<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Malatya Söz</title>
    <link>https://www.malatyasoz.com</link>
    <description>Malatya Söz, Malatya'dan son dakika haberler, güncel gelişmeler, yerel olaylar ve çok daha fazlasıyla hizmetinizde. Malatya'nın nabzını tutan en güvenilir haber kaynağınız.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.malatyasoz.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Wed, 08 Apr 2026 07:00:05 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.malatyasoz.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Malatya’da Bahar Alerjisi Uyarısı: Uzmanlardan Önemli Tavsiyeler]]></title>
      <link>https://www.malatyasoz.com/malatyada-bahar-alerjisi-uyarisi-uzmanlardan-onemli-tavsiyeler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.malatyasoz.com/malatyada-bahar-alerjisi-uyarisi-uzmanlardan-onemli-tavsiyeler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Malatya Kent Konseyi Kadın Meclisi tarafından düzenlenen “Bahar Alerjisi” konulu konferansta, bahar aylarında sık görülen alerjik rahatsızlıklar ve korunma yöntemleri ele alındı. Uzmanlar, özellikle polenlerin yoğun olduğu saatlerde dikkatli olunması gerektiğini vurgulayarak sağlıklı yaşam alışkanlıklarının önemine dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bahar Alerjisi Konulu Konferans Düzenlendi</strong></p>

<p>Malatya Kent Konseyi Kadın Meclisi, havaların ısınmasıyla birlikte bahar aylarında sık görülen hastalıklar hakkında farkındalık oluşturmak amacıyla “Bahar Alerjisi” konulu bir konferans düzenledi.</p>

<p>Malatya Kent Konseyi Toplantı Salonu’nda gerçekleştirilen programa Kadın Meclisi Başkanı Saliha Bulut, Kadın Meclisi üyeleri ve konferansı vermek üzere Aile Hekimi Dr. Zeynep Kazgan katıldı.</p>

<p><strong>Uzman İsim Bahar Alerjisinin Belirtilerini Anlattı</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Konferansta konuşan Aile Hekimi Dr. Zeynep Kazgan, bahar alerjisinin hapşırma, burun akıntısı, gözlerde kaşıntı ve sulanma gibi belirtilerle ortaya çıktığını belirtti. Bu rahatsızlığın yaşam kalitesini düşüren bir üst solunum yolu problemi olduğunu ifade eden Kazgan, özellikle bahar aylarında alerjik reaksiyonların artış gösterdiğini söyledi.</p>

<p>Kazgan, bahar alerjisinden korunmak için polenlerin yoğun olduğu sabah saatlerinde mümkün olduğunca dışarı çıkılmaması gerektiğini belirterek güneş gözlüğü kullanımının da faydalı olabileceğini ifade etti. Ayrıca bağışıklık sisteminin güçlü tutulması için antioksidan açısından zengin beslenmenin önemine dikkat çekti.</p>

<p><strong>Bahar Yorgunluğu ve Mevsimsel Hastalıklara Dikkat Çekildi</strong></p>

<p>Konuşmasında bahar yorgunluğuna da değinen Dr. Zeynep Kazgan, düzenli yürüyüş yapılmasının, yeterli su tüketiminin artırılmasının ve uyku düzenine dikkat edilmesinin önem taşıdığını ifade etti.</p>

<p>Mevsim geçişlerinde üst solunum yolu enfeksiyonları, cilt rahatsızlıkları ve mide-bağırsak problemlerinin de sık görülebildiğini belirten Kazgan, bu tür durumlara karşı erken önlem alınmasının sağlık açısından büyük önem taşıdığını dile getirdi.</p>

<p><strong>Katılımcılardan Yoğun İlgi</strong></p>

<p>Konferansın sonunda katılımcılardan gelen soruları yanıtlayan Dr. Zeynep Kazgan, programa gösterilen ilgiden duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Katılımcılar ise düzenlenen etkinliğin oldukça verimli geçtiğini belirterek, bu tür bilgilendirici faaliyetlerin devam etmesini talep etti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.malatyasoz.com/malatyada-bahar-alerjisi-uyarisi-uzmanlardan-onemli-tavsiyeler</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Apr 2026 15:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://malatyasozcom.teimg.com/crop/1280x720/malatyasoz-com/uploads/2026/04/whatsapp-image-2026-04-07-at-145422.jpeg" type="image/jpeg" length="29699"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ev Tasarımı Sinir Sistemini Etkiliyor!]]></title>
      <link>https://www.malatyasoz.com/ev-tasarimi-sinir-sistemini-etkiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.malatyasoz.com/ev-tasarimi-sinir-sistemini-etkiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Biruni Üniversitesi Biyomedikal Mühendisliği Uzmanı Dr. Hilal Şentürk, ev ortamının yalnızca estetik değil, sinir sistemi üzerinde de doğrudan etkili olduğunu vurguladı. Renk, ışık, doğal unsurlar ve mekansal düzenlemelerin, bedenin gevşeme veya tetikte olma tepkilerini şekillendirdiğini belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Biruni Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Biyomedikal Mühendisliği Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Hilal Şentürk, ev ortamının sinir sistemini doğrudan etkili olabildiğini belirtti.</p>

<p>Üniversiteden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Şentürk, bir mekana girildiğinde hissedilen ferahlık ya da huzursuzluğun yalnızca estetik tercih meselesi olmadığını, ev ortamının sinir sistemi üzerinde etkili olabildiğini aktararak, 'Ev dediğimiz yer, duyular üzerinden beyne sürekli veri gönderen bir uyaran alanı gibi çalışıyor. Beyin de bu verileri güven, tehdit, kontrol ve belirsizlik ekseninde değerlendirerek bedene 'rahatla' ya da 'hazır ol' mesajı veriyor.' değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p>Ev ve iç mekan düzenlemelerinin insan bedeninde ölçülebilir fizyolojik karşılıklar oluşturabileceğine değinen Şentürk, mekanların yalnızca yaşanılan alanlar değil, aynı zamanda bedensel yanıtları şekillendiren çevresel düzenleyiciler olduğunu, özellikle renk, ışık, doğal unsurlar ve mekansal kurgunun sinir sistemini etkilediğini kaydetti.</p>

<p>İnsan beyninin bir ortama girildiği ilk anda çevreden gelen verileri çok hızlı biçimde işlediğini vurgulayan Şentürk, şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>'Bir odaya girdiğimizde ışık düzeyi, renkler, açıklık-kapalılık hissi, doğayla görsel temas, kullanılan malzemeler gibi pek çok unsur aynı anda algılanıyor. Beyin, bu çevresel verileri çok kısa sürede sınıflandırıyor. Bunun sonucunda otonom sinir sistemi devreye giriyor ve bedenin gevşeme ya da tetikte olma halini etkileyen bir yanıt ortaya çıkıyor. Sempatik sinir sisteminin baskın olduğu durumlarda kalp atım hızı artabiliyor, dikkat daha çok çevresel tehdit taramasına kayabiliyor. Parasempatik sistemin baskın olduğu durumlarda ise beden toparlanma ve dinlenme moduna daha kolay geçebiliyor.'</p>

<p><strong>- 'Doğal dokularla kurulmuş küçük köşeler bile kişiye toparlanma hissi verebilir'</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Şentürk, ev içinde doğayla ilişki kuran unsurların önemli olduğunu, 'biyofilik tasarım' yaklaşımının sadece dekoratif bir tercih olarak görülmemesi gerektiğini vurguladı.</p>

<p>Gün ışığı, yeşil dokular, doğal malzemeler ve dışarıyla görsel temas gibi unsurların, belirsizlik algısını azaltarak kişide daha dengeli bir iç ortam hissi oluşturabileceğini kaydeden Şentürk, şunları kaydetti:</p>

<p>'Ev içinde pencere önü yeşil alanları, balkon kullanımı ya da doğal dokularla kurulmuş küçük köşeler bile kişiye toparlanma hissi verebilir. Renk ve ışık konusundaki yaygın kabuller, her zaman doğru sonuç vermez. Koyu ve karanlık ortamlar, bazı kişilerde daha yüksek uyarılma halini tetikleyebilir. Rengin etkisini yalnızca mavi, yeşil ya da bej gibi tonlarla açıklamak yeterli değil. Açıklık-koyuluk dengesi, doygunluk ve ışığın gün içindeki değişimi de önemli. Bu nedenle 'hangi renk sakinleştirir' sorusundan çok, 'bu renk benim yaşadığım alanda hangi ışıkla nasıl bir etki oluşturuyor' sorusunu sormak, daha doğru olur. İyi tasarımın herkes için aynı sonucu doğurmaz Açık plan ya da aşırı minimalist kurgular bazı kişilerde rahatlatıcı, bazı kişilerde ise stres artırıcı etkiler oluşturabiliyor. Açık plan bir ev bazı bireylerde ferahlık hissi yaratırken, bazı kişilerde mahremiyet ve kontrol duygusunu azaltabilir. Benzer şekilde, aşırı sade bir ortam bir kişiyi rahatlatırken, başka bir kişide aidiyetsizlik hissi oluşturabilir. Burada önemli olan daha az uyaran değil, kişiye uygun doğru uyaran mimarisidir.'</p>

<p>Şentürk, evlerin sinir sistemine her gün sessizce mesaj veren çevresel yapılar olduğuna değinerek, doğru iç mekan kurgusunun bedenin stres ve toparlanma dengesi üzerinde de etkili olabileceğini belirtti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.malatyasoz.com/ev-tasarimi-sinir-sistemini-etkiliyor</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Apr 2026 12:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://malatyasozcom.teimg.com/crop/1280x720/malatyasoz-com/uploads/2026/04/agency/aa/ev-tasarimi-sinir-sistemini-etkiliyor.jpg" type="image/jpeg" length="85078"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Malatya’da İlk Kez Uygulandı: 5 İlaca Direnen Tansiyon Bu Yöntemle Kontrol Altına Alındı]]></title>
      <link>https://www.malatyasoz.com/malatyada-ilk-kez-uygulandi-5-ilaca-direnen-tansiyon-bu-yontemle-kontrol-altina-alindi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.malatyasoz.com/malatyada-ilk-kez-uygulandi-5-ilaca-direnen-tansiyon-bu-yontemle-kontrol-altina-alindi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Malatya’da 31 yaşındaki hipertansiyon hastası, kullandığı 5 farklı ilaca rağmen kontrol altına alınamayan tansiyon ve gebelik planını engelleyen tedavi süreci sonrası uygulanan “renal arter denervasyonu” yöntemiyle sağlığına kavuştu. Turgut Özal Tıp Merkezi’nde ilk kez gerçekleştirilen işlem, dirençli hipertansiyon hastaları için umut oldu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya’da yaşayan 31 yaşındaki tansiyon hastası H.T., kullandığı 5 farklı ilaca rağmen kontrol altına alınamayan atakları ve ilaçlar nedeniyle gerçekleştiremediği gebelik planı sonrası uygulanan yeni yöntemle sağlığına kavuştu.</p>

<p>Turgut Özal Tıp Merkezi Kardiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Pekdemir ve ekibi tarafından gerçekleştirilen “renal arter denervasyonu” işlemiyle hastanın tansiyon değerleri kontrol altına alındı.</p>

<p>Bölgede ve Malatya’da ilk kez uygulanan işlem hakkında bilgi veren Pekdemir, gebelik planı bulunan ancak ilaç tedavisi nedeniyle bu süreci sürdüremeyen genç bir hastaya müdahale ettiklerini belirtti.</p>

<p>Pekdemir, gebelik döneminde birçok tansiyon ilacının kullanılamadığını ifade ederek, “Bu nedenle hastamız için en uygun seçenek renal arter denervasyonu oldu. İşlemi başarıyla gerçekleştirdik ve tansiyon değerlerini kontrol altına aldık” dedi.</p>

<p>Hipertansiyonun dünya genelinde en yaygın sağlık sorunlarından biri olduğuna dikkat çeken Pekdemir, hastalığın çoğu zaman belirti vermeden ilerlediğini ve bu nedenle “sinsi” olarak nitelendirildiğini söyledi. Kontrol altına alınmayan yüksek tansiyonun kalp hastalıkları, felç, böbrek yetmezliği ve diyalize kadar giden ciddi sonuçlara yol açabileceğini vurguladı.</p>

<p>İlaçlara rağmen kontrol altına alınamayan durumların “dirençli hipertansiyon” olarak tanımlandığını belirten Pekdemir, bazı hastalarda beşli tedavilere rağmen istenilen seviyelere ulaşılamadığını ifade etti. Ayrıca bazı hastaların mevcut hastalıkları ya da ilaçlara karşı alerjik durumları nedeniyle tedaviyi sürdüremediğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dirençli hipertansiyonun temel nedenlerinden birinin sempatik sinir sistemi olduğunu dile getiren Pekdemir, renal arter denervasyonu yöntemiyle böbrek damarları etrafındaki sinirlerin etkisiz hale getirildiğini belirtti. Bu sayede tansiyonu yükselten sinyallerin azaldığını, damarların genişlediğini ve vücutta tuz-su tutulmasının düştüğünü kaydetti.</p>

<p>Yöntemin her hasta için uygun olmadığını vurgulayan Pekdemir, özellikle genç, ilaç kullanamayan veya sempatik aktivitesi yüksek hastalarda yüksek başarı oranları elde edildiğini ifade etti.</p>

<p>İşlemin etkisinin kısa sürede başladığını belirten Pekdemir, “Etkiler 24 saat içinde görülmeye başlıyor ancak kalıcı sonuçlar yaklaşık 3 ayda ortaya çıkıyor. Bu süreçte hastalar yakından takip ediliyor” diye konuştu.</p>

<p>Hastanın ilerleyen süreçte tamamen ilaçsız kalabileceğini ya da çok daha düşük dozlarla tansiyonunu kontrol edebileceğini belirten Pekdemir, gebelik durumunda da sınırlı ilaçlarla sağlıklı bir süreç yürütülebileceğini sözlerine ekledi.</p>

<p>Turgut Özal Tıp Merkezi’nde ileri düzey kardiyolojik tedavilerin başarıyla uygulandığını belirten Pekdemir, çoklu ilaç kullanımına rağmen sonuç alamayan ya da ilaç kullanması sakıncalı olan hastaların bu yöntem açısından değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>mha</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.malatyasoz.com/malatyada-ilk-kez-uygulandi-5-ilaca-direnen-tansiyon-bu-yontemle-kontrol-altina-alindi</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 15:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://malatyasozcom.teimg.com/crop/1280x720/malatyasoz-com/uploads/2026/04/202604061510-whatsapp-image-2026-04-06-at-150113-1.jpg" type="image/jpeg" length="25089"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Grip Alarmı: Mevsim Kaydı, Enfeksiyon Riskini Artırdı]]></title>
      <link>https://www.malatyasoz.com/grip-alarmi-mevsim-kaydi-enfeksiyon-riskini-artirdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.malatyasoz.com/grip-alarmi-mevsim-kaydi-enfeksiyon-riskini-artirdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Medical Point Gaziantep Hastanesi Uzmanı Doç. Dr. Ömer Evirgen, RSV vakalarının gerilediğini ancak grip ve nezle vakalarının arttığını belirtti. Mevsim kaymasının hastalıkların seyrini değiştirdiğini vurgulayan Evirgen, özellikle risk gruplarının dikkatli olması ve yanlış tedaviden kaçınması gerektiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Medical Point Gaziantep Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Ömer Evirgen, son dönemde üst solunum yolu enfeksiyonları ile ilgili bilgi verdi.</p>

<p>RSV (Respiratuvar Sinsityal Virüs) vakalarında gerileme yaşanırken, nezle ve özellikle grip vakalarında belirgin bir artış gözlemlendiğini belirten Evirgen, mevsim kaymasının hastalıkların seyrini doğrudan etkilediğini vurguladı. Doç. Dr. Ömer Evirgen, 'Kış aylarında sık gördüğümüz RSV enfeksiyonları artık etkisini kaybetmeye başladı. Ancak bu durum, riskin ortadan kalktığı anlamına gelmiyor. Aksine, grip ve diğer viral enfeksiyonlar daha baskın hale gelmiş durumda' dedi.</p>

<p><strong>Mevsim Kayması Hastalık Dağılımını Değiştiriyor</strong></p>

<p>İklimsel değişiklikler ve mevsim geçişlerindeki düzensizliklerin enfeksiyon hastalıklarının görülme sıklığını etkilediğini belirten Evirgen, 'Mevsimlerin kaymasıyla birlikte virüslerin dolaşım süresi uzuyor ve hangi hastalığın ne zaman görüleceği öngörülemez hale geliyor. Bu da hem tanı hem de tedavi süreçlerini zorlaştırıyor' ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Yanlış Tedavi Uyarısı</strong></p>

<p>Hastaların benzer belirtiler nedeniyle kendi kendine tedaviye yönelmesinin ciddi riskler taşıdığına dikkat çeken Evirgen, 'Grip, nezle ve RSV enfeksiyonları benzer semptomlarla seyredebilir. Ancak her hastalığın tedavi yaklaşımı farklıdır. Özellikle antibiyotiklerin gereksiz kullanımı hem hastaya fayda sağlamaz hem de antibiyotik direncine yol açar. Bu nedenle belirtiler görüldüğünde mutlaka bir uzmana başvurulmalıdır' ifadelerine yer verdi.</p>

<p><strong>Risk Grupları Daha Dikkatli Olmalı</strong></p>

<p>Çocuklar, yaşlılar ve kronik hastalığı bulunan bireylerin enfeksiyonlara karşı daha hassas olduğunu belirten Evirgen, bu grupların kalabalık ortamlardan mümkün olduğunca uzak durması ve hijyen kurallarına özen göstermesi gerektiğini ifade etti.</p>

<p><strong>Korunma Yöntemleri Önemini Koruyor</strong></p>

<p>Doç. Dr. Ömer Evirgen, mevsimsel hastalıklardaki değişime karşı toplumun bilinçlendirilmesinin önemine dikkat çekerek, erken teşhis ve doğru tedavinin sağlık açısından kritik rol oynadığını vurguladı. Doç. Dr. Ömer Evirgen, 'Ellerin sık sık yıkanması. Kapalı ve kalabalık alanların düzenli havalandırılması. Maske kullanımının ihmal edilmemesi. Bağışıklık sistemini güçlendirecek dengeli beslenme ve uyku düzeni' diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.malatyasoz.com/grip-alarmi-mevsim-kaydi-enfeksiyon-riskini-artirdi</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 13:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://malatyasozcom.teimg.com/crop/1280x720/malatyasoz-com/uploads/2026/04/agency/iha/grip-alarmi-mevsim-kaydi-enfeksiyon-riskini-artirdi.jpg" type="image/jpeg" length="26025"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yapay Zeka Destekli Tedavide Malatya Referans Noktası Oldu!]]></title>
      <link>https://www.malatyasoz.com/yapay-zeka-destekli-tedavide-malatya-referans-noktasi-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.malatyasoz.com/yapay-zeka-destekli-tedavide-malatya-referans-noktasi-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık turizminde ve yenilikçi tedavilerde öncü olan Malatya, baş dönmesi (vertigo) ve denge bozukluklarının tedavisinde kullanılan "yapay zeka destekli" sistemlerle Türkiye'nin referans noktası haline geldi. İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi İşitme-Denge Merkezi, sahip olduğu ileri teknoloji altyapısıyla sadece Doğu ve Güneydoğu'ya değil, tüm Türkiye'ye şifa dağıtıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Tıpta dijitalleşme ve yapay zeka kullanımı tüm dünyada hızla yayılırken, Malatya bu devrimin Türkiye'deki en önemli merkezlerinden biri olmayı başardı. Baş dönmesi, kulak çınlaması ve denge kaybı gibi yaşam kalitesini adeta kâbusa çeviren rahatsızlıkların tedavisinde geleneksel yöntemler yerini akıllı teknolojilere bıraktı.</p>

<p>İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi bünyesinde kurulan ve alanında uzman akademisyenlerin görev yaptığı İşitme-Denge Merkezi, yapay zeka destekli cihazlarla donatılan altyapısı sayesinde sağlık camiasında "referans klinik" olarak gösteriliyor.</p>

<p><strong>NOKTA ATIŞI TEŞHİS İÇİN YAPAY ZEKA DEVREDE</strong></p>

<p>Geçmişte hastaların haftalarca hastane hastane gezmesine neden olan ve teşhisi oldukça zor olan vertigo şikayetleri, Malatya'daki bu merkezde ileri teknolojiyle çözülüyor. Turgut Özal Tıp Merkezi KBB Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Kızılay'ın öncülüğünde yürütülen çalışmalarda; hastaların göz hareketleri, pozisyonel tepkileri ve denge kayıpları bilgisayar programları ve yapay zeka algoritmaları tarafından milimetrik olarak ölçülüyor.</p>

<p>Bu sayede baş dönmesinin altında yatan asıl neden (iç kulak kristallerinin oynaması, nörolojik sebepler vb.) sıfır hatayla tespit edilerek doğrudan "nokta atışı" tedaviye geçiliyor.</p>

<p><strong>KİŞİYE ÖZEL AKILLI REHABİLİTASYON</strong></p>

<p>Sağlık Bilimleri Fakültesi Odyoloji Bölüm Başkanı Doç. Dr. Deniz Uğur Cengiz ve ekibinin yürüttüğü süreçte, teşhis kadar tedavi de teknolojiyle şekilleniyor. İlaç tedavisine yanıt vermeyen veya kalabalık ortamlarda yürüme zorluğu çeken hastalar için yapay zeka verileri ışığında "kişiye özel" rehabilitasyon programları hazırlanıyor. Bu akıllı egzersiz programları sayesinde hastalar, günlük yaşam aktivitelerine çok daha kısa sürede ve güvenle dönebiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>TÜRKİYE'NİN DÖRT BİR YANINDAN HASTA AKINI</strong></p>

<p>Malatya'nın sağlıkta ulaştığı bu üst düzey teknolojik altyapı, çevre iller başta olmak üzere Türkiye'nin birçok bölgesinden hastayı kente çekiyor. Diğer merkezlerde şifa bulamayan ve "tedaviye rağmen şikayetleri devam eden" yüzlerce hasta, yapay zeka destekli bu özel tedavi için Malatya'nın yolunu tutuyor. Turgut Özal Tıp Merkezi, sunduğu bu hizmetle hem bölge halkına umut oluyor hem de alanında donanımlı yeni uzmanların yetişmesine olanak sağlıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.malatyasoz.com/yapay-zeka-destekli-tedavide-malatya-referans-noktasi-oldu</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 11:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://malatyasozcom.teimg.com/crop/1280x720/malatyasoz-com/uploads/2026/04/agency/iha/yapay-zeka-destekli-tedavide-malatya-referans-noktasi-oldu.jpg" type="image/jpeg" length="21603"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türkiye’de Kanserde Tarihi Başarı: 28 Bin Erken Tanı ve İlk Molekül]]></title>
      <link>https://www.malatyasoz.com/turkiyede-kanserde-tarihi-basari-28-bin-erken-tani-ve-ilk-molekul</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.malatyasoz.com/turkiyede-kanserde-tarihi-basari-28-bin-erken-tani-ve-ilk-molekul" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bakan Memişoğlu, Türkiye’de ücretsiz kanser taramalarında 28 bin erken tanı tespit edildiğini açıkladı. Üstelik Boğaziçi Üniversitesi’nden geliştirilen Türkiye’nin ilk özgün kanser molekülü faz 1 araştırmasını başarıyla tamamladı. Kanser tedavisinde devrim niteliğinde adımlar atılıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bakan Memişoğlu, kanser tedavisinde yürütülen çalışmalar ve tarama programlarına ilişkin, AA muhabirine açıklamada bulundu.</p>

<p>Kanserle ilgili dünyanın sayılı ülkesinde bulunan ücretsiz tarama programlarının Türkiye'de uygulandığına işaret eden Memişoğlu, 'Tarama programlarımız özellikle meme, serviks (rahim ağzı) ve bağırsak kanserleri ile ilgili olarak belirli gruplara ücretsiz olarak yapılıyor.' diye konuştu.</p>

<p>Tarama çalışmalarının aile hekimlerinin koordinasyonunda sürdürüldüğünü aktaran Memişoğlu, 'Son bir yılda 7 milyon 700 bin vatandaşımıza ücretsiz kanser taraması yaptık. Vatandaşlarımızı mesajlarla aile hekimliklerine, sağlıklı hayat merkezlerine ve toplum sağlığı merkezlerimize davet ediyoruz. Vatandaşlarımıza, mesaj göndererek de tarama programlarına davet ediyoruz.' ifadelerini kullandı.</p>

<p>Mobil tarama araçlarıyla da sahada aktif hizmet verildiğini belirten Memişoğlu, yapılan taramalarda 276 bin kişinin şüpheli olarak değerlendirildiğini ve 28 bininde erken kanser şüphesi tespit edildiğini bildirdi.</p>

<p><strong>Taramalar Sayesinde 28 Bin Vatandaş Erken Tanıyla Tedavi İmkanına Kavuştu</strong></p>

<p>Bakan Memişoğlu, kanserde erken teşhisin önemine dikkati çekerek, '28 bin vatandaşımızın erken tanı olarak tedaviye ulaşmasını sağladık. 'Kanserden korkma, geç kalmaktan kork' diyoruz. Böyle bir imkanımız var. Özellikle belirli bir yaş grubunda 40 yaşın üzerindeki bütün vatandaşlarımıza sağlıklı hayat merkezlerimizde ve aile hekimliklerimize ücretsiz kanser taraması yapılıyor.' şeklinde konuştu.</p>

<p>Türkiye'de yapay zeka destekli tanı sistemlerinin de kullanıldığını ifade eden Memişoğlu, 'Bütün sağlıktaki altyapımızla dünyanın en iyi hekimleri ve sağlık çalışanlarımızla insanlarımıza en iyi tedavileri, uygulamaları yapıyoruz. Türkiye bu konuda örnek durumda. Bugün kanser tedavileri için her taraftan ülkemize gelebilirler.' değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p><strong>'Türkiye İlk Molekülünü Dünya Sağlığına Hediye Edecek'</strong></p>

<p>Bakan Memişoğlu, Türkiye'de keşfedilip geliştirilerek klinik araştırmayla hastalara ulaşan ilk özgün ilaç adayının faz 1 klinik araştırmasının başarıyla tamamlandığını belirterek, bu gelişmenin bilimsel açıdan kritik bir öneme sahip olduğunu vurguladı.</p>

<p>Memişoğlu, şöyle konuştu:</p>

<p>'Kanserle ilgili Boğaziçi Üniversitemizden filizlenen Türkiye'nin ilk molekülünün faz 1 çalışmasındaki başarıyı ifade etmek istiyorum. Türkiye kendi laboratuvarında, hastanelerinde, hocaları ve bilim insanları vasıtasıyla ilk defa bir molekülü ortaya çıkarma aşamasında. Bugün faz 1 çalışmalarında çok başarılı oldu. Burada emeği geçen Abdurrahman Yurtaslan Onkoloji Hastanemiz, Koç Üniversitesi Hastanesi ve Boğaziçi Üniversitesinden Prof. Dr. Rana Sanyal hocamıza özellikle teşekkür ediyorum. Türkiye, çok büyük bir başarının öncesinde faz 1 çalışmalarında çok başarılı görünüyor. İnşallah, faz 2 ve 3'ten sonra Türkiye kendi bilim insanları ve altyapısıyla ilk molekülünü dünya sağlığına hediye edecek.'</p>

<p><strong>'İlacın Doğrudan Tümör Hücresini Hedeflemesi Sağlanarak Yan Etkileri Azaltıyor'</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Boğaziçi Üniversitesi Kimya Bölümü Öğretim Üyesi ve EIC Avrupa Kadın Yenilikçiler Büyük Ödülü sahibi Prof. Dr. Rana Sanyal de yürütülen çalışmaya ilişkin şu bilgileri paylaştı:</p>

<p>'Bizim teknolojimiz ilacın doğrudan tümör hücresini hedeflenmesini sağlayarak, yan etkileri azaltıyor. Aynı zamanda tedavinin de etkisini artırıyor. Biyoteknoloji girişimimizde çeşitli kanser türleri için bu teknolojiyle geliştirdiğimiz ilaç adayları üzerinde çalışmalarımız hızla devam ediyor. Erken dönem araştırmalarımızı yürüttüğümüz Boğaziçi Üniversitesi ve Hedefli Tedavi Teknolojileri Merkezi'nden klinik araştırmalarımızı yürüten uzman ekiplere ve iş ortaklarımıza, araştırmaya katılan gönüllülerden yatırımcılarımıza kadar bu başarıda çok sayıda kişinin emeği ve katkısı var.</p>

<p>Sağlık Bakanlığımızın denetiminde solid tümör hastalarında yürüttüğümüz faz 1 klinik araştırmamızın farklı aşamaları Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının HAMLE Programı kapsamında TÜBİTAK tarafından desteklendi. 'Turcorn 100' şirketleri arasına girerek ekosistemimizin en başarılı start-up'larına yönelik programlarda yer aldık. Bu başarı, bilimsel araştırmaların insana ulaşmasında güçlü bir ekosistemin ne kadar belirleyici olduğunun çok çarpıcı bir göstergesi.'</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.malatyasoz.com/turkiyede-kanserde-tarihi-basari-28-bin-erken-tani-ve-ilk-molekul</guid>
      <pubDate>Sun, 05 Apr 2026 13:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://malatyasozcom.teimg.com/crop/1280x720/malatyasoz-com/uploads/2026/04/agency/aa/turkiyede-kanserde-tarihi-basari-28-bin-erken-tani-ve-ilk-molekul.jpg" type="image/jpeg" length="44119"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dikkat! İklim Krizi Alerjiyi Artırıyor, Hastalıklar Hızla Yükseliyor..]]></title>
      <link>https://www.malatyasoz.com/dikkat-iklim-krizi-alerjiyi-artiriyor-hastaliklar-hizla-yukseliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.malatyasoz.com/dikkat-iklim-krizi-alerjiyi-artiriyor-hastaliklar-hizla-yukseliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlar, iklim değişikliği ve çevresel faktörlerin alerjik hastalıkları tetiklediğini, doğru tanı ve tedavinin önemine dikkat çekiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İklim değişikliği, şehirleşme, hava kirliliği ve yaşam tarzındaki değişiklikler alerjik hastalıkların görülme sıklığını artırıyor. Uzmanlar, yükselen sıcaklıklar nedeniyle mevsimsel alerjisi olan kişilerin daha uzun süre polene maruz kaldığını, bunun da alerji şikâyetlerini çoğalttığını belirtiyor.</p>

<p>Günümüzde çocukların yaklaşık üçte birinde, yetişkinlerin ise önemli bir kısmında alerjik hastalıklar görülüyor. En yaygın alerjik hastalıklar arasında alerjik rinit (saman nezlesi), alerjik astım, ürtiker, atopik dermatit (egzema), arı alerjileri ve bazı gıda alerjileri yer alıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Alerjik rinit hastalarında burun akıntısı, tıkanıklık, hapşırık, gözlerde kaşıntı ve sulanma; astım hastalarında ise nefes darlığı, öksürük ve hırıltılı solunum gibi belirtiler sıkça görülüyor. Bu şikâyetler özellikle ilkbahar aylarında veya ev tozu gibi alerjenlere maruz kalındığında artıyor.</p>

<h2><strong>Doğru Tanı Temel Adım</strong></h2>

<p>Uzmanlar, alerji tanısında hastanın şikâyetleri ve öyküsünün dikkatle değerlendirilmesinin önemine vurgu yapıyor. Ayrıca deri prick testleri ve bazı kan testleri ile hangi alerjenlere karşı duyarlılık geliştiğinin belirlenebileceği belirtiliyor. Doğru tanı, doğru tedavi planı için temel adım olarak öne çıkıyor.</p>

<h2><strong>Tedavide Üç Temel Yaklaşım</strong></h2>

<p>Alerjik hastalıkların tedavisinde üç temel yaklaşım bulunuyor:</p>

<ol>
 <li><strong>Alerjene maruziyetin azaltılması:</strong> Korunma önlemleri büyük önem taşıyor.</li>
 <li><strong>İlaç tedavisi:</strong> Şikâyetleri kontrol altına almak için uygulanıyor.</li>
 <li><strong>Alerji aşıları (immünoterapi):</strong> Uzmanlar, bağışıklık sistemini yeniden eğiterek uzun vadeli ve kalıcı iyileşme sağlayabilen tek yöntem olarak bunu öne çıkarıyor.</li>
</ol>

<h2><strong>Alerji Aşıları Nasıl Çalışıyor?</strong></h2>

<p>Alerji aşısı, hastaya alerjisi olan maddeye karşı çok küçük dozlarla başlanarak düzenli aralıklarla artırılan alerjen uygulamasıyla bağışıklık sistemini “eğitiyor”. Tedavi süresi genellikle 3–5 yıl sürüyor ve düzenli uygulandığında birçok hastada şikâyetler belirgin şekilde azalıyor, bazı hastalarda ise tamamen ortadan kalkabiliyor. Ayrıca astım gelişme riskini azaltma gibi uzun vadeli faydaları da bulunuyor.</p>

<h2><strong>Kimler Alerji Aşısı Olabilir?</strong></h2>

<p>Özellikle polen, ev tozu akarı, küf mantarı veya arı alerjisi olan ve ilaç tedavisine rağmen şikâyetleri devam eden kişiler için alerji aşısı düşünülebiliyor. Hem çocuklarda hem yetişkinlerde uygulanabiliyor.</p>

<h2><strong>Yanlış Bilinenler</strong></h2>

<p>Uzmanlar, alerji aşılarının riskli olduğu yönündeki yanlış inanışlara dikkat çekiyor. Uygun hastalarda ve uzman kontrolünde uygulandığında bu tedaviler oldukça güvenli. Ancak her alerji hastasına uygulanamayacağı için mutlaka uzman değerlendirmesi gerekiyor.</p>

<h2><strong>Alerji Belirtilerini Hafife Almayın</strong></h2>

<p>Uzmanlar, alerji belirtilerinin göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguluyor. Ev tozu alerjisi olanların ev temizliğine özen göstermesi, polen alerjisi olanların yoğun polen dönemlerinde açık havada uzun süre kalmamaya dikkat etmesi önem taşıyor. Ayrıca doktor önerisi dışında ilaç kullanılmaması ve uzun süren şikâyetlerde uzman desteği alınması gerekiyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Hüseyin Canbay</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.malatyasoz.com/dikkat-iklim-krizi-alerjiyi-artiriyor-hastaliklar-hizla-yukseliyor</guid>
      <pubDate>Sun, 05 Apr 2026 12:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://malatyasozcom.teimg.com/crop/1280x720/malatyasoz-com/uploads/2026/04/a-l-e-r-j-i.jpg" type="image/jpeg" length="78563"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Zayıflamak İsteyenlere Uzman Tavsiyesi: Yemekten Önce Tüketilmesi Önerildi]]></title>
      <link>https://www.malatyasoz.com/zayiflamak-isteyenlere-mucize-yontem-yemekten-once-bir-tutam-tuketin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.malatyasoz.com/zayiflamak-isteyenlere-mucize-yontem-yemekten-once-bir-tutam-tuketin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İbrahim Saraçoğlu, katıldığı programda zayıflamak isteyenler için dikkat çeken bir öneride bulundu. Yemek öncesi tüketilecek dereotunun iştah kontrolüne yardımcı olabileceğini belirten Saraçoğlu’nun açıklamaları gündem oldu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Zayıflamak İsteyenlere Doğal Yöntem</strong></p>

<p>İbrahim Saraçoğlu, Mesut Yar'la Bayram Sohbeti programında yaptığı açıklamalarla dikkat çekti. Saraçoğlu, özellikle iştah problemi yaşayanlar için doğal bir öneri sundu.</p>

<p>Dereotunun düzenli tüketildiğinde iştahı dengeleyebileceğini ifade eden Saraçoğlu, özellikle yemeklerden önce tüketilmesini tavsiye etti.</p>

<p><img alt="Saglikli Kilo Alma 1024X683" height="333" src="https://malatyasozcom.teimg.com/malatyasoz-com/uploads/2025/05/saglikli-kilo-alma-1024x683.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="500" /></p>

<p><strong>“Bir Tutam Tüketin”</strong></p>

<p>Saraçoğlu açıklamasında şu ifadeleri kullandı:</p>

<blockquote>
<p>“Zayıflamak mı istiyorsun, iştahın çok mu büyük? Bir tutam dereotu tüket.”</p>
</blockquote>

<p>Bu önerinin özellikle fazla yemek yeme alışkanlığı olan kişiler için faydalı olabileceği belirtildi.</p>

<p><img alt="Malatyanin Yoresel Yemekleri Nelerdir Malatyanin Yoresel Lezzetleri Yemek Kulturune Yolculuk 1682457877" height="450" src="https://malatyasozcom.teimg.com/malatyasoz-com/uploads/2025/11/malatyanin-yoresel-yemekleri-nelerdir-malatyanin-yoresel-lezzetleri-yemek-kulturune-yolculuk-1682457877.webp" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="500" /></p>

<p><strong>“Bilgi Paylaşılmalı”</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Saraçoğlu, bitkisel öneriler konusunda bilgi paylaşımının önemli olduğunu vurgulayarak, doğru kullanım miktarlarının bilinmesi gerektiğini ifade etti.</p>

<blockquote>
<p>“Bilmiyorsanız susacaksınız.”</p>
</blockquote>

<p>sözleriyle bilinçsiz kullanımın risklerine dikkat çekti.</p>

<p><img alt="ot bitki" height="281" src="https://malatyasozcom.teimg.com/malatyasoz-com/uploads/2026/04/6202c47870380e2304de1450.webp" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="500" /></p>

<p><strong>Uzmanlardan Uyarı</strong></p>

<p>Uzmanlar, bitkisel yöntemlerin destekleyici olabileceğini ancak tek başına mucize çözüm olarak görülmemesi gerektiğini belirtiyor. Dengeli beslenme ve düzenli yaşam alışkanlıklarının zayıflama sürecinde temel olduğu vurgulanıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>haber merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.malatyasoz.com/zayiflamak-isteyenlere-mucize-yontem-yemekten-once-bir-tutam-tuketin</guid>
      <pubDate>Sun, 05 Apr 2026 10:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://malatyasozcom.teimg.com/crop/1280x720/malatyasoz-com/uploads/2026/04/v8-a3406-copy.jpg" type="image/jpeg" length="98035"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kas ve Eklem Ağrılarında Yeni Dönem: Ultrason Rehberli “Nokta Atışı” Tedaviler]]></title>
      <link>https://www.malatyasoz.com/kas-ve-eklem-agrilarinda-yeni-donem-ultrason-rehberli-nokta-atisi-tedaviler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.malatyasoz.com/kas-ve-eklem-agrilarinda-yeni-donem-ultrason-rehberli-nokta-atisi-tedaviler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. İrfan Koca, ultrason eşliğinde yapılan girişimlerin tedavi başarısını artırdığını ve hasta güvenliğini üst düzeye çıkardığını açıkladı. Omuz ve diz problemleri, boyun-bel fıtıkları, tendon ve kas yaralanmaları gibi birçok kas-iskelet sistemi rahatsızlığında uygulanan yöntem, radyasyon içermemesi ve 5-10 dakikalık kısa sürede tamamlanabilmesi ile öne çıkıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. İrfan Koca, ultrason eşliğinde yapılan girişimlerin hem doğruluk oranını artırdığını hem de hasta güvenliğini üst düzeye çıkardığını belirtti.</p>

<p>Kas-iskelet sistemi hastalıklarının tanı ve tedavisinde ultrason kullanımı son yıllarda hızla yaygınlaşıyor. Özellikle omuz ve diz problemleri başta olmak üzere tüm eklemler, omurga kaynaklı rahatsızlıklar (boyun ve bel fıtıkları) ile tendon ve ligaman (bağ) ve kas yaralanmaları gibi yumuşak doku kaynaklı ağrılarda ultrason rehberli uygulamalar, tedavi başarısını artıran modern yöntemler arasında öne çıkıyor.</p>

<p>Prof. Dr. Koca, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, 'Ultrason sayesinde tedaviyi doğrudan problemli dokuya uygulayabiliyoruz. Bu da özellikle omuz ve diz başta olmak üzere tüm eklem problemleri, boyun ve bel fıtıkları ile tendon ve ligaman (bağ) ve kas yaralanmalarında tedavi başarısını belirgin şekilde artırıyor' dedi.</p>

<p><strong>Hangi hastalara uygulanıyor</strong></p>

<p>Dr. Koca, 'Ultrason rehberli nokta atışı tedaviler, Omuz, diz başta olmak üzere tüm eklem ağrıları, Boyun ve bel fıtıkları, Tendon ve ligaman (bağ) yaralanmaları, Kas yaralanmaları, Spor yaralanmaları, Bel ve boyun kaynaklı yumuşak doku ağrıları, Bursit ve yumuşak doku iltihapları gibi birçok kas-iskelet sistemi probleminde güvenle uygulanabiliyor' şeklinde konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Hangi hastalarda tercih edilmeyebilir</strong></p>

<p>Her hasta için uygun olmayabileceğini belirten Prof. Dr. İrfan Koca, özellikle aktif enfeksiyon bulunan bölgelerde, kontrolsüz kanama bozukluğu olan hastalarda ve bazı ileri sistemik hastalıklarda dikkatli olunması gerektiğini ifade etti. Bu nedenle tedavi öncesi mutlaka hekim değerlendirmesi yapılması gerekiyor.</p>

<p><strong>Radyasyon içermemesi önemli avantaj</strong></p>

<p>Prof. Dr. Koca, ultrasonun en önemli üstünlüklerinden birinin radyasyon içermemesi olduğunu vurgulayarak , 'Skopi cihazı kullanılarak yapılan diğer nokta atışı tedavilerinde hastalar az da olsa radyasyona maruz kalabilmektedir. Ultrason ise tamamen radyasyonsuz bir yöntemdir. Bu yönüyle hem hasta hem de hekim açısından çok daha güvenli ve avantajlıdır' ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>İşlem nasıl yapılıyor, ne kadar sürüyor</strong></p>

<p>Dr. Koca, 'Ultrason rehberli tedaviler genellikle klinik ortamda, lokal uygulamalar şeklinde gerçekleştiriliyor. İşlem sırasında hedef doku ultrason ile anlık olarak görüntülenerek iğne tam doğru noktaya yönlendiriliyor' ifadelerine yer verdi.</p>

<p>'İşlem çoğu zaman 5-10 dakika gibi kısa bir sürede tamamlanır. Hastalar genellikle aynı gün günlük yaşamlarına dönebilir. Bu da yöntemin konforunu artıran önemli bir faktördür' diyen Prof. Dr. İrfan Koca, işlem sonrası sürecin de hastaya özel planlandığını belirtti.</p>

<p><strong>Başarıyı artıran 'görerek tedavi' yaklaşımı</strong></p>

<p>Ultrason rehberli uygulamaların en önemli farkının 'görerek tedavi' olduğunu vurgulayan Prof. Dr. İrfan Koca, sözlerini şöyle tamamladı:</p>

<p>'Artık tedaviyi göz kararı değil, doğrudan görüntü eşliğinde yapıyoruz. Bu da hem hedefe tam ulaşmayı sağlıyor hem de gereksiz doku hasarını önlüyor. Sonuç olarak daha etkili, daha güvenli ve daha hızlı bir iyileşme süreci elde ediyoruz.'</p>

<p>Uzmanlar, ultrason rehberli tedavilerin önümüzdeki yıllarda kas-iskelet sistemi hastalıklarının yönetiminde standart uygulamalar arasında yerini daha da güçlendireceğini belirtiyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.malatyasoz.com/kas-ve-eklem-agrilarinda-yeni-donem-ultrason-rehberli-nokta-atisi-tedaviler</guid>
      <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 13:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://malatyasozcom.teimg.com/crop/1280x720/malatyasoz-com/uploads/2026/04/agency/iha/kas-ve-eklem-agrilarinda-yeni-donem-ultrason-rehberli-nokta-atisi-tedaviler.jpg" type="image/jpeg" length="86703"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yeni COVID Varyantı BA.3.2 Hızla Yayılıyor!]]></title>
      <link>https://www.malatyasoz.com/yeni-covid-varyanti-ba32-hizla-yayiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.malatyasoz.com/yeni-covid-varyanti-ba32-hizla-yayiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD başta olmak üzere birçok ülkede hızla yayılmaya başlayan BA.3.2 varyantı uzmanları harekete geçirdi. “Cicada” olarak da bilinen yeni varyantın daha ağır hastalığa yol açtığına dair kesin bir bulgu bulunmasa da, mevcut aşıların etkinliğini kısmen azaltabileceği ve daha hızlı bulaşabileceği belirtiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>2024 yılının sonlarından bu yana dolaşımda olan BA.3.2 adlı COVID-19 varyantı, son aylarda özellikle ABD genelinde yayılımını hızlandırdı. Uzmanlar, Omicron’un alt türlerinden biri olan bu varyantın önceki türlere göre daha kolay bulaşabileceğini ifade ediyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>İLK KEZ AFRİKA’DA TESPİT EDİLDİ</strong></p>

<p>Araştırmacılar BA.3.2 varyantını ilk olarak Kasım 2024’te Afrika’da tespit etti. 2025 yılı boyunca küresel yayılımını sürdüren varyantın, Şubat 2026 itibarıyla 23 ülkeye ulaştığı bildirildi.</p>

<p>ABD’de ilk vaka Haziran 2025’te yurt dışından gelen bir yolcuda tespit edilirken, daha sonra 29 eyalette hem hastalarda hem de atık su sistemlerinde varyanta rastlandı. Uzmanlar, atık su izleme sistemlerinin yeni varyantların erken tespitinde önemli rol oynadığını belirtiyor.</p>

<p><strong>BA.3.2’Yİ FARKLI KILAN NE?</strong></p>

<p>BA.3.2 varyantı, COVID-19’a neden olan SARS-CoV-2 virüsünün Omicron ailesine ait bir alt türü olarak tanımlanıyor. Bu varyantın, virüsün hücrelere girişinde rol oynayan spike (diken) proteininde 70 ila 75 arasında genetik değişiklik içerdiği belirtiliyor.</p>

<p>Bu değişiklikler, virüsün bağışıklık sistemi tarafından tanınmasını zorlaştırabiliyor ve daha hızlı yayılmasına neden olabiliyor.</p>

<p><strong>BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNDEN KAÇABİLİR</strong></p>

<p>Uzmanlar, mevcut COVID-19 aşılarının daha önce yaygın olan varyantlara göre geliştirildiğini hatırlatarak, BA.3.2’nin bu türlerden önemli ölçüde farklı olduğunu belirtiyor. Bu nedenle aşıların yeni varyanta karşı bağışıklık yanıtını biraz daha geç oluşturabileceği ifade ediliyor.</p>

<p>Ancak bilim insanları, aşıların hala hastaneye yatış ve ölüm riskini azaltmada önemli rol oynadığını vurguluyor.</p>

<p><strong>DAHA HIZLI YAYILABİLİR AMA DAHA AĞIR DEĞİL</strong></p>

<p>Uzmanlara göre BA.3.2 varyantı, hızlı yayılma potansiyeline sahip olsa da diğer COVID-19 varyantlarına göre daha ağır hastalığa yol açtığına dair net bir bulgu bulunmuyor.</p>

<p>Buna rağmen özellikle kronik hastalığı bulunan kişiler için riskin devam ettiği ve korunma önlemlerinin ihmal edilmemesi gerektiği belirtiliyor.</p>

<p><strong>UZMANLARDAN KORUNMA UYARISI</strong></p>

<p>COVID-19’dan korunmak için temel hijyen kurallarına dikkat edilmesi gerektiği hatırlatılıyor. Özellikle ellerin düzenli yıkanması, hasta hissedildiğinde evde kalınması ve kalabalık ortamlardan uzak durulması öneriliyor.</p>

<p>Uzmanlar, açık havada daha fazla vakit geçirmenin ve hijyen kurallarına dikkat etmenin bulaş riskini azaltabileceğini ifade ediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nihan Doğan</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.malatyasoz.com/yeni-covid-varyanti-ba32-hizla-yayiliyor</guid>
      <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 07:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://malatyasozcom.teimg.com/crop/1280x720/malatyasoz-com/uploads/2026/04/ba32-virus-artisi-gorsellemesi.png" type="image/jpeg" length="64463"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kanserde İmmünoterapi Devrimi: SGK Geri Ödemesiyle Tedaviye Erişim Kolaylaştı!]]></title>
      <link>https://www.malatyasoz.com/kanserde-immunoterapi-devrimi-sgk-geri-odemesiyle-tedaviye-erisim-kolaylasti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.malatyasoz.com/kanserde-immunoterapi-devrimi-sgk-geri-odemesiyle-tedaviye-erisim-kolaylasti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[1-7 Nisan Ulusal Kanser Haftası'nda uzmanlar müjdeyi verdi: SGK listesine giren yeni immünoterapi ilaçları ve erken teşhis yöntemleri sayesinde kanserle mücadelede sağ kalım oranları hızla artıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kanserle Dans Derneğinin ev sahipliğinde, '1-7 Nisan Ulusal Kanser Haftası' dolayısıyla bir otelde basın toplantısı düzenlendi.</p>

<p>Toplantıya katılan uzmanlarca, kanserde risk faktörleri, korunma yolları, kanser taramaları ve beslenmenin önemine ilişkin bilgiler paylaşıldı, ayrıca dernek tarafından hayata geçirilen RadyONKA Podcast Serisi'nin de tanıtımı yapıldı.</p>

<p>Burada konuşan İmamoğlu, kanserin erken teşhis ve farkındalığını artırmak amacıyla Podcast projesi yaptıklarını söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Prof. Dr. İmamoğlu, immünoterapilerin kanser hastaları için umut verici tedavi yöntemi olduğunu belirterek, 'Temmuz'da 5 immünoterapi ilacımız Sosyal Güvenlik Kurumunun (SGK) geri ödeme listesine girdi ve hastalarımıza çok rahat ulaştırabiliyoruz. İmmünoterapi, kanser hücresini tekrardan bağışıklık sistemimize tanıtan mekanizmayla çalışıyor. İmmünoterapi, günümüzde erken evre kanserlerde de tedavi seçeneği olarak yerini almış durumda. Melanomda da elimizde çok fazla tedavi seçeneği yokken immünoterapi ile beraber iyi sonuçlar aldık, sağ kalım oranları arttı. Bazı kanser hastalarında çok iyi ve devamlı yanıtlar görüyoruz.' diye konuştu.</p>

<p><strong>'Her 7-8 erkekten biri hayatı boyunca prostat kanseriyle karşılaşıyor'</strong></p>

<p>Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yüksel Ürün, prostat, mesane, böbrek ve testis kanserinin görülme sıklığına ilişkin bilgi verdi.</p>

<p>Prostat kanserinin erkeklerde en sık görülen kanser türü olduğuna dikkati çeken Ürün, 'Her 7-8 erkekten biri hayatı boyunca prostat kanseriyle karşılaşıyor. Mesane kanseri ülkemizde sigaradan dolayı en sık görülen tümörlerden biri ve 15-35 yaş arasındaki erkeklerde en sık görülen ve tedavi başarımızın yüksek olduğu tümörler arasında. Dolayısıyla, kanserin görülme oranı yükselse bile tanı ve tedavi başarımız çok daha güçlü.' dedi.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Gülhane Tıp Fakültesi İç Hastalıkları ve Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. İsmail Ertürk ise hem erkeklerde hem kadınlarda kansere bağlı ölümler arasında kolon kanserinin önemli bir yer tuttuğunu aktararak, 45 yaşından sonra erken tanı ve tedavi için kolonoskopi yapılmasının önemine işaret etti.</p>

<p>Kanserle Dans Derneği Başkanı Sevil Gürkan, kanserin dünya genelinde milyonlarca insanı etkilediğini hatırlatarak, hastalığın doğru bilgiyle kontrol altına alınabileceğinin altını çizdi.</p>

<p>Uzman Psikolog Sibel Cesur Akyunak ise psikolojik desteğin kanser tedavisinin ayrılmaz bir parçası olduğunu, iyileşme sürecinde hastaya destek verilmesinin önemini vurguladı.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.malatyasoz.com/kanserde-immunoterapi-devrimi-sgk-geri-odemesiyle-tedaviye-erisim-kolaylasti</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Apr 2026 17:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://malatyasozcom.teimg.com/crop/1280x720/malatyasoz-com/uploads/2026/04/agency/aa/kanserde-immunoterapi-devrimi-sgk-geri-odemesiyle-tedaviye-erisim-kolaylasti.jpg" type="image/jpeg" length="45879"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Mide ağrısı deyip geçmeyin: Erken teşhis hayat kurtarır!]]></title>
      <link>https://www.malatyasoz.com/mide-agrisi-deyip-gecmeyin-erken-teshis-hayat-kurtarir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.malatyasoz.com/mide-agrisi-deyip-gecmeyin-erken-teshis-hayat-kurtarir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sindirim sistemi hastalıkları sinsi ilerliyor! Gastroenteroloji Uzmanı Dr. İbrahim Emre Kurtça, mide ve bağırsak kanserlerinden korunmanın yolunu anlattı: "Henüz kansere dönüşmemiş polipler işlem sırasında yok edilebiliyor."]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Medicana Sağlık Grubu Gastroenteroloji Uzmanı Dr. İbrahim Emre Kurtça endoskopi ve kolonoskopinin, hem hastalıkların erken teşhisinde hem de tedavi sürecinde kritik rol oynayan iki temel işlem olduğunu belirtti.</p>

<p>Toplumda oldukça yaygın görülen sindirim sistemi hastalıkları, erken dönemde belirti vermeden ilerleyebilen bir hastalık olarak göze çarpıyor. Tanı ve tedavide kullanılan modern yöntemlerin büyük önem taşıdığını ifade eden uzmanlar, erken teşhisin önemine dikkat çekiyor. Medicana Sağlık Grubu Gastroenteroloji Uzmanı Dr. İbrahim Emre Kurtça endoskopi ve kolonoskopinin, hem hastalıkların erken teşhisinde hem de tedavi sürecinde kritik rol oynayan iki temel işlem olduğunu belirtiyor.</p>

<p>Endoskopinin yemek borusu, mide ve onikiparmak bağırsağının detaylı şekilde incelenmesini sağlayan bir görüntüleme yöntemi olduğunu ileten Dr. İbrahim Emre Kurtça, 'Özellikle mide ağrısı, yanma, reflü şikâyetleri, yutma güçlüğü ve açıklanamayan kilo kaybı gibi durumlarda başvurulan bu yöntem sayesinde; gastrit, ülser, reflü hastalığı ve mide tümörleri erken dönemde tespit edilebilmektedir. Ayrıca endoskopi sırasında gerektiğinde biyopsi alınabilmesi, tanı sürecini daha da güçlendirmektedir. Kolonoskopi ise kalın bağırsağın (kolon) ve rektumun incelenmesini sağlayan bir işlemdir. Özellikle kalın bağırsak kanserinin erken teşhisinde altın standart olarak kabul edilmektedir. Dünya genelinde en sık görülen kanser türlerinden biri olan kolorektal kanser, erken evrede tespit edildiğinde büyük oranda tedavi edilebilmektedir. Kolonoskopi sayesinde henüz kansere dönüşmemiş polipler tespit edilip aynı işlem sırasında çıkarılabilmekte, böylece kanser gelişimi önlenebilmektedir' dedi.</p>

<p><strong>Kimler tarama yaptırmalı</strong></p>

<p>Kurtça 'Hiçbir şikâyeti olmasa dahi 45 yaş ve üzerindeki bireylerin, ailesinde bağırsak kanseri öyküsü bulunanların, uzun süredir kabızlık, ishal, kansızlık veya dışkıda kan şikâyeti olanların düzenli olarak kolonoskopi yaptırmasının gerekli olduğunu ileterek, 'Günümüzde gelişen teknoloji sayesinde endoskopi ve kolonoskopi işlemleri, hastanın konforu ön planda tutularak sedasyon (hafif uyku hali) eşliğinde gerçekleştirilmektedir. İşlem süresi genellikle kısa olup, hasta aynı gün günlük yaşamına dönebilmektedir' şeklinde konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>'Erken teşhis hayat kurtarır'</strong></p>

<p>Erken teşhisin tüm kanserlerde önemli olduğunu ileten Dr. İbrahim Emre Kurtça 'Sindirim sistemi hastalıklarında erken teşhis, tedavi başarısını doğrudan etkileyen en önemli faktördür. Endoskopi ve kolonoskopi, yalnızca mevcut hastalıkların tanısında değil, aynı zamanda henüz belirti vermemiş hastalıkların önlenmesinde de hayati rol oynamaktadır. Unutulmamalıdır ki, basit bir tarama işlemi hayat kurtarabilir' ifadelerine yer verdi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.malatyasoz.com/mide-agrisi-deyip-gecmeyin-erken-teshis-hayat-kurtarir</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Apr 2026 10:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://malatyasozcom.teimg.com/crop/1280x720/malatyasoz-com/uploads/2026/04/agency/iha/mide-agrisi-deyip-gecmeyin-erken-teshis-hayat-kurtarir.jpg" type="image/jpeg" length="29036"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzman Uyardı: Otizm Oranı 1970’lere Göre Katlandı]]></title>
      <link>https://www.malatyasoz.com/uzman-uyardi-otizm-orani-1970lere-gore-katlandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.malatyasoz.com/uzman-uyardi-otizm-orani-1970lere-gore-katlandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlar, 1970'li yıllarda 10 binde de bir görülen otizmin, günümüzde 33 çocuktan birinde görüldüğünü ve oranın erkek çocuklarda kızlara oranla 3 ila 5 kat daha fazla olduğunu kaydetti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uzmanlar, 1970'li yıllarda 10 binde de bir görülen otizmin, günümüzde 33 çocuktan birinde görüldüğünü ve oranın erkek çocuklarda kızlara oranla 3 ila 5 kat daha fazla olduğunu kaydetti.</p>

<p>2 Nisan 'Dünya Otizm Farkındalık Günü' nedeniyle açıklamalarda bulunan Diyarbakır Memorial Hastanesi Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı İbrahim Zeyrek, otizmin son zamanlarda ciddi şekilde artan nörogelişimsel bir bozukluk olduğunu söyledi. Zeyrek, 'Nörogelişimsel bozukluklar, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, zihinsel yetersizlik, öğrenme güçlüğü, motor bozukluklar ve tik bozukluklarını kapsamaktadır. Otizm de bunlardan biridir. Son zamanlarda otizm oranı çok ciddi bir şekilde artmıştır. 1970'li yıllarda 10 binde bir görülürken, günümüzde 33 çocuktan birinde görülmektedir. 2000'li yıllara göre ise yaklaşık yüzde 400 oranında bir artış söz konusudur. Bu çocuklar genellikle belirli şikayetlerle başvurmaktadır. En başta konuşma gecikmesi gelmektedir. Ancak konuşma gecikmesi tek başına yeterli değildir. Konuşma gecikmesinin birçok nedeni vardır. Otizm açısından değerlendirecek olursak, bunun yanında başka belirtilerin de olması gerekir. Bunlar, sosyal temas yoksunluğu, ismine dönmeme, göz teması kuramama, işaret edilen yere bakamama ve o bağlamda iletişim kuramama gibi durumlardır. Bunlar otizmin çekirdek belirtileri, yani A belirtileridir. Tanı, DSM-5'e göre konulmaktadır. A belirtisi sosyal iletişim ve karşılıklı etkileşimde yetersizliktir. B belirtisinde ise sınırlı ilgi alanları, tekrarlayıcı hareketler ve duyusal farklılıklar yer alır. B belirtilerinden en az iki tanesinin bulunması gerekir. Ancak küçük çocuklarda her zaman gözlemlenmeyebilir. Stereotipik hareketler arasında kanat çırpma, alkış yapma, kendi etrafında dönme, parmak ucunda yürüme ve kelime tekrarları (ekolali) yer almaktadır. Günümüzde çocuklarda sık görülen şikayetler arasındadır' dedi.</p>

<p>''Otizm belirtileri genelde 2-3 yaş arasında fark ediliyor''</p>

<p>Otizm belirtilerinin genellikle 2-3 yaş arasında fark edildiğini aktaran Zeyrek, şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>''Eskiden '3 yaşından önce tanı konulamaz' gibi bir yanlış kanı vardı. Ancak bu doğru değil. 3 yaşından önce de tanı konulabilmektedir. Erken tanı büyük önem taşımaktadır. Çünkü 0-6 yaş beyin gelişimi açısından kritik bir dönemdir. Özellikle 2 ve 5 yaş civarında beyin gelişiminde budanma süreçleri yaşanır. Kullanılmayan nöron bağlantıları zamanla yok olur. Bu nedenle erken tanı ve erken eğitim çok önemlidir. Otizm, erkek çocuklarda kızlara oranla 3 ila 5 kat daha fazla görülmektedir. Vaka sayısındaki artışta farkındalığın artması da etkili olmuştur. 2 Nisan Dünya Otizm Günü gibi farkındalık çalışmaları sayesinde aileler daha bilinçli hale gelmiştir. Risk faktörleri arasında ileri baba yaşı da yer almaktadır. Günümüzde evlilik ve çocuk sahibi olma yaşının artmasıyla birlikte bu durumun etkisi daha fazla görülmektedir. Ayrıca genetik ve çevresel faktörlerin etkileşimi, yani epigenetik süreçlerin de etkili olduğu düşünülmektedir.''</p>

<p>''Ekran kullanımının otizme neden olduğu kesin olarak söylenemez''</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ekranın, otizme neden olduğunu kesin olarak kabul edilemez olduğunu dile getiren Zeyrek, şunları söyledi:</p>

<p>'Ekran kullanımının otizme neden olduğu kesin olarak söylenmemektedir. Ancak yoğun ekran maruziyeti, var olan otizm belirtilerinin şiddetini artırabilmektedir. Aileler bazen tanı almaktan korktukları için süreci geciktirebilmektedir. Çocukta belirtiler 2 yaşında fark edilse bile başvuru 3-4 hatta 5 yaşına kadar ertelenebilmektedir. Bu da eğitime geç başlanmasına neden olur ve alınacak faydayı azaltır. Otizmi tamamen ortadan kaldıran bir ilaç tedavisi yoktur. Ancak eşlik eden dikkat eksikliği, hiperaktivite, uyku bozukluğu, agresyon, kaygı ve depresyon gibi durumlar için ilaç tedavisi uygulanabilmektedir. Otizmde en önemli tedavi yöntemi özel eğitimdir. Tanı konulduğu anda vakit kaybetmeden özel eğitime başlanmalıdır. Ailelerin de bu süreçte aktif rol alması, evde destekleyici çalışmalar yapması gerekmektedir. Tanı sürecinde yaşanan inkar durumunun hızlı bir şekilde aşılması ve eğitime odaklanılması, çocuğun gelişimi açısından büyük önem taşımaktadır. Erken tanı ve doğru eğitimle çocukların gelişiminde önemli ilerlemeler sağlanabilmektedir.'</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.malatyasoz.com/uzman-uyardi-otizm-orani-1970lere-gore-katlandi</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Apr 2026 09:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://malatyasozcom.teimg.com/crop/1280x720/malatyasoz-com/uploads/2026/04/agency/iha/uzman-uyardi-otizm-orani-1970lere-gore-katlandi.jpg" type="image/jpeg" length="87055"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kanserle Mücadelede Farkındalık ve Erken Tanı Önemli]]></title>
      <link>https://www.malatyasoz.com/kanserle-mucadelede-farkindalik-ve-erken-tani-onemli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.malatyasoz.com/kanserle-mucadelede-farkindalik-ve-erken-tani-onemli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mahmut Uçar, Kanser Haftası kapsamında, erken tanı ve düzenli taramanın kanserle mücadelede hayat kurtarıcı olduğunu vurguladı; hastalığa yakalanmanın korkulacak bir durum olmadığını, asıl tehlikenin geç kalmak olduğunu belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Uygulama ve Araştırma Hastanesi Tıbbi Onkoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mahmut Uçar, kanser hastalığına ilişkin açıklamalarda bulundu. Doç. Dr. Uçar, kanserle mücadelede farkındalık ve erken tanının hayati önem taşıdığına dikkat çekti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Uygulama ve Araştırma Hastanesi Tıbbi Onkoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mahmut Uçar, 1-7 Nisan Kanser Haftası dolayısıyla açıklamalarda bulundu. SCÜ Kanser Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (KANAM) Yönetim Kurulu Üyesi olan Doç. Dr. Uçar, kanserle mücadelede farkındalık ve erken tanının hayati önem taşıdığına dikkat çekti. Kanserin oluşum sürecine değinen Doç. Dr. Uçar, vücutta hasar gören hücrelerin normal şartlarda kontrollü şekilde yenilendiğini belirterek, 'Bu hücre çoğalması kontrolden çıktığında kontrolsüz büyüyen kitleler oluşabilir. Bu kitleler zamanla büyüyerek vücutta istilacı bir hastalık haline gelir' dedi.</p>

<p><strong>'Taramalardan çekinmemek gerekir'</strong></p>

<p>Kanserin tek bir hastalık olmadığını ve her bireyde farklı seyredebildiğini vurgulayan Uçar, 'Kanser, önlenebilir bir hastalıktır. Ayrıca günümüzde tedavi edilebilir bir hastalık haline gelmiştir. Hastalığa yakalandığımızda korkmamalıyız. Tarama yöntemleri erken teşhiste büyük rol oynamaktadır. Sağlık Bakanlığı tarafından kanser taramaları aile sağlığı merkezleri ve toplum sağlığı merkezlerinde ücretsiz olarak yapılmaktadır. Bu taramalardan çekinmemek gerekir. Kanserden değil, geç kalmaktan korkmalıyız' şeklinde konuştu.</p>

<p>KANAM bünyesinde yürütülen çalışmalara da değinen Uçar, merkezin kanser alanında faaliyet gösteren farklı bilim dallarını bir araya getirerek ortak çalışmalar yürüttüğünü ifade etti. Uçar, 'Toplumu bilinçlendirme faaliyetleri kapsamında uluslararası kongreler düzenledik, çok sayıda klinik çalışma ve proje gerçekleştirdik. Yeni ilaç geliştirme çalışmaları yürütüyor, sosyal medya üzerinden bilgilendirici söyleşilerle farkındalık oluşturuyoruz' dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.malatyasoz.com/kanserle-mucadelede-farkindalik-ve-erken-tani-onemli</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Apr 2026 13:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://malatyasozcom.teimg.com/crop/1280x720/malatyasoz-com/uploads/2026/04/agency/iha/kanserle-mucadelede-farkindalik-ve-erken-tani-onemli.jpg" type="image/jpeg" length="11199"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Vertigo Riskine Karşı Beslenmeye Dikkat]]></title>
      <link>https://www.malatyasoz.com/vertigo-riskine-karsi-beslenmeye-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.malatyasoz.com/vertigo-riskine-karsi-beslenmeye-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Acıbadem Kayseri Hastanesi Diyetisyeni Burcu Akbeyaz Özger, özellikle Ramazan ve yaz aylarında iç kulaktaki sıvı dengesini etkileyen paketli, tuzlu ve kolesterolü yüksek gıdaların vertigo semptomlarını artırabileceğini belirtti. Su tüketimi, taze sebze-meyve ve az yağlı proteinlerin önemine dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Acıbadem Kayseri Hastanesi Diyetisyeni Burcu Akbeyaz Özger, vertigo hastalığına değinerek; 'Paketli gıdalar katkı maddesi ve yüksek oranda tuz içermesinden kaynaklı vertigoyu tetikleyebiliyor. Yüksek tuz, iç kulaktaki sıvı dengesini bozarak vertigo semptomlarını artırıyor' dedi.</p>

<p>Acıbadem Kayseri Hastanesi Diyetisyeni Burcu Akbeyaz Özger, Ramazan ayı dolayısıyla ve yaz aylarının yaklaşmasıyla vatandaşların vertigoyla karşı karşıya kalabileceklerini söyledi. Vertigonun belirtilerine değinen Özger, semptomların daha az görülmesi ve vertigodan korunmak için beslenme önerilerinde bulundu. Paketli gıdalar ve dondurulmuş ürünlerin tüketilmemesi gerektiğini ifade eden Özger; 'Ramazan süreci ve yazın gelmesiyle birlikte vücudumuzdaki sıvı oranı azalmaya başlıyor. Bununla birlikte vertigo ile karşılaşabiliyoruz. Vertigo ile beraber baş dönmesi, denge kaybı, bulantı ve kulak çınlaması gibi semptomlarla karşılaşabiliyoruz. Bunun sebebi, iç kulaktaki denge mekanizmasının bozulmasından kaynaklanıyor. Vertigonun tedavisinde beslenme büyük bir önem taşıyor. Bu süreçte vertigonun beslenme ile ilgili olan tedavisini konuşacağız. Dondurulmuş gıda ürünlerini bu süreçte sodyum içerdiğinden dolayı önermiyoruz. Sodyum içeriği yüksek olan besinler vertigoyu tetikleyebiliyor. Paketli gıdalar ise katkı maddesi ve yüksek oranda tuz içermesinden kaynaklı vertigoyu tetikleyebiliyor. Yüksek tuz oranı, iç kulaktaki sıvı dengesini bozarak vertigo semptomlarını artırıyor. Bu yüzden olabildiğince tuzlu gıdalardan uzak durmamız gerekiyor. Vertigo için kolesterol seviyesi yüksek olan gıdalara da dikkat etmemiz gerekiyor. Kırmızı et ve dışarıdan aldığımız işlenmiş etler, kolesterol seviyesi yüksek olan gıdalar sınıfına giriyor. Bunların tüketimini azaltmamız gerekiyor. Kolesterol seviyesi yüksek olan gıdalar aynı şekilde kan dolaşımını etkileyerek vertigo semptomlarını artırabiliyor' şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>'Bu süreçte alışkanlıklarımızın değişmesi gerekiyor'</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu süreçte alışkanlıkların değişmesi gerektiğinin altını çizen Diyetisyen Özger, kafein ve alkollü içeceklerden uzak durulması gerektiğini belirterek; 'Bizler günde 2-2,5 litre kadar su tüketiminin artırılmasını istiyoruz. Akdeniz tipi beslenmeyi öneriyoruz. Akdeniz tipi beslenmede meyve tüketimi çok önemlidir. C vitamininden zengin meyveleri tüketerek; çilek, yaban mersini, ananas, narenciye, kayısı ve üzüm gibi besinlerin tüketimini artırabiliriz. Bu besinlerle vertigonun semptomlarını azaltmaya yardımcı olabiliriz. Kuru yemiş olarak fındık, badem ve ceviz tüketimi de vertigonun semptomlarını azaltmaya yardımcı olabilir. Sebze tüketimi olarak kuşkonmaz, ıspanak ve diğer yapraklı sebzelerden faydalanabiliriz. Brokoli ve biber gibi C vitamininden zengin sebzelerle birlikte bu süreci daha rahat bir şekilde atlatabiliriz. Ayrıca ne kadar az yağlı protein tüketirsek o kadar iyi olur. Derisiz tavuk, balık ve kinoa gibi besinlerle birlikte vertigonun oluşturduğu baş dönmesi azaltılabilir. Bu süreçte alışkanlıklarımızın değişmesi gerekiyor. Kafein ve alkol tüketimini olabildiğince kısıtlamalarını istiyoruz. Bunların yerine daha fazla taze meyve ve sebze tüketiminin artması, evde yapılan fırın yemeklerinin tercih edilmesi, tam tahıllı gıdaların tüketilmesi ve omega-3 açısından zengin beslenmek oldukça fayda sağlayacaktır. Evde kullandığımız dondurulmuş gıdaların tüketimini azaltalım. Kızartılmış ve paketli gıdalardan uzak duralım. Trans yağlı yiyeceklerden de uzak durmak vertigonun semptomlarını azaltmaya yardımcı olacaktır' ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.malatyasoz.com/vertigo-riskine-karsi-beslenmeye-dikkat</guid>
      <pubDate>Tue, 31 Mar 2026 13:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://malatyasozcom.teimg.com/crop/1280x720/malatyasoz-com/uploads/2026/03/agency/iha/vertigo-riskine-karsi-beslenmeye-dikkat.jpg" type="image/jpeg" length="63155"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Mide Kanserinde Erken Teşhis Hayati: 40 Yaş Üstü Dikkat]]></title>
      <link>https://www.malatyasoz.com/mide-kanserinde-erken-teshis-hayati-40-yas-ustu-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.malatyasoz.com/mide-kanserinde-erken-teshis-hayati-40-yas-ustu-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Elazığ Fırat Üniversitesi’nden Dr. Serkan Yılmaz, mide kanserinde erken teşhisin önemine dikkat çekerek, 40 yaş üstü bireylerde yanma, ekşime, halsizlik ve kilo kaybı gibi belirtilerin ciddiye alınması gerektiğini vurguladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Özellikle 40 yaş üzerindeki bireylerde mide kanseri riskinin daha yüksek olduğunu aktaran Genel Cerrahi Anabilim Dalı Dr. Öğretim Üyesi Serkan Yılmaz, 'Midede yanma, ekşime, halsizlik ve aşırı kilo kaybı gibi şikayetlerin önemsenmesi gerekiyor' dedi.</p>

<p>Elazığ Fırat Üniversitesi Hastanesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Dr. Öğretim Üyesi Serkan Yılmaz, mide kanseri hakkında uyarılarda bulunarak açıklamalarda bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Elazığ ve çevre illerde mide kanserinin yaygın görüldüğünü belirten Yılmaz, 'Hastalar genellikle şişkinlik, hazımsızlık, erken doyma hissi, ağızdan kan gelmesi ve dışkıda kan görülmesi gibi şikayetlerle başvuruyorlar. Bu tür belirtilerin mide kanserinin habercisidir. Tanı sürecinde endoskopi yöntemiyle mide içerisindeki lezyonlar görünmüyor. Buradan alınan parçalarla kesin teşhisin konuluyor. Fırat Üniversitesi Hastanesi'nde mide kanseri ameliyatlarının çoğunlukla kapalı yöntemlerle gerçekleştiriliyor. Bu yöntemin hastada daha az ameliyat izi bırakması, kesilerin daha hızlı iyileşmesi ve iş hayatına dönüşün daha erken olmasını sağlıyor. Özellikle 40 yaş üzerindeki bireylerde mide kanseri riskinin daha yüksek oluyor. Midede yanma, ekşime, halsizlik ve aşırı kilo kaybı gibi şikayetlerin önemsenmesi gerekiyor. Bu tür şikayetleri olanların vakit kaybetmeden endoskopi yaptırmaları erken teşhis ve tedavi açısından hayati önem taşıyor' diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.malatyasoz.com/mide-kanserinde-erken-teshis-hayati-40-yas-ustu-dikkat</guid>
      <pubDate>Tue, 31 Mar 2026 13:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://malatyasozcom.teimg.com/crop/1280x720/malatyasoz-com/uploads/2026/03/agency/iha/mide-kanserinde-erken-teshis-hayati-40-yas-ustu-dikkat.jpg" type="image/jpeg" length="57591"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kolon Kanseri Erken Teşhisle Önlenebilir: 45 Yaş Sonrası Kolonoskopi Önerisi]]></title>
      <link>https://www.malatyasoz.com/kolon-kanseri-erken-teshisle-onlenebilir-45-yas-sonrasi-kolonoskopi-onerisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.malatyasoz.com/kolon-kanseri-erken-teshisle-onlenebilir-45-yas-sonrasi-kolonoskopi-onerisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Erciyes Üniversitesi’nden Doç. Dr. Gülten Can Sezgin, kolon kanseri farkındalık ayı kapsamında, herkesin 45 yaşından sonra kolonoskopi yaptırmasının hayati önem taşıdığını vurguladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı Gastroenteroloji Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Gülten Can Sezgin, kolon kanserinin erken evrede önlenebileceğini söyleyerek, 45 yaşından sonra kolonoskopi yapılmasını önerdi.</p>

<p>Doç. Dr. Gülten Can Sezgin, Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de mart ayının 'Kolon (Kolerektal) Kanseri Farkındalık Ayı' olarak kabul edildiğini dolayısıyla toplumsal bilincin artırılmasının hedeflendiğini, Türk Gastroenteroloji Derneği Kayseri Şubesi olarak Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Gevher Nesibe Hastanesi Poliklinikler Girişinde halkı bilgilendirmek amacıyla stant açtıklarını söyledi. Bu stantta halka yönelik bilgi verici broşürlerin dağıtıldığını ve sözel olarak konu hakkında aydınlatma yapıldığını, kolonoskopi taraması için dâhiliye-gastroenteroloji polikliniklerine başvurulmasının önerildiğini ifade etti.</p>

<p><strong>'Herkesin 45 yaşından sonra kolonoskopi yapılması önerilmektedir'</strong></p>

<p>Doç. Dr. Gülten Can Sezgin, 'Kolon (kalın barsak) kanseri tüm dünyada hem kadın hem erkek hastalarda en sık görülen üçüncü kanserdir. Herkesin 45 yaşından sonra kolonoskopi yapılması önerilmektedir. Kolonoskopi işlemi ile erken tanı konmakta ve bu durum hayati önem taşımaktadır. Aile üyeleri ve akrabalarda kolon kanseri öyküsü varsa daha erken yaşlarda kolonoskopi yapılması önerilmektedir' dedi.</p>

<p>Doç. Dr. Sezgin, 'Karın ağrısı, rektal kanama, kilo kaybı, dışkılama zorluğu, barsak alışkanlığında değişiklik, yeni başlayan kabızlık, kansızlık gibi şikayeti olan hastaların mutlaka doktora başvurması ve kolon kanseri yönünden kolonoskopi yapılması önerilmektedir. Daha önce kolonoskopi yapılan kişilerde kolonda polip tespit edilmiş ise takip edilmesi ve yeniden kolonoskopi yapılması gerekir' ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Kolon kanserinin risk faktörleri</strong></p>

<p>Doç. Dr. Gülten Can Sezgin, 'Kolon kanseri yönünden risk faktörleri; ileri yaş, ailede kanser öyküsü, işlenmiş et tüketimi, hareketsiz yaşam, sigara ve alkol kullanımıdır. Korunma yolları; lifli gıdalarla beslenmek, kırmızı et tüketimini azaltmak, fiziksel aktiviteyi artırmak ve tarama kontrollerini ertelememek çok önemlidir' şeklinde konuştu.</p>

<p>Doç. Dr. Sezgin, 'Kolon kanseri kolonda polip tespit edildiğinde polipektomi işlemi ile bu lezyonların alınmasından dolayı önlenebilir bir kanserdir. Bu nedenle Mart ayı kolon kanseri farkındalık ayı olarak ilan edilmiştir. Her yıl 81 ilimizde kolon kanseri farkındalığını artırmak, kolon kanseri taramasının önemini vurgulamak ve kişinin kolon, rektum ve anüs kanserine yakalanma riskini azaltmak için çeşitli etkinlikler gerçekleşmektedir' dedi.</p>

<p>Sezgin, 'Unutmayın, kolon kanseri taraması yaptırmak, sevdiklerinizle daha uzun ve sağlıklı bir yaşam sürmenin çok kıymetli bir yoludur' ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.malatyasoz.com/kolon-kanseri-erken-teshisle-onlenebilir-45-yas-sonrasi-kolonoskopi-onerisi</guid>
      <pubDate>Tue, 31 Mar 2026 13:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://malatyasozcom.teimg.com/crop/1280x720/malatyasoz-com/uploads/2026/03/agency/iha/kolon-kanseri-erken-teshisle-onlenebilir-45-yas-sonrasi-kolonoskopi-onerisi.jpg" type="image/jpeg" length="34263"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bahar Aylarında Kene Riski Artıyor: Tedbir Erken Alınmalı]]></title>
      <link>https://www.malatyasoz.com/bahar-aylarinda-kene-riski-artiyor-tedbir-erken-alinmali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.malatyasoz.com/bahar-aylarinda-kene-riski-artiyor-tedbir-erken-alinmali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sivas Cumhuriyet Üniversitesi’nden Prof. Dr. İlhan Çetin, baharla birlikte kene popülasyonunun artabileceğini belirterek, özellikle KKKA riskinin yüksek olduğu bölgelerde erken dönemde ilaçlama ve hijyen önlemlerinin hayati önem taşıdığını vurguladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İlhan Çetin, kış ve sonbahar aylarında etkili olan yoğun yağışların ardından bahar aylarına girilmesiyle birlikte kene popülasyonunda artış yaşanabileceğini söyleyerek, özellikle Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) riski bulunan bölgelerde erken tedbirlerin hayati önem taşıdığı vurguladı.</p>

<p>Havaların ısınmasıyla birlikte doğada kene hareketliliği yeniden artmaya başladı. Özellikle kırsal alanlarda ve hayvancılıkla uğraşılan bölgelerde görülen keneler, Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi hastalığı açısından risk oluşturuyor.</p>

<p>Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. İlhan Çetin, özellikle hayvancılıkla uğraşan vatandaşların erken dönemde önlem almasının önemli olduğunu belirterek, kenelerin yumurtadan çıktığı nisan ortası ile mayıs ortası arasındaki sürecin kritik olduğuna dikkat çekti. Çetin, bu dönemde yapılacak ilaçlama çalışmalarının hem bahar hem de yaz aylarında kene yoğunluğunu azaltabileceği ifade etti. Hayvanlarla temas halinde olan kişilerin düzenli olarak hayvanlarını kontrol etmesi gerektiği, kene tespit edilmesi durumunda ise elle müdahale etmek yerine uygun ilaçlarla mücadele edilmesinin önemli olduğu vurgulayan Çetin, ayrıca ahır, ağıl ve çevresinde hijyenin sağlanması da alınacak önlemler arasında yer aldığını söyledi. Prof. Dr. İlhan Çetin, bu yıl yağışların fazla olmasının kene popülasyonunda artışa neden olabileceğini belirterek, 'Tabi ki yağışlar özellikle tabiattaki bitki örtüsünün daha fazla olmasından dolayı da ortam kene popülasyonunun artmasında önemli bir rol oynadığını biliyoruz. Bundan dolayı da bu yıl biz bölgemizde kene popülasyonunun daha fazla olacağına tahmin ediyoruz' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>'Popülasyonun daha fazla olacağını tahmin ediyoruz'</strong></p>

<p>İlhan Çetin, kene ile tedbirlerin erken alınmasında fayda olduğunu söyleyerek, 'Bu yıl özellikle sonbahar ve kış mevsimlerinden sonra bahar aylarında KKKA hastalığının görüldüğü, endemik olduğu bölgemizde bulunuyoruz. İç Anadolu'nun Orta ve Karadeniz Bölgesi'nin güney kısmı hem kar olarak hem de yağmur olarak çok ciddi bir yağış aldı. Tabi ki yağışlar özellikle tabiattaki bitki örtüsünün daha fazla olmasından dolayı da ortam kene popülasyonunun artmasında önemli bir rol oynadığını biliyoruz. Bundan dolayı da bu yıl biz bölgemizde kene popülasyonunun daha fazla olacağına tahmin ediyoruz. Bundan dolayı da tedbirlerin özellikle erkenden alınması noktasında da daha aktif çalışılmasını öngörüyoruz. Özellikle risk bölgeleri olan, hayvancılıkla uğraşan ve kırsal kesimlerde ilaçlamanın kenelerin yumurtadan çıktığı dönem olan Nisan ayının ortasından Mayıs ayının ortasına kadar olan tarihlerde kene mücadelesinin yapılması önemli ve değerlidir. Bu dönemde yapacağımız mücadele bizim hem bahar aylarını hem de yaz aylarını daha rahat geçirebileceğimizi düşünüyoruz. Bundan dolayı da gerekli müdürlüklerin bu konuda almış oldukları tedbirlere dikkat etmek ve bunları da uygulamak lazım' dedi.</p>

<p><strong>'Tedbirler önemli'</strong></p>

<p>Hayvanların üzerine yapışan kenelerin elle çıkartılmaması gerektiğini söyleyen Çetin, 'Hayvancılık yapan kişilerin mutlaka bu dönemlerde hayvanları üzerindeki kene muayenesini yapması lazım. Eğer hayvanı kene taramışsa, bunların bir an önce ve hızlı bir şekilde ve ilaçlarla müdahale edilmesi lazım. Yani elle kırmak veyahut da başka bir yöntemle çıkartmak yerine ilaçlarla bertaraf edilmesi gerekiyor. Yıl boyunca kene kaynaklı KKKA hastalığının daha az görülmesi konusunda da biz bu hususların önemli olduğunu düşünüyoruz. Özellikle hayvancılık yapan, hayvanları besleyen, temizleyen, sağan insanların bu noktada daha da dikkatli olmasında fayda var diyoruz. Bu dönemlerde de özellikle dışarıda yapılacak etkinliklerde bu piknik, tabiat gezisi ve özellikle vahşi hayatla yan yana olan alanlarda yapılacak etkinliklerde mutlaka ortamda bir kene yoğunluğunun olup olmadığının değerlendirilmesi ve ona göre hareket edilmesi gerekir. Bunun için de o bölgeye açık renkli bir bez serip üzerinde hafif hafi zıplamak suretiyle bir titreşim oluşturup, kenelerin o bölgeye doğru gelip gelmediğini hatta o bezin üzerine tarayıp taramadığını kontrol edebiliriz. Ondan sonra da o bölgede bir etkinlik yapıp yapmamaya karar vermekte fayda var' diye konuştu.</p>

<p>'<strong>İlk 5 gün önemlidir'</strong></p>

<p>Kene ısırmasından kaynaklı hastalık bulaştırıp bulaştırılmadığının da kontrol edilmesi gerektiğini ifade eden Çetin, 'Kenelerin vücuda asıl ve yüzde 70 yetmiş oranında giriş noktası pantolon paçalarından gelmektedir. Eğer bu tür bir tabiatta etkinlik yapılacaksa mutlaka pantolon paçalarını, çorapların içerisine konması ve mutlaka açık renk giysiler giyilmesi gerekir. Eğer bir kene yapışmışsa onu biz kendimiz değil, özellikle profesyonel olarak bu konuda yetiştirilmiş olan sağlık personelinin, acillerin bulunduğu yerde çıkarılmasının da biz çok önemli ve değerli buluyoruz. Herhangi bir şekilde kene ısırdıktan sonraki ilk 5 gün önemlidir. İlk 5 günde mutlaka eğer herhangi bir şekilde kene ısırmış ve düşmüş olabilir. Mutlaka bir sağlık kuruluşuna gidip, kan tahlili verip herhangi bir şekilde kenenin ısırmasından kaynaklanan hastalık bulaştırıp bulaştırılmadığının da kontrol edilmesi gerekir. Tedavisinin yapılmasında fayda var' şeklinde konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.malatyasoz.com/bahar-aylarinda-kene-riski-artiyor-tedbir-erken-alinmali</guid>
      <pubDate>Tue, 31 Mar 2026 11:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://malatyasozcom.teimg.com/crop/1280x720/malatyasoz-com/uploads/2026/03/agency/iha/bahar-aylarinda-kene-riski-artiyor-tedbir-erken-alinmali.jpg" type="image/jpeg" length="79222"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ağrı kesicilere dikkat: Bilinçsiz kullanım kalbi tehlikeye atıyor]]></title>
      <link>https://www.malatyasoz.com/agri-kesicilere-dikkat-bilincsiz-kullanim-kalbi-tehlikeye-atiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.malatyasoz.com/agri-kesicilere-dikkat-bilincsiz-kullanim-kalbi-tehlikeye-atiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Medical Point Gaziantep Hastanesi Kardiyoloji Uzm. Dr. Erhan Yazıcı, ağrı kesicilerin bilinçsiz ve kontrolsüz kullanımının kalp sağlığı üzerinde ciddi riskler oluşturabileceği konusunda önemli uyarılarda bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Günlük yaşamda sıkça başvurulan ağrı kesicilerin masum gibi görünse de özellikle uzun süreli ve yüksek dozda kullanımının kalp ve damar hastalıkları riskini artırabileceğine dikkat çeken Uzm. Dr. Erhan Yazıcı, 'Toplumda reçetesiz ilaç kullanımının yaygın olması, bireylerin bu tür ilaçları hekim önerisi olmadan tüketmesine neden oluyor. Ancak bu durum, farkında olunmadan kalp sağlığını tehdit edebiliyor' dedi.</p>

<p>Kalp krizi ve tansiyon riskine dikkat</p>

<p>Özellikle nonsteroid antiinflamatuar ilaçlar (NSAİİ) grubunda yer alan ağrı kesicilerin, tansiyon yükselmesine, damar yapısında bozulmalara ve pıhtılaşma riskinde artışa yol açabileceğini belirten Yazıcı, bu durumun kalp krizi ve felç gibi ciddi sonuçlara zemin hazırlayabileceğini ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Medical Point Gaziantep Hastanesi Kardiyoloji Uzm. Dr. Erhan Yazıcı, 'Kalp hastalığı öyküsü olan bireyler, hipertansiyon hastaları ve ileri yaş grubu, ağrı kesici kullanımında çok daha dikkatli olmalıdır. Bu hastalar mutlaka doktor kontrolünde ilaç kullanmalıdır' şeklinde konuştu.</p>

<p>'Masum görünen ilaçlar ciddi sorunlara yol açabilir'</p>

<p>Ağrı kesicilerin uzun süreli kullanımında böbrek fonksiyonlarında bozulma, vücutta sıvı tutulumu ve buna bağlı kalp yükünde artış gibi problemlerin de görülebileceğini belirten Yazıcı, bilinçsiz ilaç kullanımının sadece mevcut hastalıkları kötüleştirmekle kalmayıp yeni sağlık sorunlarını da tetikleyebileceğini söyledi.</p>

<p>'Doktorunuza danışmadan ilaç kullanmayın'</p>

<p>Toplum sağlığını korumak adına vatandaşlara önemli uyarılarda bulunan Uzm. Dr. Erhan Yazıcı, 'Ağrı kesiciler dahil olmak üzere hiçbir ilaç, doktor önerisi olmadan kullanılmamalıdır. Özellikle kronik hastalığı olan bireyler, düzenli kullandıkları ilaçlarla etkileşim riski açısından mutlaka uzman görüşü almalıdır' diye konuştu.</p>

<p>Sağlıklı bir kalp için bilinçli ilaç kullanımı şart</p>

<p>Son olarak, ağrı kesici kullanımında doz ve süreye dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Uzm. Dr. Erhan Yazıcı, sağlıklı bir yaşam için bilinçli ilaç kullanımının önemine dikkat çekti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.malatyasoz.com/agri-kesicilere-dikkat-bilincsiz-kullanim-kalbi-tehlikeye-atiyor</guid>
      <pubDate>Tue, 31 Mar 2026 09:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://malatyasozcom.teimg.com/crop/1280x720/malatyasoz-com/uploads/2026/03/agency/iha/agri-kesicilere-dikkat-bilincsiz-kullanim-kalbi-tehlikeye-atiyor.jpg" type="image/jpeg" length="79035"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çocukta Ateş, Öksürük ve Döküntü Görürseniz Sakın Geçiştirmeyin!”]]></title>
      <link>https://www.malatyasoz.com/cocukta-ates-oksuruk-ve-dokuntu-gorurseniz-sakin-gecistirmeyin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.malatyasoz.com/cocukta-ates-oksuruk-ve-dokuntu-gorurseniz-sakin-gecistirmeyin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Medical Point Gaziantep Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzm. Dr. Baver Demir, çocukluk döneminde sık görülen belirtiler hakkında önemli açıklamalarda bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Medical Point Gaziantep Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzm. Dr. Baver Demir, çocukluk döneminde sık görülen belirtiler hakkında önemli açıklamalarda bulundu.</p>

<p>Çocukluk döneminin, bağışıklık sisteminin henüz gelişim aşamasında olduğu hassas bir süreç olduğuna dikkat çeken Uzm. Dr. Baver Demir, bu dönemde ortaya çıkan ateş, öksürük ve döküntü gibi belirtilerin her zaman dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.</p>

<p>'Ateş tek başına bir hastalık değil, vücudun bir tepkisidir' diyen Demir, özellikle uzun süren, düşmeyen ya da sık tekrarlayan ateşin mutlaka uzman kontrolünde değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Demir, bu durumun basit enfeksiyonlardan daha ciddi sağlık sorunlarına kadar farklı nedenlere bağlı olabileceğini ifade etti.</p>

<p>Öksürüğün çoğu zaman üst solunum yolu enfeksiyonlarına bağlı geliştiğini belirten Uzm. Dr. Baver Demir, 'Ancak uzun süre geçmeyen, gece artan ya da nefes darlığı ile birlikte görülen öksürükler, alerjik hastalıkların veya alt solunum yolu enfeksiyonlarının habercisi olabilir. Bu nedenle ailelerin bu belirtileri yakından takip etmesi gerekir' dedi.</p>

<p>Deri döküntülerinin de ebeveynlerde sık endişe oluşturan belirtiler arasında yer aldığını söyleyen Demir, bazı döküntülerin basit viral enfeksiyonlarla ilişkili olabileceğini, ancak ateş, halsizlik, iştahsızlık ya da hızlı yayılım gibi görülen döküntülerin daha ciddi hastalıkların işareti olabileceğini kaydetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Erken teşhisin çocuk sağlığında hayati önem taşıdığına dikkat çeken Uzm. Dr. Baver Demir, 'Çocuklarda görülen hiçbir belirti 'nasıl olsa geçer' düşüncesiyle göz ardı edilmemelidir. Özellikle küçük yaş grubunda hastalıklar hızlı ilerleyebilir. Şüpheli durumlarda vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır' diye konuştu.</p>

<p>Medical Point Gaziantep Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Baver Demir ebeveynlerin bilinçli ve dikkatli yaklaşımının, çocuklarda ihtimal ciddi hastalıkların erken teşhis ve tedavisinde kritik rol oynadığını vurguladı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.malatyasoz.com/cocukta-ates-oksuruk-ve-dokuntu-gorurseniz-sakin-gecistirmeyin</guid>
      <pubDate>Mon, 30 Mar 2026 12:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://malatyasozcom.teimg.com/crop/1280x720/malatyasoz-com/uploads/2026/03/agency/iha/cocukta-ates-oksuruk-ve-dokuntu-gorurseniz-sakin-gecistirmeyin.jpg" type="image/jpeg" length="64257"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
