Malatya mutfağı denildiğinde akla sadece kayısı gelmiyor; yüzyıllık gelenekleriyle et yemekleri de şehrin gastronomi hafızasının vazgeçilmez parçaları arasında yer alıyor. İşte o taş fırınlardan kalabalık sofralarınızda baş tacı edeceğiniz Malatya’nın lokumu...
Malatya mutfağı, yalnızca kayısıyla değil, derin geçmişe sahip et yemekleriyle de Anadolu gastronomisinin en güçlü temsilcilerinden biri. İşte bu zenginliğin en çarpıcı örneklerinden biri: Malatya Pöçük Tava Günümüzde neredeyse unutulmaya yüz tutmuş olan bu yemek, eskiden taş fırınların vazgeçilmezi, kalabalık sofraların baş tacıydı.

Pöçük; dananın kuyruk kısmından elde edilen, yoğun aroması ve yüksek kolajen oranıyla uzun sürede pişirildiğinde adeta lokum gibi olan özel bir et. Bu özelliğiyle Malatya Pöçük Tava, hızlı tüketim alışkanlıklarına meydan okuyan, sabırla pişen gerçek bir yöresel lezzet olarak öne çıkıyor.
Taş Fırında Saatler Süren Bir Ritüel
Hazırlığı başlı başına bir gelenek olan pöçük, boğumlarından doğranıp tuzlu suda bekletildikten sonra bol suyla yıkanıyor. Yağlı kâğıda sarılarak leğen içinde taş fırına verilen et, defalarca çevrilerek kendi suyunu çekene kadar pişiriliyor. Ardından çok az su ilavesiyle, kapağı kapalı şekilde yaklaşık 5 saat boyunca ağır ağır pişmeye bırakılıyor. Ortaya çıkan sonuç ise kelimelerle anlatılamayacak kadar derin bir lezzet.

Bir Yemekten Daha Fazlası
Kuru soğan, ayran ve pide eşliğinde sıcak servis edilen Malatya Pöçük Tava, yalnızca mideyi değil, hatıraları da doyuruyor. Bugün gastronomi turizminin yeniden keşfettiği bu tarif, Malatya yöresel yemekleri arasında yeniden hak ettiği yeri almaya hazırlanıyor.
Uzmanlara göre bu tür geleneksel tariflerin yaşatılması, hem kültürel mirasın korunması hem de yerel mutfağın dünya vitrinine taşınması açısından büyük önem taşıyor. Pöçük Tava da tam olarak bu noktada, geçmişle gelecek arasında lezzetli bir köprü kuruyor.
Unutulan tatlar bazen bir tarifte, bazen de taş fırından yükselen o tanıdık kokuda yeniden hayat bulur. Malatya Pöçük Tava, işte o kokunun adı…




