Bir şehrin hafızası yalnız taşında, toprağında değil; kelimelerinde, satır aralarında ve mürekkep kokusunda saklıdır. Matbaalar, bu hafızanın çoğaltıldığı mekânlardır. Gazeteler ise zamanın nabzını tutan, günü yarına taşıyan sessiz tanıklardır. Malatya’nın modern anlamda hafızasını çoğaltan ilk merkez ise hiç şüphesiz Hizmet Matbaasıdır.
Bir Hanın İçinde Başlayan Hikâye
Kışla Caddesi ile Akpınar’dan gelen sokağın birleştiği köşede yer alan Şirket Han… Bugün sıradan bir mekân gibi anılabilecek bu yapı, aslında Malatya’nın fikir ve kelime dünyasının ilk matbaa seslerini duyan yerdir. Burada kurulan Hizmet Matbaası, Osmanlıca hurufat ile baskı yapan ilk matbaa olarak şehrin kültürel tarihinde müstesna bir yer edinmiştir.
O dönem matbaacılık, bugünün hızına ve kolaylığına sahip değildi. Her harf, mürettiplerin sabırlı ellerinde tek tek dizilir; her satır, adeta bir zanaatkâr titizliğiyle inşa edilirdi. Bu yüzden basılan her gazete, yalnız bir haber aracı değil, aynı zamanda emeğin ve sabrın somutlaşmış hâliydi.
Matbaanın sahibi olan Osman Hilmi Taner, 1926 yılının mayıs ayında bu kıymetli kurumu ve onun yayımladığı Malatya Gazetesini Malatya Hususi İdaresi’ne devretti. Bu devir, yerel basının kamusal bir kimlik kazanmasının da başlangıcı oldu.
“Resmi Malatya”: Devletin Sesi, Şehrin Aynası
Devir sonrasında matbaanın idaresi Şevki (Sözen) Bey’e bırakıldı. Yayımlanan gazete, “haftada bir neşr olunur hükümet gazetesidir” ibaresiyle okura ulaşıyor; iç sayfalarda ise “Resmi Malatya” adıyla anılıyordu.
Bu gazete yalnızca haber veren bir yayın değildi. Aynı zamanda devletin yereldeki sesi, idarenin duyuru organı ve bürokrasinin aynasıydı. Vilayet mektupçusunun kontrolünde yayımlanan gazete, dönemin yönetim anlayışını ve devlet-toplum ilişkisini anlamak açısından da önemli bir belge niteliğindedir.
İlk sorumlu müdür Şevki Bey iken, daha sonra bu görev Haşim Beyzade Said (Fırat) Bey’e devredildi. Ancak matbaanın teknik ve idari yükünü uzun yıllar boyunca yine Şevki Bey omuzladı.
Harf Devrimi: Mürekkebin Yön Değiştirmesi
Harf İnkılâbı ile birlikte 1 Kasım 1928’de kabul edilen yeni Türk harfleri, yalnız yazıyı değil, düşünme ve ifade biçimlerini de dönüştürdü. Bu dönüşüm, Malatya basınında da kendini açıkça gösterdi.
Malatya Gazetesi bir süre eski ve yeni harfleri birlikte kullanarak bir geçiş dönemi yaşadı. Bu, aslında bir medeniyet eşiğidir: Bir alfabenin kapanışı, başka bir dünyanın kapısının aralanışı…
Ne var ki gazetenin hedef kitlesi, resmî kurumlar, okumuş kesim ve belediye çevresiolduğu için bu büyük değişim tiraj üzerinde sarsıcı bir etki oluşturmadı. Okuyucu kitlesi, dönüşümü takip edebilecek donanıma sahipti.
Kapanan Bir Sayfa, Açılan Yeni Bir Dönem
9 Ocak 1930 tarihinde Malatya Gazetesi yayın hayatına son verdi. Ancak bu bir bitişten çok dönüşümdü. Yerine “Yeni Malatya” gazetesi doğdu. 13 Şubat 1930’da ilk sayısı yayımlanan bu gazete, artık daha sivil bir kimliğe sahipti.
Her ne kadar İl Özel İdaresi’nden doğrudan çıkarılmasa da mali destekle ayakta duran gazete zamanla ekonomik darboğaza girdi ve 26 Mayıs 1932’de 118. sayısıyla yayın hayatını sonlandırdı.
Fırat’tan Güneş’e: Matbaanın Sürekliliği
Hizmet Matbaası’nın makinesi susmadı. Aynı hurufat, farklı isimlerle konuşmaya devam etti. Bu kez sahneye Fırat Gazetesi çıktı. Sahibi Haşim Beyzade Said (Fırat) Bey görünse de Şevki Bey’in emeği ve katkısı sürüyordu.
Matbaanın asıl sürekliliğini sağlayan isimlerden biri ise Mehmet Özkan’dır. Mürettiplikten gelen bu isim, matbaayı yalnızca bir iş değil, bir hayat meselesi olarak görmüş; onu farklı mekânlara taşıyarak yaşatmıştır. Kışla Caddesi’nden Tekke Camii yanına, oradan İnönü Caddesi’ne uzanan bu serüven, aslında Malatya basınının mekânsal tarihidir.
1953 yılında matbaanın el değiştirmesiyle birlikte “Sabah” gazetesi yayımlanmaya başladı. Ancak ekonomik zorluklar bu dönemi de uzun soluklu kılmadı. 1955’te Ali Fırat tarafından satın alınan matbaa, bu kez “Güneş Matbaası” adıyla yoluna devam etti.
5 Mayıs 1955’te yayımlanan Güneş Gazetesi, Malatya basınında yeni bir dönem açtı. Refik Fırat, Fuat Fırat ve Selahattin Er gibi isimlerle yoluna devam eden gazete, uzun yıllar şehrin en güçlü basın organlarından biri oldu.
Ateş ve Kül: Bir Medeniyetin Kırılma Anı
1970’li yıllar… Siyasi gerilimlerin ve toplumsal kırılmaların arttığı bir dönem. 18 Nisan 1978’de Malatya’da yaşanan olaylar sırasında Güneş Matbaası’nın bulunduğu yapı yakıldı ve matbaa kullanılamaz hâle geldi.
Bu olay, yalnız bir binanın yanması değildir. Bir şehrin hafızasının, kelimelerinin ve arşivinin de alevlere teslim oluşudur. Matbaanın susması, aslında bir dönemin kapanmasıdır.
Mürekkebin Tanıklığı
Şirket Han’da başlayan bu yolculuk; Hizmet, Fırat, Sabah ve Güneş isimleriyle devam etti. Değişen yalnızca isimlerdi. Matbaanın ruhu, yani kelimeyi çoğaltma iradesi hep aynı kaldı.
Bugün dijital çağın hızında kaybolan yazı, o günlerde sabırla dizilen harflerin omuzlarında yükseliyordu. Bu yüzden Hizmet Matbaası’nı yalnızca “ilk matbaa” olarak görmek eksik kalır. O, Malatya’nın düşünce dünyasının çoğaldığı, hafızasının kağıt üzerine basıldığı ve zamanın kayda geçirildiği bir merkezdi.
Bir şehri anlamak için onun gazetelerine bakmak gerekir. Çünkü gazeteler, yalnız haber vermez; bir medeniyetin nasıl düşündüğünü, neyi önemsediğini ve nasıl değiştiğini de anlatır.
Malatya’nın ilk gazetesi de işte tam olarak bunu yapmıştır:
Zamanı kayda geçirmek…
Şehre kendini anlatma imkânı vermek.