Malatya, tarih boyunca farklı kültürlerin bir arada yaşadığı zengin bir şehir. Bu kültürel mozaiğin en dikkat çekici parçalarından biri ise Ermeni toplumu. Tarihçi Arşag Alboyacıyan’ın Malatya Ermenileri adlı çalışması, Malatya’nın mimarisinden günlük yaşamına kadar unutulmuş detayları ortaya koyuyor.

KULÜBELERDEN GÖSTERİŞLİ EV KÜLTÜRÜNE

Papaz Garabed Benneyan’ın “Ev ve Eşyalar” çalışmasına göre, 19. yüzyılın son çeyreğinde Malatya’daki evler tek katlı sade kulübelerden, iki katlı gösterişli yapılara dönüştü. Avlular taş döşemeli, bahçeler çitle çevriliydi. Damlar ise yiyecek kurutma ve şire hazırlamak için kullanılıyordu. Kiremit kullanımı 1890’larda başlamış.

HALILAR, KİLİMLER VE 6 AY SÜREN NAKIŞLAR

O dönemde evlerde sandalyeden çok halı, kilim, yatak ve yastık ön plandaydı. Ermeni kadınlarının bir yatak takımının nakışını hazırlamak için 6 ay boyunca çalıştığı ve bunun maliyetinin 500 kuruş olduğu kaydediliyor.

İlkokul öğrencilerinin tiyatro coşkusu
İlkokul öğrencilerinin tiyatro coşkusu
İçeriği Görüntüle

MALATYA’NIN BİRLİKTE YAŞAYAN KÜLTÜRÜ

Ermeniler ve diğer topluluklar Malatya’da ayrışmadan uyum içinde yaşamış. Bu ortak yaşam kültürü, şehrin günümüzde hala hissedilen çok katmanlı kimliğinin temelini oluşturuyor.

Muhabir: Seher Akbalık