Hekimhan’da, ilk bakışta sıradan bir kaya parçası gibi görünen dev bir blok, aslında Anadolu’nun binlerce yıllık hafızasını taşıyor. Yaklaşık 3 bin yıl önce Luvi hiyeroglifiyle taşa kazınan bu yazıt, bir kralın gücünü, tanrılara duyulan bağlılığı ve Geç Hitit döneminin yerel siyasi düzenini günümüze fısıldıyor. Şırzı (Çırzı) Hitit Yazıtı, hâlâ çözülmeyi bekleyen ayrıntılarıyla Malatya’nın en gizemli tarih miraslarından biri olmayı sürdürüyor.
KAYA ÜZERİNE KAZINMIŞ TARİH
Malatya’nın Hekimhan ilçesine bağlı Boğazgören Mahallesi Çataltepe mevkiinde bulunan ve halk arasında “Çırzı Yazıtı” olarak bilinen Şırzı Hitit Yazıtı, milattan önce 8’inci yüzyıla tarihleniyor. Yaklaşık 20 ton ağırlığındaki bir kaya bloğunun yatay ve dikey yüzeylerine işlenmiş olan yazıt, 3 metre genişlik ve 2 metre yüksekliğinde bir kitabe niteliği taşıyor.
Dikey yüzeyde 1,5 metre yükseklik ve 2,5 metre genişlik ölçülerine sahip olan yazıt, Luvi hiyeroglif yazısı ile oluşturulmuş dört satır metin ve beş çizgiden oluşuyor.
1936’DA BİLİM DÜNYASININ DİKKATİNİ ÇEKTİ
Şırzı Hitit Yazıtı, ilk kez 1936 yılında arkeoloji dünyasının gündemine girdi. Yazıt, Prof. Dr. Hans Gustav Güterbock ve Doç. Dr. Sedat Alt tarafından bilimsel kayıtlara geçirildi. Daha sonraki yıllarda ise, Luvi hiyeroglifleri konusunda dünyanın en önemli isimlerinden biri kabul edilen, Karabel Yazıtları’nın okunmasında da büyük rol oynayan ünlü dilbilimci ve arkeolog John David Hawkins, yazıt üzerinde kapsamlı araştırmalar yaptı.
BİR KRAL, BİR TANRI VE BİR KUTLAMA
Araştırmalara göre yazıt, Melid (Malatya) Krallığı dönemine ait. Metnin, muhtemelen bir madenin işletmeye alınmasını ya da yerel bir inşaatın tamamlanmasını kutlamak amacıyla yazıldığı düşünülüyor.
Yazıtta kralın adı “Sati-Runtiyas, Sahwis oğlu” olarak geçiyor. Sahwis’in ise, Malatya Kralı Hilaruada olduğu ve Urartu kaynaklarında “Sahu” adıyla anıldığı tahmin ediliyor. Yazıtın, M.Ö. 780–760 yılları arasında hüküm sürdüğü düşünülen Melid Kralı Hilaruada adına yazıldığı değerlendiriliyor.
TANRI RUNTİYAS’IN KORUYUCU SÖZLERİ
Metnin en dikkat çekici yönlerinden biri, Tanrı Runtiyas’a yapılan vurgu. Yazıtta, tanrıya bağlılık bildirilirken, koruyucu sözler ve iyilik temennileri yer alıyor. Aynı zamanda yazıtta, dönemin inanç anlayışını yansıtan koruyucu bir beddua da bulunuyor. Bu bedduanın, yazıta ya da kutsal alana zarar verebilecek kişilere karşı bir uyarı niteliği taşıdığı düşünülüyor.
DOĞAL KAYA, DÜZENSİZ SATIRLAR
Yazıtın yazıldığı kaya yüzeyi önceden düzeltilmediği için, hiyeroglif işaretler kaya üzerindeki çatlak ve oyuklar atlanarak işlenmiş. Bu nedenle satırlar düzgün bir hat takip etmiyor ve metin yer yer dalgalı bir görünüm sergiliyor. Bu durum, yazıtın doğal kaya kütlesi üzerine doğrudan kazındığını gösteriyor.
Bugün hâlâ varlığını sürdüren Şırzı Hitit Yazıtı, Malatya’nın yalnızca deprem ve yakın tarih değil, binlerce yıl öncesine uzanan çok katmanlı bir geçmişe sahip olduğunu gözler önüne seriyor. Anadolu’nun taşlarına kazınmış bu sessiz tanıklar, Hitit sonrası krallıkların siyasi, dini ve kültürel dünyasına ışık tutmaya devam ediyor.