Diyarbakır Memorial Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Bölümü Uzmanı Dr. Yakup Demir, CRP (C-reaktif protein) değerinin vücuttaki iltihabi durumların seyrini anlamada önemli bir gösterge olduğunu ifade etti.
CRP’nin karaciğerde üretilen ve vücutta iltihap oluştuğunda hızla yükselen bir protein olduğunu belirten Demir, bu değerin enfeksiyon başta olmak üzere birçok farklı durumda artış gösterebileceğini söyledi. “CRP, vücutta bir alarm sistemi gibi çalışır” diyen Demir, romatizmal hastalıklar, travmalar, ameliyat sonrası süreçler ve bazı kanser türlerinin de CRP yükselmesine neden olabileceğini aktardı.
Dr. Demir, CRP yüksekliğinin her zaman enfeksiyona işaret etmediğini, aynı şekilde normal CRP değerinin de enfeksiyonu tamamen dışlamadığını vurguladı. Bu nedenle tek bir laboratuvar sonucuna bakılarak değerlendirme yapılmaması gerektiğini belirtti.
CRP’nin hastalığın şiddeti hakkında fikir verebildiğini ifade eden Demir, buna rağmen tek başına tanı koydurucu bir değer olmadığını söyledi. Klinik tablo, hastanın şikâyetleri ve diğer laboratuvar sonuçlarının birlikte değerlendirilmesinin önemine dikkat çekti.
Antibiyotik kullanımına da değinen Demir, özellikle viral enfeksiyonlarda antibiyotiklerin fayda yerine zarar verebileceğini belirtti. Gereksiz antibiyotik kullanımının hem yan etkilere yol açabileceğini hem de bakterilerde direnç gelişimine neden olabileceğini ifade etti.
CRP’nin yükselme ve düşme sürecine ilişkin bilgi veren Demir, bu değerin enfeksiyon başladıktan 6–8 saat sonra yükselmeye başladığını, 24–48 saat içinde en yüksek seviyeye ulaştığını ve altta yatan neden ortadan kalktığında birkaç gün içinde normale dönebildiğini söyledi.
Son olarak her hastanın bireysel olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Demir, “Hiçbir laboratuvar testi tek başına yeterli değildir. CRP de yalnızca bir ipucudur” dedi.



