Malatya’da 19. yüzyılın başlarında yaşandığı düşünülen bir olay, kentin kaderini değiştirdi: “Sönen ateşle başlayan göç.” Halk arasında kuşaktan kuşağa aktarılan bu anlatı ve Beydağı’na dair Ermiş efsanesi, sadece tarihsel değil, aynı zamanda inanç temelli bir göç hikâyesini gün yüzüne çıkarıyor.

ESKİ MALATYA’NIN TERK EDİLME SEBEBİ

Tarihi kaynaklar, Eski Malatya’nın terk edilmesinde askeri ve idari nedenlerin etkili olduğunu gösteriyor. Hafız Paşa’nın karargâhını kentte kurması ve askerlerin uzun süreli konaklaması, halkın günlük yaşamını zorlaştırdı. Bu durum, Malatyalıların yaz aylarını Aspuzu bağlarındaki evlerinde geçirmesine yol açtı.

Başlangıçta geçici görünen bu göç, zamanla kalıcı bir yerleşime dönüştü. Ancak halk arasında, göçün nedeni yalnızca idari ve askeri baskılar değil, uğursuzluk işaretleri olarak da yorumlandı.

SÖNEN ATEŞ VE UĞURSUZLUK

Halk anlatılarına göre, her yıl Aspuzu’ya göç eden Eski Malatyalılar, evlerindeki ateşi bir kuyuda saklardı. Bu ateş, bereketin ve yaşamın devamını simgeliyordu. Ancak bir yıl döndüklerinde, kuyudaki ateşin sönmüş olduğu görüldü.

Bu olay halk arasında uğursuzluk olarak yorumlandı ve Eski Malatya’nın tamamen terk edilmesi için bir işaret olarak kabul edildi.

BEYDAĞI ERMİŞİ: MALATYA’NIN GİZEMLİ BEKÇİSİ

2026 Nevruz Bayramı Ne Zaman? Hangi Güne Denk Geliyor?
2026 Nevruz Bayramı Ne Zaman? Hangi Güne Denk Geliyor?
İçeriği Görüntüle

Eski Malatya’ya dair anlatılar, Beydağı’na bağlı Ermiş efsanesiyle devam ediyor. Rivayete göre Beydağı’nda taşlaşmış bir Ermiş uyumaktadır ve her yıl uyanarak sorar:

“Eski Malatya Ovası altın sabanla sürülüyor mu?”

Cevap olumsuzsa yeniden uykuya dalar. Söylenceye göre ova bereketliyse ve sabanlar bile altından yapılacak düzeye ulaşırsa, Ermiş yeniden canlanacaktır.

TARİH VE EFSANENİN BULUŞTUĞU NOKTA

Eski Malatya’nın terk edilişi, tarihsel belgelerle birlikte değerlendirildiğinde bir göç süreci olarak görülüyor. Ancak halk anlatıları, bu olayı efsanelerle anlamlandırıyor. Sönen ateş ve Beydağı Ermişi, Malatya’nın kültürel hafızasında halen önemli bir yer tutuyor.

Muhabir: Hüseyin Canbay