Bu hafta kitap raflarında dikkat çeken eserler arasında Latife Tekin’in yeni romanı Para Gürültüsü, Marjorie Garber’in kapsamlı Shakespeare incelemesi Shakespeare Oyunları Hakkında Her Şey ve modern tüketim kültürünü sorgulayan Ne Çok Eşya öne çıkıyor. Edebiyattan psikolojik yolculuklara uzanan bu haftanın 5 kitabı, okurlara farklı dünyaların kapısını aralıyor.

PARA GÜRÜLTÜSÜ (Latife Tekin)

Çağdaş Türk edebiyatının en güçlü kalemlerinden Latife Tekin’in yeni romanı Para Gürültüsü, Can Yayınları etiketiyle okurla buluşuyor. Grafikler, algoritmalar ve finans dili arasında insanın hâlâ konuşabildiğini hatırlatan romanda Latife Tekin, her şeyin izlenme sayılarıyla ölçüldüğü bir çağda genç bir kuşağın kaybolan geleceğini anlatıyor. Para Gürültüsü, paranın bir ses değil, bir baskı rejimi olduğu çağımıza yazılmış yakıcı bir roman. Grafiklerin, algoritmaların ve finans dilinin hayatı kuşattığı bir dünyada Tekin, geleceğin çoktan konuşulmuş, paylaşılmış ve zenginlere terk edilmiş olduğunu gösteriyor. Özel jetlerle geleceğe kaçabilenlerin ardından geride kalanlar için yaşam ıslak, paslı ve zor. Yapay zekâya merhamet öğretmeye çalışan bir çağda, insan insana yabancılaşırken Para Gürültüsü’nün içinde kelimeler sınanıyor: Ya siliniyorlar ya da yanarak var oluyorlar. Para Gürültüsü, dijital çağın enkazında insan ruhunun hâlâ bir sesi olduğunu hatırlatan, sert, öfkeli ve şiirsel bir Latife Tekin romanı.

SHAKESPEARE OYUNLARI HAKKINDA HER ŞEY (Marjorie Garber)

Harvard Üniversitesi Beşeri Bölümler Merkezi direktörü ve İngilizce profesörü Marjorie Garber, bu kitabıyla okura, Yale ve Harvard’da son otuz yıldır verdiği son derece popüler derslere dayanan yetkin bir çalışma sunuyor. Veronalı İki Centilmen’den İki Soylu Akraba’ya, Shakespeare’in 38 oyununu kronolojik bir yöntemle ele alan yazar, tutkulu ve açıklayıcı okumalarıyla büyük edebiyatçının dünyasına yepyeni kapılar aralıyor. Tüm zamanların en ünlü yazarının yaşamına ve dönemine hasredilmiş kapsamlı bir giriş yazısının da eşlik ettiği bu çalışma, Shakespeare’in izleyiciyi bağlantı kurmaya davet eden o büyülü jestine cevap veren ve “her çağın kendi Shakespeare’ini yarattığını” belirten saygın bir hocanın bu çağa en büyük armağanı. Alfa Yayınları'ndan çıkan kitap, oyunları incelerken okura imgeleri, sahneleme tekniklerini ve dil kullanımının gelişmini de aktarıyor.

NE ÇOK EŞYA (Chip Colwell)


Arkeolog Chip Colwell, İş Bankası Kültür Yayınları'ndan çıkan kitabında insan türünün nesnelerle kurduğu ilişkinin derin tarihine iniyor. Eşyayı yalnızca tüketim başlığına sıkıştırmıyor; çünkü eşya aynı zamanda aidiyetin, ritüelin, statünün ve güvenliğin –kısacası anlamın– taşıyıcısıdır. Ancak modern toplumlarda bu ilişki, olağan bir hızlanmadan çok, kontrolden çıkmış bir çoğalmaya dönüşüyor. Fazlalık artık bir yan etki değil, sistemin işleyiş biçimi. Bunun bedeli plastik yığınlarında, çöp dağlarında, tükenen kaynaklarda ve giderek daralan bir gelecek ufkunda görünür hale geliyor. Taş aletlerden inanç nesnelerine, koleksiyonculuktan reklamın incelikli iknalarına uzanan Ne Çok Eşya, çözüm reçetesi sunmuyor, minimalizm vaazı vermiyor. 21. yüzyılın ekolojik ve siyasal krizlerini, büyük kavramlarla değil, gündelik hayatın içine yerleşmiş fazlalık üzerinden okuyor. Maddi bolluğun ardında yatan dizginsiz tüketim ritmini görünür kılıyor...

YARA ATLASI (Hediye Demet Akan)



Yara Atlası, insanın içindeki kırık yerleri tek tek işaretleyen; acıyı saklamadan, ama onu bir iyileşme imkânına dönüştürerek anlatan güçlü bir içsel yolculuk kitabı. Anlatıcının terapi odasından gündelik hayata, çocukluğun yaralarından bugünün sıkışmışlığına uzanan sesi; okuru hem kendisiyle yüzleştiriyor hem de “yeniden ayağa kalkma” fikrine yaklaştırıyor. Metin, iç konuşmalar, hatırlayışlar ve yoğun duygulanımlar üzerinden ilerlerken, okurda uzun süre kalan bir samimiyet duygusu yaratıyor. Dili yer yer şiirsel, yer yer sarsıcı bir açıklıkta; teması ise tanıdık: anlaşılma ihtiyacı, yalnızlık, kayıp, sabır ve yeniden kurulan umut. Tasavvufi göndermelerle derinleşen anlatı, modern hayatın gürültüsünde kendine bir “güvenli yer” arayan herkes için bir eşlik metni niteliğinde. Timaş Yayınları'ndan çıkan Yara Atlası, mağlup hissedenlere, yorgunlara ve içindeki çocuğa geç kalmış gibi düşünenlere iyi gelecek bir kitap.

Yazar Muhammed Berdibek: Arabeskte meseleyi göç üzerinden okuyamayız
Yazar Muhammed Berdibek: Arabeskte meseleyi göç üzerinden okuyamayız
İçeriği Görüntüle

KIRKİKİNDİLER BİTTİĞİNDE (Ethem Baran)



“Bu bir masal değildi. Çünkü masallar, gerçeklerle çoğu zaman örtüşmezdi. Bir masalın iç yüzüydü kaleme aldıkları. Sevdiği için delice kavgalar veren, dünyadan devşirebildiği bütün güzellikleri sevdiğine sunan birisi vardı bu masal olmayan masalda. Sırf sevdiği mutlu olsun diye onun doyumsuz heveslerine göz yuman; ekmeğini, beş kuruşunu bir çocuk sevinciyle paylaşan, yediği nice darbe sonrasında bile gururunu hiçe sayıp gözyaşlarını saklayarak ayakta durmaya çalışan biri...” İletişim Yayınları'ndan çıkan Kırkikindiler Bittiğinde, sevgiye aç bir adamın umarsız yalnızlığının, hüsranla biten aşklarının, babasıyla bir ömür süren husumetinin, edebiyata olan tutkusunun, evini paylaştığı kedilerinin anlatıldığı, yükte hafif pahada ağır bir roman. Ethem Baran, yalnızca bir gün içerisinde geçen, hatırlayışlarla ve geriye dönüşlerle genişleyip büyüyen, fonda Ankara’nın akıp giden kent manzaralarıyla ve seksenli-doksanlı yılların kendine özgü atmosferiyle derinleşen hüzünlü bir hikâye anlatıyor.

Muhabir: Nisa Taştan