Takvimler 25 Aralık’ı gösteriyor. Yılın sonuna doğru hızlanmış bir hayatın tam ortasında, bir durak gibi duruyor Regaip Kandili. Geceler uzamış, gündüzler kısalmışken insanın kendi içine bakması da kolaylaşıyor sanki. Dışarıda soğuk var ama asıl mesele, içimizde ne kadar sıcaklık biriktirebildiğimiz.
Regaip kelimesi “arzulanan, rağbet edilen” anlamına geliyor. Aslında bu tek kelime, gecenin ruhunu özetliyor. İnsan neyi arzuluyor, neye rağbet ediyor, neyin peşinden gidiyor? Günlük telaşın içinde bu soruları sormaya pek vaktimiz olmuyor. Hayat çoğu zaman bizi sürüklüyor; biz de akışa kapılıp gidiyoruz.
insanın kendine dürüst olması gerekir. “Neredeyim, nereye gidiyorum ve yolda kimi incittim?” diye sormak, belki de en ağır ama en gerekli yüzleşmedir. Çünkü kırdıklarımızı fark etmeden onarmamız, yanlışlarımızı kabul etmeden doğrulmamız mümkün değil.
Regaip Kandili aynı zamanda umut gecesidir. Hata yapmış olsak bile, yolun tamamen kapanmadığını hatırlatır. Kapılar kilitli değildir; çalınmayı bekler. İnsan tam da bu yüzden bu gecelerde rahatlar. Çünkü affedilme ihtimali, insanı hayata yeniden bağlar. Kendine bir şans daha vermek, yarına biraz daha temiz uyanabilmek fikri bile insanın yükünü hafifletir.
Bugün belki sevdiklerimize bir mesaj atmak, uzun zamandır aramadığımız bir büyüğü hatırlamak, gönlünü aldığımızı sandığımız ama aslında almadığımız bir kalbi yeniden yoklamak gerekir.
Yıl bitiyor, yeni bir yıla doğru gidiyoruz. Planlar yapıyoruz, hedefler koyuyoruz ama çoğu zaman en önemli hedefi unutuyoruz: Daha iyi bir insan olmayı. Mübarek 3 ayların müjdecisi Regaip Kandili, bu hedefi tekrar hatırlatıyor. Daha merhametli, daha sabırlı, daha adil olmanın mümkün olduğunu fısıldıyor.
Bu gece mucize beklemeyelim. Büyük değişimler, büyük gürültülerle gelmez. Bazen bir niyetle başlar her şey. İçten bir “artık böyle olsun” cümlesiyle. Regaip Kandili, işte tam da bu cümleyi kurabilenler için anlamlıdır.
Regaip Kandilimiz mübarek olsun.