Ramazan ayının o kendine has, dinginleştirici ikliminden çıkıp bayramın coşkusuna adım atıyoruz. Bir yanda sabrın, içsel bir yolculuğun ve tutulan oruçların getirdiği manevi huzur; diğer yanda sevdiklerimizle kucaklaşmanın tatlı telaşı var. Peki ama bayram, bugün hızla akan hayatlarımızda gerçekten ne ifade ediyor?
Sadece Bir "Tatil" Mi?
Modern çağın getirdiği koşturmaca, ne yazık ki bayramlarımızın o derin ve birleştirici anlamını zaman zaman gölgeliyor. Giderek "uzun bir tatil fırsatı" olarak görülme tehlikesi yaşayan bu müstesna günler, aslında toplumsal bağlarımızı onaran en güçlü köprülerdir. Bayram, sadece yeni kıyafetler giymek veya ikramlıklar hazırlamak değil; küslüklerin bitirildiği, komşunun kapısının çalındığı, yalnızların ve yaşlıların hatırlandığı o ince düşüncedir.
Asıl Tatlı Olan Nedir?
Bir aylık arınmanın ardından sofralarımızı şenlendiren tatlılar elbet güzeldir. Ancak asıl damakta ve hafızada kalan tat, uzun zamandır halini hatrını soramadığımız bir dostun yüzündeki tebessümdür. Kapıdan içeri giren bir çocuğun gözlerindeki saf bayram sevincidir. Dayanışmanın, bir sokağı veya bir şehri nasıl tek bir aileye dönüştürebildiğini en iyi bu günlerde anlarız. Birlikte olmanın, dertleri bölüşerek azaltmanın iyileştirici gücüne her zamankinden daha çok ihtiyacımız var.
Gelin bu bayram, o çok özlediğimiz bayramların ruhunu kendi evimizde, kendi sokağımızda yeniden diriltelim. Mesafeleri bahanelere kurban etmeden, sesimizle, sözümüzle, varlığımızla sevdiklerimizin yanında olalım. Çünkü bayram, ancak gönülden paylaşıldıkça asıl anlamına kavuşur.
Sevginin, saygının ve hoşgörünün eksik olmadığı; kalplerin birbirine daha da yakınlaştığı, sağlıklı, huzurlu ve bereketli bir bayram diliyorum. Gerçek anlamda "bayram" gibi bir bayram yaşamanız temennisiyle...