Gündem

Ateşkes Sağlanan Savaşta Trump 5 Hedefinin Kaçını Gerçekleştirdi?

ABD Başkanı Donald Trump’ın “tam zafer” ilan ettiği İran operasyonunda, füze programından rejim değişikliğine kadar açıklanan beş hedefin sahadaki karşılığı tartışmalı. Uzmanlara göre Washington ağır darbe vurdu ancak hedeflerin tamamı gerçekleşmiş değil.

ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a yönelik başlattığı askeri operasyonların ardından ortaya attığı “tam zafer” iddiası, uluslararası kamuoyunda tartışma yaratmaya devam ediyor. Savaşın 40. gününde ilan edilen iki haftalık ateşkes sonrası yapılan analizler, Washington yönetiminin hedeflerine ne ölçüde ulaştığını sorguluyor.

ABD basınından The Washington Post tarafından yapılan kapsamlı değerlendirme, Trump’ın savaşın başında açıkladığı beş temel hedefin sahadaki karşılığını mercek altına aldı. “Operation Epic Fury” adı verilen operasyonun başlangıcında, İran’ın askeri kapasitesini çökertmek ve bölgedeki etkisini kırmak gibi iddialı amaçlar öne çıkmıştı. Ancak gelinen noktada tablo daha karmaşık görünüyor.

İlk hedeflerden biri olan İran’ın füze altyapısının tamamen yok edilmesi konusunda ABD yönetimi oldukça iddialı açıklamalar yapıyor. Pentagon yetkilileri, üretim tesislerinin büyük ölçüde devre dışı bırakıldığını savunsa da, uzmanlara göre İran hâlâ füze üretme ve kullanma kapasitesini tamamen kaybetmiş değil. Savaş boyunca füze saldırılarında azalma görülse de bu kapasitenin tümüyle ortadan kalktığına dair kesin bir kanıt bulunmuyor.

Benzer bir durum İran donanması için de geçerli. ABD tarafı, İran’a ait deniz gücünün büyük bölümünün etkisiz hale getirildiğini öne sürüyor. Özellikle Basra Körfezi’ndeki operasyonlarda ciddi kayıplar verildiği ifade ediliyor. Ancak uzmanlar, bu durumun “tamamen yok edilme” olarak nitelendirilip nitelendirilemeyeceği konusunda temkinli. Zira İran’ın deniz ticaretine tehdit oluşturma kapasitesi yalnızca donanmasıyla sınırlı değil.

Trump yönetiminin bir diğer hedefi ise İran’ın bölgedeki vekil güçler aracılığıyla ABD unsurlarına saldırmasını engellemekti. Ancak analizlere göre bu alanda doğrudan ve kapsamlı bir askeri strateji uygulanmadı. Hizbullah, Husiler ve diğer gruplara yönelik geniş çaplı bir operasyonun yapılmamış olması, bu hedefin sınırlı düzeyde ele alındığını gösteriyor.

Nükleer programın durdurulması da operasyonun temel gerekçeleri arasında yer aldı. Trump, daha önce İran’ın nükleer tesislerinin yok edildiğini iddia etmişti. Ancak mevcut veriler, zenginleştirilmiş uranyumun hâlâ İran’ın elinde bulunduğunu ortaya koyuyor. Bu durum, nükleer tehdidin tamamen ortadan kaldırılmadığına işaret ediyor.

En tartışmalı başlıklardan biri ise rejim değişikliği oldu. Trump, İran’da yönetimin değiştiğini öne sürse de, ülkenin dini liderlik yapısının devam ettiği görülüyor. Ali Khamenei sonrası göreve gelen Mojtaba Khamenei ile birlikte sistemin temel yapısında radikal bir değişim yaşanmadığı değerlendiriliyor.

Genel tabloya bakıldığında, ABD’nin İran’a ciddi askeri zarar verdiği açık olsa da, açıklanan hedeflerin tamamına ulaşıldığını söylemek zor görünüyor. Uzmanlar, sahadaki gelişmeler ile siyasi söylemler arasındaki farkın dikkat çekici olduğuna işaret ediyor.