Malatya’nın Yeşilyurt ve Battalgazi ilçelerinde, Türkiye’nin birçok kentinde artık neredeyse unutulan ama burada hâlâ canlılığını koruyan bambaşka bir yemek kültürü yaşatılıyor. Bu ilçelerde acıkan vatandaşlar, restoran aramak yerine soluğu mahalle kasabında alıyor.
Burada lokanta menüleri yok, hazır yemek servisleri yok. Onun yerine taze et, ustalık ve fırın ateşi var.
Kasaptan Fırına, Fırından Sofraya
Yeşilyurt ve Battalgazi’de vatandaşlar, kasaba giderek istedikleri yemeği kendileri belirliyor. Patlıcan tava, tepsi kebabı, etli ezme, domatesli-biberli karışımlar… Kasap, müşterinin talebine göre eti hazırlıyor; sebzelerle harmanlanan yemek tepsilere diziliyor. Ardından bu tepsiler mahalle fırınına gönderiliyor.
Yaklaşık 1 saat boyunca taş fırında ağır ağır pişen yemekler, evlere götürülerek aile sofralarında afiyetle tüketiliyor. Ne paket servis var ne de hazır soslar… Her şey doğal, her şey yerel.
“Bu Bizim Kültürümüz”
Bölge sakinleri bu geleneğin sadece bir yemek alışkanlığı olmadığını vurguluyor. Aynı zamanda komşuluğun, paylaşmanın ve yerel esnafla kurulan güven ilişkisinin bir parçası olduğuna dikkat çekiliyor.
Kasaplar ise bu kültürün kendileri için ayrı bir anlam taşıdığını söylüyor:
“Biz sadece et satmıyoruz. İnsanların sofrasına giriyoruz. Ne yediklerini biliyorlar, eti kendileri seçiyorlar.”
Hazır Yemek Değil, Emeğin Tadı
Modern şehir yaşamında restoran zincirleri ve hızlı tüketim öne çıkarken, Yeşilyurt ve Battalgazi’de bu gelenek adeta zamana meydan okuyor. Hazır yemek yerine emeğin, sabrın ve fırın ateşinin lezzeti tercih ediliyor.
Malatya’nın bu sessiz ama köklü mutfak geleneği, sadece karın doyurmuyor; geçmişten bugüne uzanan bir kültürü de yaşatmaya devam ediyor.




