ada'daki gençlerin göçünü önlemek için birçok faaliyet yürütüldüğü aktarıldı.
Grönland 230 yıldan fazla sömürge olarak kullanıldı
Danimarka Uluslararası Araştırmalar Enstitüsünde (DIIS) yayımlanan bir makalede, İnuit halkının 4 bin 500 yıl önce Grönland'a geldiği ancak Ada'da yerlilerin dışında ilk yerleşimin ise 10'uncu yüzyılda sürgün edilen bir İskandinav Vikingi ile başladığı belirtildi.
İskandinavların 15'inci yüzyıla kadar Grönland'da yaşadığı ancak İnuit halkıyla çıkan çatışmalar ya da iklim koşulları nedeniyle bölgeden 'aniden kaybolduğuna' işaret edilen makalede, 1721'de Norveçli bir rahibin gelişiyle Grönland yerlilerine Hristiyanlığın öğretildiği aktarıldı.
Makalede, Hristiyanlık ile birlikte Grönland'da sömürge döneminin de başladığına vurgu yapılarak, 'Yavaş bir başlangıçtı ancak nesiller sonra İnuitler Hristiyanlığı kabul etti. Grönland sömürge ilişkisi içinde hem siyasi hem de ekonomik olarak Danimarka-Norveç Krallığı'na bağlandı.' ifadelerine yer verildi.
Danimarka-Norveç'in 1814'te dağılmasıyla Danimarka'nın kolonisi olan Grönland'ın karlı bir sömürge olarak görüldüğüne dikkati çekilen makalede, ABD'nin 1916'da Danimarka'nın Grönland üzerindeki hakkını tanıdığı, Norveç'in de Ada üzerindeki hak iddiasından mahkeme kararıyla vazgeçtiği kaydedildi.
Makalede, rahiplerin geldiği 1721'den 1953'te Danimarka Krallığı'na bağlı bir il olmasına kadar Grönland'ın 230 yıldan fazla sömürge olarak kaldığı aktarıldı.
İkinci Dünya Savaşı'nın ardından Birleşmiş Milletler in (BM) Grönland'da sömürgeciliğin sona ermesi için baskı yaptığı vurgulanan makalede, Ada'nın 1979'da Danimarka Krallığı'na bağlı yarı özerk bir bölge olmasının kabul edildiği ifade edildi.
Makalede, 2009'da yürürlüğe giren Özerklik Yasası ile bağımsızlığa gitme kararının tamamen Grönland halkına verildiği aktarılarak, Grönlandlıların bağımsızlığı istediği ancak 800 bin kilometrekaresi 'uçsuz bucaksız' ve iklim şartları oldukça zorlu Ada'nın Danimarka'nın sağladığı destek hizmetlerine 'bağlı' olduğu da vurgulandı.
ABD'nin Grönland söylemleri yeni değil
ABD'nin Grönland'daki ilk varlığının 1941'de açılan üsle başladığına dikkati çekilen makalede, İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra da 1949'dan itibaren ABD ve Danimarka'nın iki iyi NATO müttefiki olduğu belirtildi.
Makalede, ABD'nin Grönland'daki eskiden Thule Hava Üssü olarak bilinen Pituffik Uzay Üssü sayesinde Rus füzelerini, bombardıman uçaklarını ve nükleer silahlı denizaltılarını izlediği aktarılarak, üssün aynı zamanda Arktik'teki Rus faaliyetlerine karşı koymak için stratejik bir konumda yer aldığı ifade edildi.
ABD'nin ilk kez 1867'de Grönland'ı satın alma fikrini dile getirdiğine vurgu yapılan makalede, ABD Başkanı Donald Trump'ın 2017'de göreve gelmesiyle bu söylemlerin daha ciddi bir yol aldığı kaydedildi.
Öte yandan, Trump'ın 2025'te yeniden ABD Başkanı olmasıyla Grönland'ın alınmasına ilişkin söylemler zirveyi bulurken, Trump her konuşmasında Ada'nın ABD'nin güvenliği için önemli olduğunu söyledi.
Grönland, hem konumu hem de kaynakları açısından stratejik bir yerde
Grönland'ın Arktik ile Atlantik okyanusları arasında yer alan konumu bakımdan stratejik bir hat üzerinde bulunduğu belirtiliyor.
Sahip olduğu mineraller, doğal kaynaklar ve petrol de Grönland'ı önemli kılan unsurlar olarak gösteriliyor.
Grönland'ın özellikle konumu gereği ticaret gemilerinin geçişinde kolaylık sağladığı, nadir toprak elementleri, uranyum, altın, demir ve çinko gibi maden yataklarına da ev sahipliği yaptığı ifade ediliyor.
ABD, Rusya ve Çin'in de Grönland'ın stratejik konumunun farkında olduğu yönünde açıklamalara yer verirken, Trump, Grönland'a ekonomik ve askeri olarak tam erişime sahip olarak Ada'nın tüm olumlu koşullarından faydalanmayı amaçlıyor.
Öte yandan, Grönland, ABD'nin söylemlerine ilişkin Danimarka Krallığı'na bağlılıklarını belirtiyor. Danimarka da her zaman Grönland'ın yanında olduğu mesajını veriyor.
Trump, ısrarcı tavrını sürdürüyor
ABD'nin Venezuela'ya askeri müdahalesinin ardından Trump'ın okları Grönland'a çevirmesi, Avrupa Birliği (AB) ve NATO üyesi Ada'nın ABD için neden bu kadar önemli olduğu sorularını da beraberinde getirdi.
Trump, Grönland'a yönelik ısrarcı tavrını sürdürürken, Grönland ise Danimarka Krallığı'na bağlılığını vurgulayarak 'satılık olmadıkları' mesajını veriyor.
En son, İsviçre'nin Davos kentinde 21 Ocak'ta NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile bir araya gelen Trump, Grönland konusunda bir 'anlaşma çerçevesi' oluşturduklarını ve bu kapsamda 1 Şubat'ta 8 Avrupa ülkesine uygulanması planlanan gümrük tarifelerini durdurduğunu açıkladı.
AB ve ABD karşı karşıya geldi
AB liderlerinin, ABD'nin Grönland'ı satın alma girişimine yönelik eleştirileriyle karşılaşan Trump, bu sefer de 'NATO'nun ABD'nin arkasında tam anlamıyla durmadığını' dile getirdi.
Trump, Grönland'a ilişkin 'NATO ile ilgili sorun, biz onların yanında yüzde 100 olacağımız halde, onların bizim yanımızda olacağından emin olamamamızdır.' ifadelerini kullandı.
Öte yandan, Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen de Grönland'ın başkenti Nuuk'u ziyaret ederek, Danimarka ve AB'nin her zaman Ada'nın yanında olacağı mesajını verdi.