BİR EKMEĞİ BEŞ PARÇAYA BÖLERDİK

Son günlerde yaşanan olaylar, tüm ülkemizi derinden yaraladı,

Maraş’ta bir orta okulda olan olayda, hayatını kaybedenlere Allahtan rahmet diliyorum.

Yaralı kardeşlerimize Allah’ım acil şifalar versin. Ülkemizin başı sağ olsun yakınlarına Allah sabırlar ihsan eylesin. Bu cinayetler hepimizin yüreğini dağladı. Öğretmenler insanları eğiten, yetiştiren kutlu mesleğe sahip insanlar. İnsanlığa büyük emeği olan, öğretmene kıymak, öğretmeni hedef almak, bu nasıl bir düşünce anlamaktan zorluk çekiyorum.

Kahramanmaraş’ta, Şanlıurfa’da yaşanan bu olaylar, toplum vicdanını derinden yaralayan vahim olaylar.

Allah tekrarını yaşatmasın, göstermesin diye dua ediyorum. Hiç suçu olmayan çocuğunu okula gönderiyorsun başına bu acımasız olaylar geliyor. Sabah erkenden hazırlanıpokula giden öğretmenimiz, çocuklara ders anlatayım diye sınıfına giriyor, bu acımasız olaylar başına geliyor. Ne kadar acı.

Demek ki bazı aileler çocuğuna, eğitim görmeyi değil silah kullanmayı öğretiyor. Cümle ailelere sözüm, çocuklarınıza silah kullanmayı, kavga etmeyi değil okuyup başta vatanına, milletine, öğretmenine, kendi arkadaşına saygılı olmayı öğretelim.

Öğretmene kıymak, öğrenci arkadaşına kıymak ne demek.

Öğretmene, kendi arkadaşına kıymak, bu zalim davranış cümle insanlığa kıymak demektir. Birlikte eğitim gördüğün arkadaşına ne kadar yanlış ne kadar zalimce bir davranış.

Aklı başında olan bir insan böyle acımasızca insana kıymaz. Bu nasıl bir düşünce anlaşılır gibi değil. Sonuç ne sen yaşa ne de ben. Böyle bir düşünce yok olmak anlamına gelir. Allah’ın verdiği canı ancak Allah alır. Bu ne barbarlık, bu ne vicdansızlık, anlaşılır gibi değil.

Çocuğun hastaysa, doktora götüreceksin. Hasta çocuğa bir de silah eğitimi vermek, akıl işi değil. Yani şunu anlıyorum, bugünden sonra Devlet okullara bekçi göndermiş.

Tamam güzelde devlet fert başına bir memur dikemez.

Özel okulların da güvenlik görevlisi önceden de vardı. Bu konuda velilere de büyük görevler düşüyor. Çocuk okula giderken kimlerle konuşuyor. Okuldan çıkıp düzgün evine geliyor mu.

Öğretmene sayılı oluyor mu. Derse katılma oranı nasıl oluyor. Öğretmeni dinliyor mu. Bunları okul aile birliğiyle, okul idaresiyle istişare etmek önemli. Zaten benim çocuğum çalışıyor, demekle olmaz.

Çocuk okulda, tamam, zaten dersine de çalışıyor demekle olmaz.

Okulda arkadaş gurubuyla nasıl geçiniyor. Arkadaş gurubu ders mi çalışıyor, oyun peşinde mi ana, baba bunları takip etmeli. Kavgalara mı karışıyor, arada bir çantasına bakmalı, sigara mı var, idareye çocuğun durumu ne diye sormalı.

Ayrıca çocuğuna öğretmenin anlattığı dersleri dinlemesini anlatmalı. Herkes üstümüze düşeni yapmak durumundayız. Okullarda kendi arkadaşına şiddet uygulayan insanları duydukça, bugünden sonra toplu mekanların durumunu iyi düşünmek lazım.

Böyle giderse, bu psikolojiyle öğretmen nasıl ders anlatacak,

Öğrenci nasıl okula gelecek bilemiyorum. Ne oldu bize demekten başka bir söz düşünemiyorum. Bir kişinin çantasında beş silah, evinde yedi silah, hayrola cephanemi kurmuşlar.

Bir evde bu kadar silah olması da düşündürücü bir durum. Bu gibi hadiseler insanların birbirine güvenini zedeler.

Bana göre silah sadece askerimizde, polisimizde, güvenlik görevlilerinde, bekçimizde olsun. Sivil halkasilah satışını sınırlandırmalı. Silah taşıması gereken insanlarda yaş sınırına uymayanlara caydırıcı cezalar uygulamalı. Ruhsatlı da olsa en azından, silah ruhsatı alan kişi sağlık kontrolünden geçmeli diye düşünüyorum.

Her parası olan bir ruhsatlı silah alırsa bunun önüne geçilmez. Silahlar ortada geziyor. Babanın silahını çocuklar alıp okula gitsin dersek, belli bir yaş gurubunda ki çocuklara silah eğitimi verirsek hem çocuğa hem de insanlığa zarar vermiş oluruz. Çocuğa dersle ilgili, sanatla ilgili kitap alalım. Kitap okuma alışkanlığına yardımcı olalım.

NE OLDU

Kardeş gibi mutlu mesut yaşardık,
Bu kötü eğitimi nereden aldık.
Arkadaş demek, kardeş demekti,
Okulda derdimiz ders dinlemekti.
Arkadaş deyince kardeş bilirdik,
Bir ekmeği dört parçaya bölerdik.
Tatlı söz olurdu bizim sözümüz,
Her lahza gülerdi dostlar yüzümüz.
Ne söylesem ne anlatsam olmuyor,
Huzursuz insanın yüzü gülmüyor.
Öğretmenlerimize saygı duyardık,
Kendi nefsimizden üstün sayardık.
Göstermelik değil candan severdik,
Arkadaşla dere tepe koşardık.
Anlamadım şimdi bize ne oldu,
Onlarca fidanımız açmadan soldu.
Okulun bahçesi gül bahçesiydi,
Gelen karga değil bülbül sesiydi.
Ders zili çalınca bayram ederdik,
Öğretmenin gelmesini beklerdik.
Güzelim duygular kaybolup gitti,
Kardeşin kardeşe güveni bitti.
Yürek dayanmıyor yandı özümüz,
Ekrana bakınca doldu gözümüz.
Kaya der karamsar yüzler soluyor,
Bilmiyorum dostlar neler oluyor.