ACI GERÇEKLER

"Şu hayata bir defa geliyoruz. Yaşayın, yaşayabildiğiniz kadar." Diyenleri şu ara çok duyar olduk. Aslında yanlış da değiller. Şu hayata bir defa geliyoruz. Evet, yaşamak için bir defa geliyoruz ama bu her şeyi yapacağımız anlamına gelmiyor. Çünkü bu hayat, bu dünya bir tek bizden ibaret değil. Misal dünya da 7.674 milyar insan var ve bunların her biri ayrı şeyler yapmak istiyor. Sen, ben ve başkası her birimizin ihtiyaçları farklı. Şu hayata eşit şekilde geliyoruz ama eşit şekilde yaşamıyoruz. Kimimiz milyarder, kimimiz fakir. Bizler böyle oldukça herkesin ihtiyaçları farklılık gösteriyor. Hayat var oldukça bu düzen böyle devam edecek. Kimi zengin olacak, kimi de fakir çünkü coğrafyalar, şartlar farklı ve bu farklılık bizleri biz yapıyor. Buna rağmen bu hayat devam edecek içinde biz olsak da olmasak da.


Dünyanın varoluşundan itibaren inceleme yaptığımızda, hayat bir su damlası ile başlayıp bizlerle beraber devam ediyor. Bu süreç içerisinde bitkiler türlü mikroorganizmalar hayvanlar insanlar barındırdığını biliyoruz ve bu serüvende insanlar sadece son bir kaç bin yıldır var. Bizden önce ki canlılar ya yok oldular ya da başkalaşım geçirerek hayatlarına devam etmekte. İnsanların ortaya çıktığı ilk andan itibaren ise dünya da dengeler alt üst oldu ve yerine yeni dengeler oluşmaya başladı. Güç ufaktan ufağa insalara geçmeye başladı ve bu denge 18 ,19. YY da başlayan sanayi devrimi ile hız kazandı.

Sanayi devrimi sonrasında meydana gelen gelişmelere baktığımızda. Her yerde makineler ve makinelerin getirdiği yenilikleri görüyoruz. Makineler geliştikçe dünyada dengeler ve düzen daha da bozuldu. Misal ilk olarak sanayi devrimi buharlı makinelerin kullanımı ile başladı. Çok güzel bu buharlı makine işlerimizi kolaylaştırdı ama göz ardı edilen bir husus vardı. O buharı elde etmek için ateş gerekli. Bu ateşin de yanması gerekliydi ve bunun sonucunda çıkan CO² gazları çevreye fazlası ile zarar vermeye başladı. Bu daha ilk makine için böyle idi peki ya sonra ki gelişmelerde ne olacak?

Olan şu : zaman geçtikçe makineler ilerledi. Yerine daha büyük daha gelişmiş makineler geliştirildi. Bir o kadar da tehlike çoğaldı. Çünkü her yeni bir icat çevreye daha çok zarar vermeye başladı. Hâl böyle olunca dünya da epey yıpranmaya başladı.

Şuan dünya çok büyük tehlikelerle karşı karşıya. Misal kuraklık, misal küresel ısınma misal, salgın hastalıklar gibi gibi... Daha onlarca sonuç ortaya çıktı. Peki biz ne yapıyoruz, elimizden gelen her şeyi yapıyor muyuz? Bence hayır yapmıyoruz, çünkü halen dışarıya baktığımda onlarca araç ve onlarca fabrika bacalarından çıkan o zehirli atıkları görüyoruz. Her sabah uyanınca güne bir miktar daha fazla zehir soluyarak başlıyoruz. Üstüne üstlük şu zehri bizlere fayda sağlayacak hâle getiren ağaçları ve ağaç formasyonlarını kesip yerine de zahmet edip yenisini dikmiyoruz.

Peki bu nereye kadar devam edecek? Yukarılardan bir yerde sihirli bir değnek gelip dünyayı daha mı güzelleştirecek?
Boşuna beklemeyin öyle bir şey olmayacak. Üzgünüm ama gerçek bunlardan ibaret.

Yapmamız gereken her ne varsa, üzerimize sorumluluk alıp biz yapacağız. Kimseyi beklemeyerek kimseden emir almayarak. Sadece geleceği düşünerek hareket edeceğiz tabii şimdiyi de unutmadan.
Yarınlara güzel bir hayat bırakmak için ellerimizi taşın altına koyacağız.

Hani en başta da dedim ya, "şu hayata bir defa geliyoruz yaşayın yaşayabildiğiniz kadar" diyenler var. Bunu diyen kesimler haklısınız. Bu hayata bir defa geliyoruz ama bizden sonra gelenler de olacak. Bu günü yaşayacağız ama yarını da düşünerek yaşayacağız. Bilinçsizce davranmayacağız. Çünkü bu hayata biz bir kere geliyoruz ama bizden sonra gelenler de bir kere gelecek neden bizlerin yaptığı bu sorumsuzluğun bedelini onlar ödesin? Neden şu hayatı güzel bir çevre ile hep beraber statümüz ne olursa olsun sağlam bir şekilde yaşamayalım?

Bu hayatı güzel bir yere çevirmek için bir adım atacak mıyız, atmayacak mıyız?