Malatya’da yediden yetmişe herkesin hafızasında yer eden, şehrin kültürel kimliğine damga vuran Hüseyin Yeşil, sadece bir sinemacı değil, bir tutku adamıydı. Deprem sonrası kültür-sanat hayatının sessizliğe büründüğü Malatya'da, Yeşil’in mirası bugün her zamankinden daha fazla özleniyor.
"Sinema Hayattır": 61 Yıllık Bir Serüven
20'li yaşlarında tanıştığı sinemaya adeta ömrünü adayan Hüseyin Yeşil, 87 yaşında Covid-19 nedeniyle aramızdan ayrılana dek beyaz perdeye olan aşkını hiç yitirmedi. Malatya’nın en zorlu dönemlerinde bile şehri sinemasız bırakmayan Yeşil, bu sevgiyi üç kuşağa aktarmayı başardı.
Küllerinden Doğan Bir Başarı Hikayesi
Hüseyin Yeşil'in sinema yolculuğu Yeni Melek Sineması ile başladı. Ortaklıklar bitti, salonlar yandı, televizyonun gelişiyle sinemalar bir bir kapandı; ancak o hiç pes etmedi.
- Ar Sineması yandığında vazgeçmedi.
- Zarar etti, borçlandı ama "Sinema için değer" dedi.
- Renkli, Can, Büyük, Şehir, Pınar, Şark ve İstanbul sinemalarını işleterek Malatya halkını dünya sinemasıyla buluşturdu.
Yeşil Sineması: Bir Hayalin Gerçekleşmesi
Yeşil'in en büyük hedefi, müstakil ve modern bir sinema kompleksi kurmaktı. Kendi deyimiyle "nasiip olan" Yeşil Sineması, sadece bir bina değil; azmin, fedakarlığın ve Malatya sevgisinin bir sembolü olarak yükseldi. 8. Malatya Uluslararası Film Festivali’nde aldığı ‘Türk Sinemasına Katkı Ödülü’, onun yıllarca süren emeğinin en anlamlı tescili oldu.
Bugünün Malatya'sında Onun Eksikliği Hissediliyor
Deprem felaketi sonrası sinema salonlarının kapalı kaldığı Malatya'da, Hüseyin Yeşil gibi "imkansızı başaran" figürlerin değeri bir kez daha anlaşıldı. O, en imkansız günlerde bile halka bir ışık süzmesi sunmayı başarmıştı.
"Televizyonlar sinemaları susturdu ama o susmadı."