İtalyanlar kazıyor Malatya’yı dünya tanıyor

Salvatore M.Puglisi sonra da Alba Palmieri başkanlığında Roma La Sapienza Üniverstesinden gelen ekiplerin başlattığı kazı çalışmalarının İtalyanlar tarafından sürdürüldüğü Arslantepe, içinde barındırdığı tarih ve tarihi eserlerle dünya çapında ilgi görüyor.

Yusuf Durdu
Yusuf Durdu Tüm Haberleri
İtalyanlar kazıyor Malatya’yı dünya tanıyor
İtalyanlar kazıyor Malatya’yı dünya tanıyor
+3
Haber albümü için resme tıklayın

UNESCO Dünya Kültür Mirası Kalıcı Listesi’nde yer alan Malatya’daki Arslantepe Höyüğünde her yıl kazı çalışmaları İtalyanlar tarafından yürütülüyor.

UNESCO’nun gözdelerinde Arslantepe Höyüğü, kalıcı listeye girdiği tarihten bugüne binlerce yerli ve yabancı turiste misafirlik yapıyor. Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023 depremlerinin yıkıcılığına rağmen ayakta kalan ve büyük hasar almayan Arslantepe, dünyanın dikkatini üzerine çekmeye başladı.

İtalyanlar kazıyor Malatya’yı dünya tanıyor

1960’TAN BUYANA İTALYANLAR KAZIYOR

Arslantepe, sadece Malatya ve Türkiye için değil, dünya tarihi içinde oldukça büyük bir önem taşırken, 1960’tan buyana İtalyan arkeologlar kazı çalışmalarına geliyor.

1961’de önce Salvatore M.Puglisi sonra da Alba Palmieri başkanlığında Roma La Sapienza Üniverstesi’nde bir ekip tarafından kazı çalışmaları devam etti. Prof. Dr. Marcella Frangipane ise Arslantepe’ye 45 yılını verdi. Frangipane, Arslantepe’nin UNESCO kalıcı listesine alınmasında en büyük pay sahibi oldu.

Uluslararası bir ekibin çalıştığı Arslantepe Höyüğü’nde çok farklı disiplinler ve arkeologlar çalışıyor. Yapılan bu çalışmalar, Marcella Frangipane ve İtalya La Sapienza ekibine İtalya, Çin ve Amerika başta olmak üzere birçok ödül getirdi. Arslantepe’yi anlatan 5 kitap ile birlikte 200’den fazla makale yazıldı. Frangipane’den sonra Prof. Dr. Francesca Balossi Restelli başkanlığında kazı çalışmaları devam ediyor.

Anadolu’da ‘ İlk Şehir Devleti’nin yapılarının ortaya çıkarıldığı Arslantepe Höyüğü'nde 2019 yılında yapılan kazılarda çok sayıda tarihi materyal ve eser bulundu. İtalya Kazı heyeti tarafından yapılan kazılarda seramik parçalarından fincana, ok ucundan boncuk tanelerine, kemik alet ve ağırşaklardan, çakmak taşlarından müzik aletlerine ve 5 bin 700 yıllık çocuk iskeletine rastlanıldı.

İtalyanlar kazıyor Malatya’yı dünya tanıyor

İLK DEVLET ŞEKLİ ARSLANTEPE’DE ORTAYA ÇIKTI

Arslantepe’de ilk kazılar 1930’larda Louis Delaporte başkanlığında bir Fransız ekip tarafından yapıldı. II. Dünya Savaşı’ndan sonra Fransız Arkeolog C. Schaeffer alanda birkaç derin sondaj açmışsa da sürekli kazılar 1961’de, önce Salvatore M.Puglisi, sonra da Alba Palmieri başkanlığında Roma “La Sapienza Üniversitesi”nden bir ekip tarafından başlatılmıştır. Palmieri’nin 1990’da ölümünden sonra kazı başkanlığını 2019 yılına kadar yine aynı Üniversiteden Marcella Frangipane sürdürdü. 2020 yılı itibariyle Francessa Balossi başkanlığında çeşitli ülkeler ve Türkiye’den oluşturulmuş ekiple kazı çalışmalarına devam edilmektedir.

Höyükte yapılan kazılar sonucunda; M.Ö. 3300-3000 yıllarına ait bir kerpiç saray, M.Ö.3600-3500'lere ait tapınak, iki bini aşkın mühür baskısı, kaliteli metal eserler bulunmuştur. Elde edilen veriler göstermektedir ki o dönemde Arslantepe, aristokrasinin doğduğu ve ilk devlet şeklinin ortaya çıktığı resmi, dini ve kültürel bir merkezdir.

Sarayın koridor duvarları baskı motif ve duvar resimleri ile bezenmiştir. Binanın çeşitli bölümlerinde çok sayıda mühür baskısının bulunması, idari etkinliklerin yoğunluğunu ve çok sayıda memurun çalıştığını ortaya koymaktadır. Höyük, Yakın Doğu'da ilk Devlet toplumunun ortaya çıkışına istisnai biçimde tanıklık ederken, 4. binyıl Uruk uygarlığıyla ilişkili olmasına karşın özgün mimari özellikler sergilemektedir.

İtalyanlar kazıyor Malatya’yı dünya tanıyor

5.bin yılın sonundan 4.bin yılın sonuna kadar olan zaman süresi içinde Malatya’nın bu bölgesi her ne kadar Yukarı Mezopotamya’nın bir parçasını oluşturmaktaysa da tam anlamıyla yerel özelliklerini yitirmemiştir. Özellikle 4.bin yılda Arslantepe Orta Fırat bölgesindeki yerleşmeler içinde önemli bir yer tutmaktadır. Geç Kalkolitik Çağ’da yerel yüksek tabakalardan oluşan sınıf, politik ve dinsel egemenliğin yanı sıra ekonomiyi, ürün ve üretim idaresini ellerinde tutmaktaydı. Yörenin su kaynakları bakımından zengin, dolayısıyla tarım için son derece uygun, ayrıca sık sık taşan Fırat Irmağı’nın taşkın alanı dışında kalması gibi ayrıcalıkları, Arslantepe’nin en azından M.Ö.5.bin yıldan Bizans Dönemi’ne kadar kesintisiz olarak iskân edilmesinde önemli etkendir. Yörenin doğal yapısından kaynaklanan gücü, yüksek tarım potansiyeli ile birleşince Arslantepe, topraklarını denetim altında tutabilen ve bölgedeki hammaddeyi işleyen ya da en azından işlenmesini organize eden egemen bir merkez konumunu kazanmıştır.

Saray kompleksinde arsenikli bakır alaşımlı, gümüş kakmalı kılıç, hançer gibi silahların yanı sıra yüksek ayaklıklı meyvelikler ve Mezopotamya tipi uzun vazolar da ele geçmiştir. Ayrıca sarayın hemen yanında M.Ö.2900’tarihlenen önemli bir kişinin (belki bir kralın) mezarı da ortaya çıkarılmıştır. Mezardaki zengin ölü hediyeleri ve mezarı kapatan taş kapak üzerinde bulunan kurban edilmiş 4 genç insan cesedi, bu mezarın bir kral mezarı olduğunu düşündürmektedir.

Geç Uruk Dönemi’ne ait yapılar büyük yangınlarla ortadan kalktıktan sonra ortak kullanım alanı terk edilmiş, yerli geleneğe yabancı topluluklar yerleşmiştir. Bunu, gerek yerleşim düzeni ve konutlar, gerekse Doğu Anadolu-Transkafkasya kökenli çanak-çömlekler kanıtlamaktadır. Yerleşmenin ekonomik ve kültürel özellikleri bu yeni gelenlerin temelde kırsal, büyük olasılıkla yarı göçebe küçük topluluklardan oluştuğunu gösterir.

İtalyanlar kazıyor Malatya’yı dünya tanıyor

Arslantepe’de Erken Tunç Çağı II (M.Ö.2700-2500)’nin başlangıcında Torosların kuzeyinde kalan bütün bölge Erken Tunç I’deki etkileri hala süren Suriye-Mezopotamya kültüründen kopmuş ve Doğu Anadolu- Transkafkasya kökenli geleneklere dayanan özgün ve incelikli bir kültür ortaya koymuştur. 3.bin yılın ikinci yarısında Erken Tunç III (M.Ö.2500-2000)’de bölgede yerel kültüre dayanan ve Anadolu’nun kentleşme geleneğine uygun bir yerleşme düzeninin yanı sıra surlarla çevrili kentlerin inşa edilmesine yol açan yeni bir süreç başlamıştır. Arslantepe’deki bu yerleşme Erken Tunç II’nin teraslar üstündeki geniş odalı büyük evlerini kullanmayı sürdürmüş ancak tepenin yamacından aşağıya doğru gelişmiştir.

İtalyanlar kazıyor Malatya’yı dünya tanıyor

M.Ö.2000 yılında Arslantepe, Fırat Nehri’ne doğru genişleyen Hitit İmparatorluğu’nun Melidia-Meliddu adıyla şehri olarak kullanılmıştır. Bu yerleşim tepenin kuzey-doğu yamacına açılan şehir kapısı ve avlusuyla Orta Anadolu Hitit kentlerine benzeyen, etrafı toprak surla çevrili bir Geç Hitit şehri olarak kullanılmıştır.

M.Ö. 5.binden-M.Ö.712 tarihindeki Asur istilasına kadar yerleşim yeri olarak varlığını sürdüren Arslantepe daha sonra bir süreliğine terk edilmiş, M.S. 5-6.yy’lar arasında ise Roma Dönemi köyü olarak kullanılmış ve daha sonra Bizans Nekropolü (mezarlık) olarak yerleşimini tamamlamıştır. Kazılara Geç Uruk dönemi Sarayı ile Geç Hitit Sarayı alanında devam edilmektedir.

 

İtalyanlar kazıyor Malatya’yı dünya tanıyor

23 Şub 2024 - 10:19 Malatya- Kültür & Sanat

Mahreç  Yusuf Durdu


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Malatya Söz Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Malatya Söz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Malatya Söz editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Malatya Söz değil haberi geçen ajanstır.