Malatya’nın tarihsel hafızasında önemli bir yere sahip olan Silahdar Mustafa Paşa Kervansarayı, yüzyıllar boyunca savaşta askerin, barışta tüccarın sığınağı oldu. Sultan IV. Murat döneminde, Bağdat seferleri sırasında stratejik bir menzil olarak inşa edilen yapı, 6 Şubat depremlerinde aldığı hasarla bugün sessizliğe büründü.
Bosnalı Silahdar Mustafa Paşa’nın Malatya’ya duyduğu özel ilgiyle 1636 yılında temeli atılan ve 1637’de tamamlanan kervansaray, Eski Malatya’nın Alacakapı Mahallesi’nde, Fırat ve Tohma güzergâhından geçen kervanların en önemli duraklarından biri olarak hizmet verdi. Osmanlı kayıtlarına göre 3 milyon 564 bin 650 kuruşa mal olan yapı, halk arasında “Muslu Ağa Hanı” adıyla benimsendi.
Ticaretin, Sohbetin ve Haberlerin Merkeziydi
Savaş yıllarında sefere çıkan Osmanlı askerlerinin konakladığı kervansaray, 1639’dan sonra tüccarların, seyyahların ve yolcuların buluşma noktası haline geldi. Geniş avlusunda mallar indirildi, dükkânlarda alışveriş yapıldı. Berber, fırın, demirci ve nalbant gibi mesleklerin bir arada bulunduğu han, aynı zamanda dönemin ticaret merkeziydi.
Ancak burası yalnızca bir ticaret alanı değildi. Farklı coğrafyalardan gelen insanlar burada tanıştı, kahveler içildi, hikâyeler anlatıldı. Kervansaray, Malatya’yı başka diyarlara bağlayan bir haberleşme ağı işlevi de gördü.
Depremle Hasar Gördü, Gözler Restorasyonda
Zamanla Eski Malatya’nın terk edilmesiyle uzun süre bakımsız kalan yapı, yakın yıllarda yapılan restorasyonlarla yeniden işlev kazanmıştı. Sanat ve kültür etkinliklerine ev sahipliği yapan kervansaray, 6 Şubat Kahramanmaraş merkezli depremlerde hasar gördü. Tarihi yapının bazı bölümlerinde çatlaklar ve yapısal bozulmalar oluştuğu belirtilirken, alan geçici olarak kullanıma kapatıldı.
Yetkililer, kervansarayın özgün dokusuna zarar verilmeden restore edileceğini ve yeniden Malatya’ya kazandırılacağını ifade ediyor.
Taşlar Yaralı, Hafıza Ayakta
Yüzyıllar boyunca ayakta kalan, savaşları, ticareti ve göç yollarını gören Silahdar Mustafa Paşa Kervansarayı, bugün bir kez daha zamana direniyor. Depremin açtığı yaralar onarılmayı beklerken, Malatyalılar için bu yapı yalnızca taş ve duvardan ibaret değil; kentin belleği, geçmişle kurduğu bağın en somut simgelerinden biri olarak görülüyor.





