Siyasetin Dili

Geçen günlerde yazdığım “evet mi, Hayır mı?” yazımda toplumun hızla kamplaştığı, siyasetin iyi yöne doğru gitmediği ifade etmiş; siyasetin kullandığı dilin kırıcı ve kamplaştırıcı olduğunu, belli kesimlerinde bu dile paralel söylemlerle kamplaştırmayı hızlandırdığı tespitinde bulunmuştum.

Bu öngörüm çoğu kesimlercede dillendirilince siyasilerin dikkatini çekmiş olacak ki bu günlerde bu dilden uzaklaştıklarını görmekteyiz.

Hayırcılara yönelik iktidarın ayrıştırıcı ve ötekileştirici söylemi seçmen nezdinde ters tepmiş olacak ki, iktidara yakın kesimler bu söylemin yanlışlığını dile getirdiler.

Hayırcılara yönelik sert söylem, seçmen nezdinde hayırcıların argümanını güçlendiren bir etki yaptığını, Ak Parti kurmayları henüz işin başında anladılar; bu söylemden vazgeçtiler.

Cumhurbaşkanının Malatya’da yaptığı konuşmasına dikkat edilirse bu sert söylemden uzak, tüm kesimleri kucaklayıcı olma arzusu taşıdığını görebiliriz. İlk kez hayır cephesinde yer alan siyasi partiler tabanına seslenerek evet oyu istedi. Bu konuşma siyasetin sert söylemden uzaklaşarak yumuşamaya doğru yöneldiğini göstermekte.

Hayırcılar, cephesinde ise henüz CHP sahaya inmedi. CHP, bu seçimde Kılıçdaroğlu’nun özne olmayacağı, partinin diğer siyasi aktörlerinin de alana çıkacağı sinyalini verdi.

Malatya’da geçen hafta iktidar cephesi ve muhalefet cephesi; ikisi birden sahnedeydi. Ak Parti’nin başarılı mitingine karşılık CHP başarısız bir salon toplantısı gerçekleştirdi. Muhalefet hala eski argümanlarla, yada eskimiş siyasilerle çıkış yolu arıyor. Bıkmadan usanmadan sağcı politikacılar üzerinden çözüm arayışlarına devam ediyor. Eski MHP’li Namık Kemal Zeybek’i Malatya’ya getirerek bunu bir kez daha denedi. Yine tutmadı.

Birileri Kılıçdaroğlu’na ya bu sağcı politikacıların kendi partilerine hayrı olmadı, CHP’ye nasıl olsun, hatırlatması yapsa iyi olur diye düşünüyorum.

MHP’nin ise Malatya’da gözle görülür bir referanduma yönelik çalışması yok. Sosyal medya üzerinde MHP’li isimlerin evet/hayır açıklamalarına rastlamak mümkün. Gerçi Türkiye çapında da ciddi bir çalışması yok MHP’nin, daha çok kendi içine dönmüş durumda.Devlet Bahçeli artarda evet’e yönelik açıklamalarda bulundukça MHP’li muhalifler hayır açıklaması yapıyor. MHP’nin içi karıştıkça karışıyor. Bahçeli dik duracak gibi taviz vermiyor. Yeni ihraçların kapıda olduğu sinyalini veriyor.

MHP’nin Ak Partiyle ortak hareket etmesi, siyasi arenaya heyecan getirdi. CHP aceleyle MHP’nin kalesi Adana’da “Türkiye’yi böldürmeyeceğiz” mitingi yaptı. MHP merkezi ile ortak hareket eden Ak Parti, “Cumhurbaşkanlığı sistemi” anayasal düzenlemesini meclisten geçirdi.

Evet ve hayır cephesinde yer alan iki partinin, seçim sonunda galip çıkması için; ülkücü tabana ihtiyacı var. Yani ülkücüler kilit pozisyonunda. Hal böyle olunca, çok konuşulanı ve paylaşılamayanı ülkücüler oluyor.Geçmiş seçimde bozkurt işareti yapan Kılıçdaroğlu, bu kez kendi partililerini kızdıran başka bir laf ediyor; bizde ülkücüyüz diyor. Başbakan Binali Yıldırım, konuşması sonunda bozkurt işareti yapıyor.

Kılıçdaroğlu ve Başbakan’ın bozkurt işareti yaptıkları fotoğraflarına bakıyorum, kim daha iyi yapmış diye. Kılıçdaroğlu, işarete daha hakim. Kol açısı falan iyi. Başbakan aynı açıyı yakalayamamış ama bende sağcıyım gülücüğü atmış. Bakalım 16 Nisan’da ülkücüler hangisine iyi not verecek. Bekleyip göreceğiz.