Kültür & Sanat

Malatya’nın Bağrından Çıktı, Prangalar İçinde Öldü: İsmini Duyunca Çok Şaşıracaksınız...

Malatya’da doğup ilim ve tasavvuf yolunda doğudan batıya uzanan çarpıcı bir serüvene çıkan Niyazi-i Mısri, cesur fikirleri, sürgünlerle geçen ömrü ve prangalar altındaki son yıllarıyla tarihe damga vurdu. Geride bıraktığı eserler ve yetiştirdiği talebelerle, aradan geçen yüzyıllara rağmen etkisini hâlâ sürdürüyor.

MALATYA’DA BAŞLAYAN BİR KADER

1618 yılında Malatya’da dünyaya gelen Niyazi-i Mısri’nin asıl adı Şeyh Muhammed’ti. Küçük yaşlardan itibaren ilme yönelen Mısri, ilk eğitimini memleketinde aldı. Ailesinin Nakşibendi yoluna yönlendirme isteğine rağmen kendi iradesiyle farklı bir yol seçerek Halvetiliğe yönelmesi, onun hayatındaki en keskin kırılma noktalarından biri oldu. Bu tercih, ilerleyen yıllarda hem tasavvuf dünyasındaki yerini belirledi hem de kaderini şekillendirdi.

HAKİKATİN PEŞİNDE DİYAR DİYAR

Henüz genç yaşlarda ilim öğrenme arzusuyla yollara düşen Niyazi-i Mısri; Diyarbakır, Mardin, Bağdat ve Kerbela gibi önemli ilim merkezlerini dolaştı. Bu uzun yolculuğun ardından Mısır’a ulaşarak yaklaşık dört yıl boyunca dönemin önde gelen alimlerinden ders aldı. Özellikle Ezher Medresesi çevresinde aldığı eğitim, onun düşünce dünyasını derinleştirdi. Bu dönemde “Mısri” mahlasını kullanmaya başlaması, ilim yolculuğunun bir nişanesi oldu.

BURSA’DA ETKİLİ BİR İSİM HALİNE GELDİ

İstanbul’un ardından Bursa’ya geçen Niyazi-i Mısri, burada uzun yıllar boyunca geniş bir etki alanı oluşturdu. Uşak’ta Şeyh Yusuf Sinan Ümmi’ye bağlanarak onun halifesi olan Mısri, Halvetiliğin Mısriyye kolunun kurucusu olarak tasavvuf tarihinde önemli bir yer edindi. 1669 yılında Bursa’da şeyhlik görevine başlayan Mısri, mütevazı bir yaşam sürerek geçimini mum yapıp satarak sağladı ve halkla iç içe bir hayat benimsedi.

SÖZLERİ RAHATSIZ ETTİ, SÜRGÜN BAŞLADI

Keskin dili ve tavizsiz duruşuyla dikkat çeken Niyazi-i Mısri, dönemin yöneticileriyle zaman zaman karşı karşıya geldi. Bu nedenle 1673 yılında Rodos’a sürgün edildi. Ancak sürgün bununla sınırlı kalmadı; ilerleyen yıllarda iki kez de Limni Adası’na gönderildi. Yaşadığı tüm baskılara rağmen düşüncelerinden geri adım atmayan Mısri, hak bildiği yoldan sapmadı.

PRANGALAR ALTINDA GEÇEN SON YILLAR

Hayatının son dönemini Limni’de ağır şartlar altında geçiren Niyazi-i Mısri, ayaklarında demir bukağı ile yaşamını sürdürdü. Bu zorlu yıllar, onun iradesini kıramasa da bedenini yıprattı. 16 Mart 1694 tarihinde, 76 yaşında sürgünde vefat etti. Ardında ise hem acı hem de ilham veren bir hayat hikâyesi bıraktı.

ŞİİR VE İRFANIN BULUŞTUĞU BÜYÜK İSİM

Türkçe, Arapça ve Farsça eserler kaleme alan Niyazi-i Mısri, tasavvuf edebiyatının en güçlü isimlerinden biri olarak kabul ediliyor. Şiirlerinde hem aruz hem de hece ölçüsünü kullanan Mısri’nin eserlerinde Fuzuli ve Nesimi’nin etkisi hissedilirken, heceyle yazdığı şiirlerde ise Yunus Emre geleneği öne çıktı. “Divan-ı İlahiyyat” başta olmak üzere birçok eser, onun derin düşünce dünyasını günümüze taşıdı.

MALATYA’DA YAŞATILMAYA DEVAM EDİYOR

Niyazi-i Mısri’nin mirası bugün de Malatya’da canlı tutuluyor. Her yıl 16-22 Mart tarihleri arasında düzenlenen “Niyazi-i Mısri Haftası” kapsamında anma programları, konferanslar ve tasavvuf müziği dinletileri gerçekleştiriliyor. Bu etkinliklerle hem onun fikirleri hem de eserleri yeni nesillere aktarılmaya devam ediyor.