BİZ GÜZEL DÜŞÜNELİM

Şu fani âlemin geçici olduğunu da hesaba katarak gelin daima biz kendi özelimizde en güzel olanı yapalım. Çalıştığımız iş yerinde, mahallemizde, köyümüzde, kentimiz de nerede olursak olalım, doğrudan ayrılmayalım. Karşımızdaki insanlar da kusur aramayalım biz daima kendimiz arada bir aynaya bakalım.

Esnaflık yapıyorsak, ürünlerimizi değerinde fazlaya satmayalım. Bugün kâr sandığımız üç beş kuruş yarın ahirette bize misliyle sorulur. O bakımdan hesabımızı düzgün yapalım, gören yok demeyelim. Hiç kimse görmese âlemleri yaratıp rızkını verip yaşatan cenabı Allah görüyor. Aklımızda şunu çıkarmayalım, dama, bizleri gören gözeten var. Şu üç günlük dünyada gaflet uykusuna dalmayalım.

Hesapsızca zamların yapıldığı, şu kritik dönemde biz kendi hesabımızı iyi yapalım. Birileri Devletten habersiz zam yapıyor, serbest piyasa deyip bu savruntulara kapılıp gaflet uykusuna dalmayalım üç kuruş fazla kazanmak uğruna vebal almayalım. Kul hakkını yüce kitabımız Kur-anı kerim tarif ediyor aşağı yukarı aklı başında olan herkes biliyor.

Ayrıca Âlemlere rahmet gelen iki cihan serveri efendimiz, önderimiz, Peygamberimiz, Muhammed Mustafa şöyle buyuruyor, bizi aldatan bizden değildir, diye bize hadislerle bildiriyor. Zaman zaman görüyoruz, iş yerlerinde etiket değişiyor. Ne hikmetse kur yerinde dursa da bazı ürünlerin fiyatları yerinde durmuyor, sonumuz nereye gidecek bilemiyorum.

En güzel kazanç bence hakkıyla iş yapmak, hakkıyla iş yapınca insanın kazancı daha da bereketli olur. Kâr oranı yüce kitabımız Kur-anı kerimde tarif edilmiştir. Onu da aşağı yukarı her kes biliyor. Tabi bu savruntuda zamların at sürdüğü şu ortamda ürünlerini düzgün fiyatlara satan, kardeşlerimiz de var. Onlar bu rüzgarlara kapılmadan insanlara güzel hizmet vermeye devam ediyor.

Yani bu arada esnaflar zararına ürün satsın demiyorum. Fakat bu son günlerde bazı ürünler her markette ayrı fiyata satılıyor onu anlamış değilim. Şimdide kur yerinde dursa da zamlar durmuyor petrol zamlandı, diye her ürüne yani, iğneden ipliğe, her ürüne zam geldi, diye haberler yayılıyor. Bizde gayrı bu haberlere alıştık.

Şu dünyada tarım alanı en güzel olan ülke olmamıza rağmen tarım ürünlerimiz yüksek fiyatlara satılıyor. Köylü mazot pahalı ekim alanı sınırlandı diye dert yanıyor. Bir de şöyle bir konu var ki hiç anlamıyorum. Köylüde beş lirada alınan kuru soğan şehirde en az yirmi liraya satılıyor. Bunun gibi patates köyde beş liradan alınıyor. Şehre gelince yirmi beş lira civarında satılıyor buna benzer daha çok tarım ürünlerimiz bu şekil satılıyor. O zaman köylü kardeşlerimiz mazot gübre parasını çıkaramıyor. Zarar edince ikinci sene ekim işini sınırlandırıyor. Sebze halın da fiyatlar oldukça yükseliyor. Bu hesap nasıl bu kadar kabarıyor. Yetkililer bir çözüm bulurlar diye umut ediyorum.

Şu cennet vatanımız da tarım arazilerimiz ne ekilse on katını veriyor. Bizim topraklarımız hepsi bereketli, hamd olsun cenabı Allah bu cennet vatanı bizlere kısmet etmiş. Şükürler olsun. Üç tarafı derya bir yanı sahra eşsiz bir vatanımız var, hamd olsun. Yine bu güzelim ilkbahar ayında, boş olan yerlerimize fidan dikelim. Malatya bereketli bir şehir, toprağına ne eksen oluyor. Derken. Şiirimi sizlerle paylaşayım.

GİTMEDEN ÖNCE

Şu üç günlük dünya kimseye kalmaz,

Güzel düşünelim satmadan önce,

Haksız kazanç yapma faydası olmaz,

Kendine gel fani tatmadan önce.

Şu dünyanın malı dünyada kalır,

Ölüm Meleği ansızın gelir,

O tatlı canını gün olur alır,

Güzel işler düşün gitmeden önce.

Kazan helalında haramı katma,

Garibi görünce başından atma,

Esnafsan ürünü pahalı satma,

Uyan musallaya yatmadan önce.

Allah’a bel bağla yolundan şaşma,

Sözde dürüstlere akıl danışma,

Yalancı olanın peşinden koşma,

Yola bak çamura batmadan önce.

Vergini, harcını gününde yatır,

Günahını taşıyamaz kırk katır,

Güzelim aklını başına getir,

Tatlı söyle, boş laf atmadan önce.

Âşık Kaya’m söyler, söyler ağlarım,

Soldu al yeşilli güzel bağlarım,

Bugün bahar seli gibi çağlarım,

Bir fidan dik ömür bitmeden önce.