Malatya’nın ve Türkiye’nin en önemli ihracat ürünlerinden biri olan kayısıyla ilgili yıllardır cevabı netleşmeyen “Kayısının sahibi kim?” sorusu yeniden gündeme geldi. Malatya Kayısı İşletmeleri Derneği (MAKİD) Başkanı Rahmi Semiz, yaptığı değerlendirmede kayısının gerçek sahibinin üretici olduğunu vurgulayarak mevcut yapıların bu sorumluluğu yeterince üstlenmediğini söyledi.
Kayısının zaman zaman farklı kurumlar tarafından sahiplenildiğini, ancak iş sorunların çözümüne geldiğinde sorumluluğun başkalarına bırakıldığını ifade eden Semiz, bu durumun kayısıyı fiilen sahipsiz bıraktığını belirtti. Kayısı için kurulmuş bir vakıf olmasına rağmen, bu yapının yetki ve sorumluluklarının kamuoyunda yeterince bilinmediğine dikkat çeken Semiz, geçmişte görev yapmış birçok valinin dahi bu süreçler hakkında sağlıklı bilgiye sahip olmadığını dile getirdi. Valilerin doğru ve eksiksiz bilgilendirildiğinde her zaman üreticinin yanında durduğunu vurgulayan Semiz, sorunların çoğu zaman eksik ya da tüccar merkezli bir bakış açısıyla aktarıldığını savundu.
Kayısının ihracat ürünü olması nedeniyle tescil işlemlerinin borsa üzerinden yürütülmesinin, zamanla “kayısının sahibi borsadır” algısını doğurduğunu ifade eden Semiz, borsaların ticari yapılar olduğuna dikkat çekti. Üreticinin oyuyla seçilmeyen ve üreticiye karşı doğrudan sorumluluğu bulunmayan yapıların, üreticinin hakkını ne ölçüde savunabileceğinin sorgulanması gerektiğini belirten Semiz, kayısının alın teriyle üretilen bir ürün olduğunu vurguladı.
Üreticinin iradesinin ziraat odaları aracılığıyla ortaya çıktığını hatırlatan Semiz, üreticinin sandıkta oy vererek yetkilendirdiği kurumun ziraat odaları olduğunu söyledi. Buna rağmen kayısı gibi stratejik bir ürünün kaderinin tüccar ağırlıklı yapılara bırakılmasının piyasanın algılar üzerinden yönetilmesine yol açtığını ifade eden Semiz, bir gün ürün bol denilerek, ertesi gün ürün yok denilerek fiyatların masa başından belirlendiğini dile getirdi.
Bu sürecin sonunda çoğu zaman zararla sezonu kapatan tarafın üretici olduğunu kaydeden Semiz, aracı ve tüccarın kazandığı bir düzenin sürdürülemez olduğunu söyledi. Kayısının gerçek sahibi olan üreticinin, bugün kendi ürettiği ürüne sahip çıkacak bir yapı arar hâle geldiğini belirten Semiz, bu tabloyu “yaman bir çelişki” olarak nitelendirdi.
2025 yılında don nedeniyle ürünün neredeyse hiç olmadığı bir dönemde, İran ve Özbekistan menşeli kayısıların kaçak yollarla ülkeye sokulduğu ve “Malatya kayısısı” adıyla piyasaya sürüldüğüne dair iddialara da dikkat çeken Semiz, bu konunun yeterince araştırılmamasını sahipsizliğin en somut göstergelerinden biri olarak değerlendirdi. Ürünün olmadığı bir yılda dahi stokların konuşulmasının meselenin ciddiyetini ortaya koyduğunu ifade etti.
Kayısıyla ilgili sorunların artık günübirlik tartışmalarla değil, kısa ve uzun vadeli bir perspektifle ele alınması gerektiğini vurgulayan Semiz, kayısının sahibinin doğru tanımlanmasının ilk adım olduğunu söyledi. “Kayısının sahibi üreticidir ve üreticinin temsil edildiği yer ziraat odalarıdır” diyen Semiz, bu kurumların daha güçlü ve kararlı bir duruş sergilemesi gerektiğini ifade etti.
Açıklamalarının hiçbir kurum ya da kişiyle kişisel bir mesele taşımadığını da vurgulayan Rahmi Semiz, yıllarını üretimden ticarete sektörün farklı alanlarında geçirmiş biri olarak konuştuğunu belirtti. Semiz, kayısının kronikleşmiş sorunlarının çözümü için Ulusal Kayısı Konseyi’nin acilen kurulması gerektiğini sözlerine ekledi.



