Hayatı Ekran Sandık

Televizyon, denilince aklımıza ilk gelen şeyler, haber verme, bilgilendirme, eğlendirme gibi işlevler gelmektedir. Birçok değişimin gerçekleşmesine ve toplumsal dönüşümde önemli bir etken haline gelmiştir. Bu bağlamda televizyon ruhsal, bedensel ve toplumsal olmak üzere izleyiciler üzerindeki türlü etki oluşturmaktadır.

Bu etkiler ise, aynı zamanda televizyonun teknik ve yapısal üstünlüğü nedeniyle, izleyicide kendine yönelik uyandırdığı algısal seçicilik ile de, ilgilidir. Yani televizyon hayatın her alanında ve anında, insanoğlu için vazgeçilmez bir eğlence ve haber kaynağı haline gelmiştir. Dolayısıyla televizyon karşısında geçirilen zaman her gün daha da artmış, birçok temel ve hayati amaç, televizyon aracılığıyla giderilir hale gelmiştir.

Özellikle son yıllarda televizyon teknolojisinde, yaşanan gelişmeler dikkate alındığında, dijital yayıncılık ve daha öncesindeki kablolu televizyon yayıncılığı nedeniyle görüntü ve ses kalitesindeki artış ile birlikte kanal sayısında müthiş bir çeşitleme gerçekleşmiş ve tam da bu nedenle, her türlü ihtiyaç televizyon üstünde giderilir hale gelmiştir. Böylece televizyon insan ve toplum üzerindeki olumlu ve olumsuz olarak, nitelendirilebilecek etkilerinde var olmasını göz ardı edilemez.

Örneğin; İnsan ilişkilerinde yapısal değişikliklere neden olmaktadır. Ve televizyon kendine has özellikleri gereği, etkileşime açık bir düzeneğe sahip değildir. Ve bu özelliği kitleleri edilgenliğe itmiş, kültürel ve psikolojik yetersizliklere zemin hazırlamıştır. Biz teknoloji denilen çağın insanlarıyız. Televizyonla dünyaya gözlerimizi açtık, büyüdük, filmler izledik, yabancı yabancı filmlerde tanıştık şiddetle. Öldürüyor öldürüyordular. Öldüren kahramanımızdı ya! Seviniyorduk. Öleni ve sevenlerini, düşünmeden. Nasıl olsa ekrandaydı, sadece bunlar önemsemedik. Televizyonda yerli filmler ve diziler de kanla yoğruldu, öldürüyor ölüyor, ölmüyorlardı ama onlar ekrandaydı, hayatı ekran sandık…

Ve niçin bu savaşlar bu öfke niye? Akıllarda savaş fikirlerde öfke, çünkü bu iletişim aracı olan televizyon hayatımıza girdiği günden beri birçok şeyi değiştirdi. İnsanların birçok konuya karşı, farklı bakış açıları geliştirmelerini sağladı. Böylece televizyonda yayınlanan, her program insanların duygu ve düşünce dünyalarına farklı şeyler kattı. Televizyondaki, hemen hemen her programda şiddet ön planda. Çizgi filmlerde dahi şiddet, ana konuları oluşturuyor. Böylece programlar ise insanların, düşünce ve duygu dünyalarına, büyük zararlar veriyor. Yani televizyon gibi önemli bir aracın kötü şekillerde kullanılması, bizleri bir bala zehir koyulması gibi çok acı geliyor… Çoğumuzun beyinleri bulanıyor. Oysaki eğitim için kullanılması gereken bir araç, bir nevi ölüm makinesine dönüşüyor ve bizleri sonunu bilmediğimiz bir hayal dünyasına sürüklüyor, ne yazık ki!

Oysaki televizyon yanlış ve bilinçsiz kullanıldığı zaman tehlikelidir. Bilinçli bir toplumda, televizyon çok faydalı bir şekilde kullanılabilir. Bu en yaygın, görsel yayını eğitim için kullanırsak, çok güzel bir gençlik yetişecektir. Bu bağlamda televizyonun eğitim ve öğretimdeki katkısı, hem dolaylı hem de dolaysız yönden incelendiğinde çok önemlidir. Televizyonu anlamaya çalışmak gerekir. Çünkü bu araç gündelik yaşam deyimimizin bir parçası olmakla kalmaz, yaşamamızı adlandırmamızda, duygu ve düşüncelerimizin, önceliklerimizin, yaşam tarzımızın bilinçlenmesinde yol gösterici mesajlar gönderir bize, güzel, çirkin, doğru, yanlış gibi kavramları sınamakta kullanacağımız ölçütler sunar.

Kısacası; Televizyon programları, diğer tüm anlatıları ya da metinler gibi ancak izleyicilerle etkileşim içinde gerçekleşirler. Aksi halde, çocuğun izlediği programlarda ki kişilerin veya daha yoğun olarak filmlerdeki karakterlerin yerine kendini koyması nedeniyle özgün kimliği etkilenmektedir. Çoğu kez hayran olduğu kahraman, ya da karakter, büyüyünce olmak istediği kişidir.

Böylece, çocuk kendi kişisel bilinci, çalışması ya da yetenekleri ile değil, tamamen farklı etkilenmelerle büyüyünce,”O” her neyse olmak istemektedir. Örneğin, bu bazen bir yarışma programı sunucusu, bazen filmdeki kötü adamları döven erkek karakter, bazen de güzelliği sayesinde zengin ve yakışıklı bir erkekle evlenen bir kadın karakter olabilmektedir. Bunlar aynı zamanda çocuğun okuma, yorumlama, yetilerinin gelişmemesine de neden olmaktadır.

Bazen ise, televizyon çocuk ve genç için gerçek dünyaya açılan bir pencere, kolayca bulamadıkları bilgileri edindikleri bir kaynak görevi de görür. Araştırmalar sonucunda ise televizyonun tek başına çocuğu şiddete yöneltmediğini ancak özendirdiğini ve arttırdığını da göstermiştir…

Hep el ele verelim, en güzel çocukları yetiştirelim. Çiçekler gönlümüzce olsun…