Malatya’da kitap rafları bu günlerde hem klasiklerin güçlü kalemleriyle hem de çağdaş yazarların ses getiren eserleriyle yeniden şekilleniyor. Malatya’da adeta edebiyat rüzgârı esiyor.

İNSANLIĞIN SONU (Guido Morselli)

Guido Morselli’nin insansız bir dünyayı tasvir eden romanı İnsanlığın Sonu Can Yayınları etiketiyle okurla buluştu. Morselli’den, modern insanın yalnızlık, varoluş, anlam ve özgürlük karşısındaki kırılganlığını sorgulayan sarsıcı bir kıyamet tablosu. Dünyanın bir anda sessizliğe gömüldüğü bir sabah… Alpler’deki ıssız evine çekilen anlatıcı, intihar etmeyi planladığı geceyi atlatıp geri döndüğünde dünya üzerindeki tüm insanların ortadan kaybolduğunu fark eder. Kasabalar, yollar, oteller, sınırlar – hepsi yerli yerindedir, yalnızca insan yoktur. Son insan, hem insanlığın yokluğunun bıraktığı boşlukla hem de kendi varoluşunun ağırlığıyla yüzleşmek zorundadır... "Gidecektim, iz bırakmayacaktım. Benim için en önemli nokta buydu. Birileri araştıracak olursa, benim temelli kaybolduğum sonucuna varmalıydı. Daha da iyisi, gizemli bir şekilde imha olmalı, yok olmalıydım."

DEHA DENEN MİT (Helen Lewis)

Dehayı tanımlayan şey nedir? Olağanüstü bir yetenek mi? Üst düzey bir zekâ mı? Bitmez tükenmez bir azim mi? Bir parça sıra dışılık yahut delilik mi? “Başarılarının yanı sıra, deha bir hikâyeye de ihtiyaç duyar” diyor Helen Lewis Yapı Kredi Yayınları'ndan çıkan benzersiz çalışması Deha Denen Mit’te. Shakespeare’den Van Gogh’a, Edison’dan Elon Musk’a, Vasari’den Picasso’ya, Francis Galton’dan Tolstoy ve Beatles’a uzanan pek çok isim ve netameli konu etrafında örülen dâhilik mitolojisini yapısökümüne uğratıyor Lewis. Deha Denen Mit Helen Lewis’in olağanüstü kaleminden dehanın parıltısının kimi zaman birçok kötülüğü örtbas ederek bir sömürüye nasıl dönüşebildiğinin çarpıcı hikâyesi. Zeki, eğlenceli ve kışkırtıcı… Lafını esirgemeyen bir gazeteciden, beyin gücünü baş tacı ettiğimizde yarattığımız sorunlara dair etkileyici bir deneme.

CAM KENARINDAN İSTANBUL SURİÇİ (Oktay Özman)

"İstanbul'da yolların hafızası vardır. / Onu en iyi yollar anlatır..." Oktay Özman bir otobüsün, tramvayın ya da dolmuşun cam kenarındaki yerini alıyor, İstanbul'un yedi tepesini dolaşıyor. Asfaltın altındaki tarihi, Bizans'tan, hatta tarih öncesi çağlardan bugüne taşıyor. Tarihi Yarımada'nın taşı toprağı kendini anlatmaya başlıyor: Bazen bir kilise, bazen bir cami, bazen de yalnız bir duvar İstanbul'a dair hikayeleri, rivayetleri ve köklü bir tarihi önümüze sermeye yetiyor. İletişim Yayınları'ndan çıkan Cam Kenarından İstanbul, hepimiz için bir "eskiden yeniye" İstanbul rehberi...

DOPPELGANGER (Berker Berki)

Yönetmen ve yazar Berker Berki, ilk romanı Doppelgänger ile Motto Yayınları'ndan çıktı. Psikolojik gerilim türündeki roman, kimlik, algı ve güven duygusunun parçalanışını iki farklı karakterin bakış açısından anlatan bir anlatı kuruyor. Doppelgänger, aynı hikâyeyi Selim ve Melis’in zihinlerinden aktararak okuru sürekli “gerçek nedir?” sorusuyla baş başa bırakıyor. Anlatıcıların güvenilirliği bulanıklaşırken, roman klasik bir gerilim kurgusunun ötesine geçiyor; modern ilişkilerde benliğin nasıl eridiğini, yer değiştirdiğini ve çoğaldığını sorguluyor. Berki’nin sinema kökenli anlatım dili, romanda güçlü bir atmosfer ve görsel bir ritim yaratıyor. Sahneler, iç monologlar ve bilinç akışıyla ilerleyen metin, gerilimi psikolojik kırılmalar üzerinden inşa ediyor.

BENDEN BANA NE? (Eddi Anter)

Bazı insanlar dünyaya bir şey anlatmak için değil, insanı kendine hatırlatmak için yazar. Eddi Anter’in kelimeleri, aklın ötesine seslenir; zihni susturur, kalbi konuşturur. Onun kitapları bir öğreti değil, bir hatırlayıştır. Okudukça değil, hissettikçe anlaşılır. Her cümlesinde bir çağrı gizlidir: Maskelerini bırak, sus, bak, hatırla! Çünkü aradığın cevap hiçbir zaman dışarıda değil... Eddi Anter, kelimeleriyle değil, o kelimelerin arasındaki boşlukta yankılanan sessizlikle konuşur. Destek Yayınları'ndan çıkan Benden Bana Ne, insanın kendini arayıp bulması ve kendi olmasını sade bir dille sorguluyor. Hayat yolculuğunda gideceği yolu seçen kişi yönlendirilir. Sadece olması gereken olur. Buna karar verecek olan kişinin kendisidir.

TİGER KOŞMAK İSTEMİYOR (Enes Dündar)

Enes Dündar, sıradan karakterlerin hayatlarındaki kırılma anlarını, çocukluktan kalma öfkeleri ve insanın doğasına usul usul hükmetmeye başlayan karanlığı kendine has kalemiyle işliyor Epona Yayınları'ndan çıkan öykülerinde. Kurgunun sınırlarını balkonlardan izlenen hayatlardan, mutfaklarda fısıldanan sırlardan başlatıp, vampir imamlara, kitaplardan fırlayan cinlere kadar genişletirken, bir adımını da bu topraklarda yaşayan insanların sokaklarına atıyor. Taşranın dilini, kokusunu, masum bir çocuğun kafasında biçimlenmeye çalışan korkuları okurken gündelik olanın içindeki tuhafı, merhametin içindeki zalimliği kara mizahın çeperlerinden süzüyor. Orwell'in Hayvan Çiftliği romanında güçlü bir hiciv alegorisi olarak kullandığı hayvanlar gibi, Dündar'ın köpekleri, tavukları, horozları, boğaları, yılkıları bazen sert bir toplum eleştirisi bazen de bilinçaltından süzülen gizli kalmış niyetleri açığa çıkarıyor.

KARA DUVAK (Charles Dickens)

Kilis'te iftar sofralarının gözdesi: Cennet çamuru
Kilis'te iftar sofralarının gözdesi: Cennet çamuru
İçeriği Görüntüle

Charles Dickens, İki Şehrin Hikâyesi, Oliver Twist, David Copperfield, Bay Pickwick'in Maceraları i Nicholas Nickleby, Bir Noel Şarkısı, Kasvetli Ev, Büyük Umutlar gibi dünya klasikleri arasına girmiş romanlarının yanında çok sayıda öykü de kaleme aldı. Alden Yayınları Dünya Klasikleri Dizisi kapsamında yayımlanan Kara Duvak adlı kitapta Dickens'ın daha önce ülkemizde yayımlanmamış Kara Duvak, Bay Manns ve Kuzeni, Büyük Winglebury Düellosu ve Ayyaş Adamın Ölümü adlı dört uzun öyküsü yer alıyor.

Muhabir: Nisa Taştan