Dijital teknolojilerin günlük yaşamın ayrılmaz parçası haline gelmesiyle çocukların sosyal medyayla tanışma yaşı giderek düşerken, bu durum hem önemli fırsatları hem de ciddi riskleri beraberinde getiriyor.
Sosyal medya platformları, çocuklara bilgiye hızlı erişim, kendini ifade etme ve akranlarıyla iletişim kurma imkanı sunuyor.
Özellikle eğitim içerikleri, yaratıcı paylaşımlar ve çevrim içi topluluklar, çocukların sosyal ve bilişsel gelişimine katkı sağlayabiliyor ancak bu imkanlar, bilinçli kullanım ve doğru yönlendirmeyle mümkün oluyor.
Öte yandan, kontrolsüz ve uzun süreli sosyal medya kullanımı bağımlılık, dikkat dağınıklığı, siber zorbalık ve mahremiyet ihlalleri gibi riskleri de beraberinde getiriyor. Çocukların yaşlarına uygun olmayan içeriklere maruz kalması, psikolojik gelişim üzerinde olumsuz etkiler yaratabilirken, dijital ortamdaki görünürlük baskısı da özgüven sorunlarına yol açabiliyor.
Bu nedenle çocukların sosyal medyayla ilişkisi, yalnızca bireysel tercih değil, ailelerin rehberliği, eğitim politikaları ve dijital platformların sorumluluğu çerçevesinde ele alınması gereken çok boyutlu bir konu olarak öne çıkıyor. Güvenli ve dengeli dijital deneyim sağlanması, çocukların hem fırsatlardan yararlanabilmesi hem de risklerden korunabilmesi açısından kritik önem taşıyor.
Uluslararası Af Örgütü Çocukların ve Gençlerin Dijital Hakları Direktörü Hannah Storey, AA muhabirine yaptığı açıklamada, çocukların sosyal medya kullanımında yararlar, tehditler ve alınabilecek önlemlere ilişkin değerlendirmede bulundu.
Storey, çocukların sosyal medya kullanımında ifade özgürlüğü, bilgi arama ve alma gibi eğitim amaçlı faydaların bulunduğunu ancak zararlı ve bağımlılık yaratan içeriklerin varlığının endişeye yol açtığını belirterek, 'Aslında ihtiyacımız olan şey, bu iki farklı alan arasında denge kurmak. Bizim için net olan şey şu, çocukları tamamen dışlamak çözüm değil çünkü bunun sorunun gerçek köküne inmediğini görüyoruz.' dedi.
Asıl gerekli olan şeyin, bu platformların işleyişinde değişiklik yapmak olduğuna dikkati çeken Storey, 'Çocukları çevrim içi tutarak onlar hakkında veri toplamak için uyguladıkları teşvikler de söz konusu.' ifadesini kullandı.
'Bağımlılık yaratan unsurlar, bu platformların işleyişinin ayrılmaz bir parçası'
Storey, sosyal medya bağımlılığı ve bunun zararlarına işaret ederek, '2022 yılında yaptığımız ankette, çocuklar ve gençler uyku ve dikkat eksikliği gibi sorunlarını dile getirmişti. Bu platformlara bağımlı olduklarını belirttiler. Ayrıca bu platformların mevcut ruh sağlığı sorunlarını daha da şiddetlendirdiğini fark ettiler. Örneğin beden algısı sorunları yaşıyorlarsa, onlara bu algıyı pekiştiren içerikler sunuluyordu.' diye konuştu.
Sosyal medya platformlarındaki bağımlılık yaratan işleyişin tesadüf olmadığının altını çizen Storey, 'Aslında bu, sosyal medya platformlarının işleyişinin temelini oluşturuyor. Reklam amaçlı kullanabilmek için hakkımızda veri topluyorlar. İşte bu yüzden platformların işleyişinde köklü değişiklik yapılmasını şiddetle savunuyoruz, zira bu bağımlılık yaratan unsurlar, bu platformların işleyişinin ayrılmaz parçası.' değerlendirmesinde bulundu.
Storey, 2023 ve 2025'te yapılan araştırmaların, sosyal medya platformlarında olumlu ya da olumsuz her türlü ruh sağlığı içeriğine ilgi gösteren gençlerin, algoritmalar sonucu sürekli karşılaştığı benzer içeriklerle depresif ve intihara meyilli düşünceler gibi rahatsız edici konulara sürüklendiğini gösterdiğini vurgulayarak, 'Bunun çocuklar için hem zihinsel hem de fiziksel açıdan ciddi sağlık riski oluşturduğunu görüyoruz.' dedi.
Konunun sadece platformlarda paylaşılan içerikler olmadığını dile getiren Storey, şöyle devam etti:
'Evet, içerik oldukça korkunç ama asıl mesele bunun çocuklara ve gençlere nasıl sunulduğu. Aşırı kişiselleştirilmiş akışlar, onlara aynı içeriği defalarca tekrar tekrar sunuyor. Bunun, çocuklar için yıkıcı etkileri var. Bağımlılık yaratan tasarımı ve algoritmaları ele almak, çocuklar ve gençler için daha iyi bir sosyal medya platformu yaratmanın özünde yer alıyor.'
Storey, platformların alabileceği bazı önlemler olduğuna işaret ederek, 'Örneğin sosyal medyadaki sonsuz içerik akışını kaldırabilirler, algoritmayı alakasız videoları araya serpiştirecek şekilde ayarlayabilirler. Böylece sürekli benzer içeriklerle karşılaşmazsınız. Tabii bana göre bu önlemler sorunun sadece yüzeysel kısmıyla ilgili ve bu şirketlerin gerçekten köklü değişiklik yapma konusunda pek motivasyonları yok.' ifadelerini kullandı.
Hükümetlerin sosyal medya platformlarının iş modelinde düzenlemeler yapması ve değişim için platformları zorlaması gerektiğine inandığını vurgulayan Storey, 'İnsanları, hükümetleri daha da ileri adımlar atmaya teşvik ediyoruz. Bu şirketleri hesap vermeye zorlamayı ve bu platformların işleyişinde değişiklik yapılmasını şiddetle tavsiye ediyoruz.' dedi.