Kemal Deniz
Köşe Yazarı
Kemal Deniz
 

Malatya’da Kurban Bayramı

              Her yıl iki dini bayram kutluyoruz. Geçmişten günümüze kadar bu çerçevede toplumu birbirine bağlayan ve yakınlaştıran çeşitli gelenekler oluşmuştur. Ramazandan 70 gün sonra Kurban Bayramı gelir. Kurban Bayramına yaklaşıldığı günlerde evlerde temizlik başlar. Boya ve badana yapılacaksa önce bunlar yapılır. Halı, kilim, kapı, pencere evin hanımları tarafından güzelce elden geçirilir. Evlerde şebeke suyunun bulunmadığı dönemlerde mahalle ve sokaklarda bulunan çeşmeler bakım ve onarımdan geçirilerek temizlenir. Mahallenin göze çarpan bölümlerinde ve camilerde mahalleli tarafından genel bir temizlik yapılırdı. Dolaplardaki en yeni ve temiz kıyafetler çıkarılır. Bakımı yapılarak ütülenir ve giyime hazır hale getirilir. İhtiyaç duyulan eksik giyecekler önceden Bayramlık olarak satın alınıp hazırlanır. Bu işte aslan payı çocuklara düşer. Her bayramdan önce onlara bayramlık ayakkabı ve giyecekler satın alınır. Çocuklar bu kıyafet ve ayakkabıları mutluluk ve neşe içinde alır, odalarının en güzel köşelerinde asarlar. Ütü bulunmayan evlerde pantolonlar döşeğin altına serilerek ütülenirdi. Ayakkabılar ise akşamdan yastık altına konurdu. Günümüzde çocukların çok çeşitli giyecek ve ayakkabıları olduğu için bayramlıklar eskisi kadar onları mutlu etmiyor. Yetişkinler ise, sipariş verdikleri elbiseleri bayrama yetişsin diye prova için sık sık terziye gidip gelirdi. Hatta yetişmeyen bayramlık elbiseler, bayram namazı saatine kadar heyecanla beklenerek mutlaka alınırdı. Berberlerden bayram tıraşı için özel randevular alınır ve bayramdan önce mutlaka bayramlık tıraş olunarak insanlara şık görünmeye çalışılırdı. Bütün bu hazırlıklar yapılırken toplumda uzak durulması gereken davranışlar aile büyükleri tarafından hatırlatılarak bireyler ruhen de temizliğe yöneltilirdi. Mahallede bayram hazırlıkları imece usulüyle ve yardımlaşarak yapılırdı. Bayramdan günler önce sıraya konularak mahallenin hanımları toplanıp her evin ihtiyacı kadar yufka ekmeği pişirirler. Avlularda bulunan tandır ve ocaklar yakılır; pişirilen ekmeğin kokusu bütün mahalleyi sarardı. Ekmek pişirilmesi tamamlandıktan sonra sıra bayramlık yemeklerin yapılmasına gelirdi. Mevsimine göre yazın sebze ağırlıklı kışın ise bakliyat ve kuru gıdalardan oluşan yemekler hazırlanırdı. İçli köfteler, kaburga dolması, Analıkızlı köfteler, etli pilavlar, yazın taze fasulye, kışın kuru fasulye yemeği vazgeçilmeyen yemeklerimizdi. Bayramların vazgeçilmez tatlısı cevizli baklavadır. İmece usulü açılan yufkalarla konu komşunun tümünün baklavası bir arada türküler, maniler ve bilmeceler eşliğinde hazırlanırdı. Maddi durumu baklava açmaya uygun olmayan evler ise tel kadayıf kızartır her dilimine bir ceviz düşecek şekilde bayramlık tatlılarını hazırlardı. Sini bağlama, cevizli dilberdudağı, sütlaç bayramların diğer önemli tatlılarıdır. Kayısı, elma, armut, kara erik kurusundan yapılan eşsiz lezzetli hoşaflar bayram sofralarını süslerdi. Vişne, kızılcık ve reyhan şurupları, soğuk acılı ayranlar yemek ve tatlılara eşlik ederdi. Bayram kutlamasına gelen kişilere mutlaka bayram yemeği sofrası kurulurdu. Bayram sabahı, evin büyüğü yetişkin erkek çocukları alıp köy veya mahalle camiine götürürdü. Yılda iki kez kılındığı için imam, namaza başlamadan önce bayram namazının nasıl kılınacağını tarif eder. Hep birlikte kılınan bayram namazından sonra camide cemaat birbiriyle bayramlaşır. Cami avlusunda namaza biraz uzaktan gelen kişiler, bayram yemeğine davet edilirdi. Bu misafirleri paylaşmada komşular birbiriyle yarışırdı. Eve dönülünce ailece bayramlaşılır. Çocukların bayramlık harçlıkları unutulmazdı. Daha sonra topluca bayram yemeğine oturulurdu. Eskiden bayram yemeği olmazsa olmazlardandı. Günümüzde sadece kahvaltıyla geçiştiriliyor. Bayramdan günler önce kesilecek kurban olma niteliği taşıyan küçükbaş hayvanlar, satın alınarak evlerin avlusunda beslenirdi. Daha çabuk ürediğine inanıldığı ve büyük başa göre daha makbul görüldüğü için genellikle kurbanlık olarak koç, koyun, keçi gibi küçükbaş hayvanlar tercih edilirdi.  Hali vakti yerinde olanlar, tosun, inek, öküz gibi büyük baş hayvanlardan kurban keserlerdi. Birkaç kişi bir araya gelerek büyük hayvan kesenler de vardı. Evin avlusunda çocuklar, kurbanlığı yemler, suyunu verir ve onunla ilgilenirlerdi. Kurbanlık koçlar kesimden önce süslenir ve kınalanırdı. Bu süre uzun olursa kurbanlık ile çocuklar arasında muhabbet oluşur çocukla kurbanlık arasında bir duygusal yakınlaşma ortaya çıkardı. Bunun için kurbanlık kesilirken evin çocukları kesimin yapıldığı yerden uzak tutulurdu. Bu şekilde çocuklara doğa ve hayvan sevgisi kazandırılırdı. Kurbanlık günübirlik alınıp getirilmişse çocukların kurban kesilmesini izlemelerine izin verilir böylece dini yükümlülüğü kavraması sağlanırdı. Evin yetişkin erkeklerinden uygun biri, çevresinde bulunanlarla birlikte tekbir getirerek kurbanı keser. Ailede kurban kesecek kimse yoksa kasap çağrılır, ailece tekbir getirilerek hayvan kurban edilirdi. Bu sırada hayvanın eziyet çekmemesine özen gösterilirdi. Allah rızası için kesilen kurbanın üçte biri ev halkı için alıkonur, üçte biri yakınlara diğer üçte biri ise fakir fukaraya dağıtılırdı. Postu ise camiye veya bir hayır kurumuna bağışlanırdı. Genellikle arife günü ya da bayramın ilk günü, namaz kılındıktan sonra uygun bir vakitte topluca mezarlıktaki kabirler ziyareti edilirdi. Böylece orada yatanlarla da bayramlaşılmış olunurdu. Mezarlıkta Kur’an-ı Kerimden ayetler okunarak ölmüşlerin ruhuna bağışlanırdı. Mezarlıkta bulunan herkes birbiriyle bayramlaşır, varsa küskünler birbiriyle barışırdı. Eve gelen misafirlere kolonya şeker verilir. Kurban etinden pişirilen et, evde yapılmış yemek ve tatlılar ikram edilir. Kurban kesmiş olanlara Allah kabul etsin dileğinde bulunulurdu. Maddi durumu uygun olan ailelerden nişanlı olan erkek tarafı kız evine bayramlık hediyeler ve kınalanmış, süslenmiş bir koç götürerek bayramlaşırlardı. Bayramdan önce bir yakınını kaybetmiş aileler, acısı tazelenmeden ve yalnız bırakmamak anlamında ziyaret edilirdi. Bayram çocuklar içindir. Onların mutlu olması ve neşelenmesi için her şey yapılır. Bayramlık şık kıyafetlerini giyen çocuklar, birbirlerine caka satarlar. Konu komşu ve akrabalarını ziyarete giderek büyüklerin ellerini öperler. Büyükler de onlara bayram harçlığı ve çeşitli hediyeler verirlerdi. Çocuklar da harçlık koparacakları aileleri öncelikle ziyaret ederlerdi. Bayram harçlıklarını topladıktan sonra salıncaklara ve dönme dolaba binmek için lunaparklara koşarlardı. Malatya’da o dönemde lunapark bayramdan önce, şimdiki Adliye binası yakınlarındaki Küçük İstasyonun yanındaki Samanpazarı’na kurulurdu. Bazı yıllar ise Kernek’te veya Orduevi’nin arkasındaki alanda Malatyalılara hizmet verirdi. Aileler ve akrabalar arasında karşılıklı olarak bayram ziyaretleri ihmal edilmez, bayram boyunca bu tür ziyaretler devam eder ve böylece insani ilişkiler de pekiştirilmiş olurdu. Varsa küskünler barıştırılırdı. Dayanışma ve yardımlaşma en üst düzeye ulaşırdı. Hayır sahipleri, mahalle bakkalındaki yoksulların borçlarını kimseye duyurmadan sildirirdi. Son yıllarda salgın hastalıklar nedeniyle bayram ziyaretleri oldukça kısıtlandı. Sosyal hayatımız ve geleneklerimiz bundan olumsuz yönde etkilendi. Bayram, akraba ve konu komşu ziyaretleri giderek azalıyor. İnsanların birbirinden uzaklaşması onları yalnızlaştırıyor. Selamlaşmaya bile gerek duymayan kalabalıklar haline geliyoruz. Bazen birbirimizle konuşurken “Nerede eski bayramlar” deriz ya. Eski bayramlara özlem duyuyorsak insanlar değişiyor, aynı zamanda çevreyi ve kültürü de değiştiriyorlar. Belki de insanoğlu, küçük şeylerden mutlu olmayı beceremiyor, giderek doyumsuzlaşıyor. Bazı insanlar, bayramları tatil olarak değerlendiriyor. Bayramlarda evlerini kapatıp tatil yörelerine gidiyorlar. Halbuki, eski insanlardan gurbette olanlar, bayramları fırsat bilerek sıla-yı rahim yapmak için memleketlerine döner, geçmişlerinin kabirlerini, yakınlarını ve konu komşularını ziyaret ederlerdi. Kısacası bayramlar bayram olarak kutlanırdı.  
Ekleme Tarihi: 19 Temmuz 2021 - Pazartesi

Malatya’da Kurban Bayramı

 

            Her yıl iki dini bayram kutluyoruz. Geçmişten günümüze kadar bu çerçevede toplumu birbirine bağlayan ve yakınlaştıran çeşitli gelenekler oluşmuştur. Ramazandan 70 gün sonra Kurban Bayramı gelir. Kurban Bayramına yaklaşıldığı günlerde evlerde temizlik başlar. Boya ve badana yapılacaksa önce bunlar yapılır. Halı, kilim, kapı, pencere evin hanımları tarafından güzelce elden geçirilir. Evlerde şebeke suyunun bulunmadığı dönemlerde mahalle ve sokaklarda bulunan çeşmeler bakım ve onarımdan geçirilerek temizlenir. Mahallenin göze çarpan bölümlerinde ve camilerde mahalleli tarafından genel bir temizlik yapılırdı.

Dolaplardaki en yeni ve temiz kıyafetler çıkarılır. Bakımı yapılarak ütülenir ve giyime hazır hale getirilir. İhtiyaç duyulan eksik giyecekler önceden Bayramlık olarak satın alınıp hazırlanır. Bu işte aslan payı çocuklara düşer. Her bayramdan önce onlara bayramlık ayakkabı ve giyecekler satın alınır. Çocuklar bu kıyafet ve ayakkabıları mutluluk ve neşe içinde alır, odalarının en güzel köşelerinde asarlar. Ütü bulunmayan evlerde pantolonlar döşeğin altına serilerek ütülenirdi. Ayakkabılar ise akşamdan yastık altına konurdu. Günümüzde çocukların çok çeşitli giyecek ve ayakkabıları olduğu için bayramlıklar eskisi kadar onları mutlu etmiyor.

Yetişkinler ise, sipariş verdikleri elbiseleri bayrama yetişsin diye prova için sık sık terziye gidip gelirdi. Hatta yetişmeyen bayramlık elbiseler, bayram namazı saatine kadar heyecanla beklenerek mutlaka alınırdı. Berberlerden bayram tıraşı için özel randevular alınır ve bayramdan önce mutlaka bayramlık tıraş olunarak insanlara şık görünmeye çalışılırdı.

Bütün bu hazırlıklar yapılırken toplumda uzak durulması gereken davranışlar aile büyükleri tarafından hatırlatılarak bireyler ruhen de temizliğe yöneltilirdi.

Mahallede bayram hazırlıkları imece usulüyle ve yardımlaşarak yapılırdı. Bayramdan günler önce sıraya konularak mahallenin hanımları toplanıp her evin ihtiyacı kadar yufka ekmeği pişirirler. Avlularda bulunan tandır ve ocaklar yakılır; pişirilen ekmeğin kokusu bütün mahalleyi sarardı. Ekmek pişirilmesi tamamlandıktan sonra sıra bayramlık yemeklerin yapılmasına gelirdi. Mevsimine göre yazın sebze ağırlıklı kışın ise bakliyat ve kuru gıdalardan oluşan yemekler hazırlanırdı. İçli köfteler, kaburga dolması, Analıkızlı köfteler, etli pilavlar, yazın taze fasulye, kışın kuru fasulye yemeği vazgeçilmeyen yemeklerimizdi.

Bayramların vazgeçilmez tatlısı cevizli baklavadır. İmece usulü açılan yufkalarla konu komşunun tümünün baklavası bir arada türküler, maniler ve bilmeceler eşliğinde hazırlanırdı. Maddi durumu baklava açmaya uygun olmayan evler ise tel kadayıf kızartır her dilimine bir ceviz düşecek şekilde bayramlık tatlılarını hazırlardı.

Sini bağlama, cevizli dilberdudağı, sütlaç bayramların diğer önemli tatlılarıdır. Kayısı, elma, armut, kara erik kurusundan yapılan eşsiz lezzetli hoşaflar bayram sofralarını süslerdi. Vişne, kızılcık ve reyhan şurupları, soğuk acılı ayranlar yemek ve tatlılara eşlik ederdi. Bayram kutlamasına gelen kişilere mutlaka bayram yemeği sofrası kurulurdu.

Bayram sabahı, evin büyüğü yetişkin erkek çocukları alıp köy veya mahalle camiine götürürdü. Yılda iki kez kılındığı için imam, namaza başlamadan önce bayram namazının nasıl kılınacağını tarif eder. Hep birlikte kılınan bayram namazından sonra camide cemaat birbiriyle bayramlaşır. Cami avlusunda namaza biraz uzaktan gelen kişiler, bayram yemeğine davet edilirdi. Bu misafirleri paylaşmada komşular birbiriyle yarışırdı.

Eve dönülünce ailece bayramlaşılır. Çocukların bayramlık harçlıkları unutulmazdı. Daha sonra topluca bayram yemeğine oturulurdu. Eskiden bayram yemeği olmazsa olmazlardandı. Günümüzde sadece kahvaltıyla geçiştiriliyor.

Bayramdan günler önce kesilecek kurban olma niteliği taşıyan küçükbaş hayvanlar, satın alınarak evlerin avlusunda beslenirdi. Daha çabuk ürediğine inanıldığı ve büyük başa göre daha makbul görüldüğü için genellikle kurbanlık olarak koç, koyun, keçi gibi küçükbaş hayvanlar tercih edilirdi.  Hali vakti yerinde olanlar, tosun, inek, öküz gibi büyük baş hayvanlardan kurban keserlerdi. Birkaç kişi bir araya gelerek büyük hayvan kesenler de vardı.

Evin avlusunda çocuklar, kurbanlığı yemler, suyunu verir ve onunla ilgilenirlerdi. Kurbanlık koçlar kesimden önce süslenir ve kınalanırdı. Bu süre uzun olursa kurbanlık ile çocuklar arasında muhabbet oluşur çocukla kurbanlık arasında bir duygusal yakınlaşma ortaya çıkardı. Bunun için kurbanlık kesilirken evin çocukları kesimin yapıldığı yerden uzak tutulurdu. Bu şekilde çocuklara doğa ve hayvan sevgisi kazandırılırdı. Kurbanlık günübirlik alınıp getirilmişse çocukların kurban kesilmesini izlemelerine izin verilir böylece dini yükümlülüğü kavraması sağlanırdı.

Evin yetişkin erkeklerinden uygun biri, çevresinde bulunanlarla birlikte tekbir getirerek kurbanı keser. Ailede kurban kesecek kimse yoksa kasap çağrılır, ailece tekbir getirilerek hayvan kurban edilirdi. Bu sırada hayvanın eziyet çekmemesine özen gösterilirdi. Allah rızası için kesilen kurbanın üçte biri ev halkı için alıkonur, üçte biri yakınlara diğer üçte biri ise fakir fukaraya dağıtılırdı. Postu ise camiye veya bir hayır kurumuna bağışlanırdı.

Genellikle arife günü ya da bayramın ilk günü, namaz kılındıktan sonra uygun bir vakitte topluca mezarlıktaki kabirler ziyareti edilirdi. Böylece orada yatanlarla da bayramlaşılmış olunurdu. Mezarlıkta Kur’an-ı Kerimden ayetler okunarak ölmüşlerin ruhuna bağışlanırdı. Mezarlıkta bulunan herkes birbiriyle bayramlaşır, varsa küskünler birbiriyle barışırdı.

Eve gelen misafirlere kolonya şeker verilir. Kurban etinden pişirilen et, evde yapılmış yemek ve tatlılar ikram edilir. Kurban kesmiş olanlara Allah kabul etsin dileğinde bulunulurdu. Maddi durumu uygun olan ailelerden nişanlı olan erkek tarafı kız evine bayramlık hediyeler ve kınalanmış, süslenmiş bir koç götürerek bayramlaşırlardı. Bayramdan önce bir yakınını kaybetmiş aileler, acısı tazelenmeden ve yalnız bırakmamak anlamında ziyaret edilirdi.

Bayram çocuklar içindir. Onların mutlu olması ve neşelenmesi için her şey yapılır. Bayramlık şık kıyafetlerini giyen çocuklar, birbirlerine caka satarlar. Konu komşu ve akrabalarını ziyarete giderek büyüklerin ellerini öperler. Büyükler de onlara bayram harçlığı ve çeşitli hediyeler verirlerdi. Çocuklar da harçlık koparacakları aileleri öncelikle ziyaret ederlerdi. Bayram harçlıklarını topladıktan sonra salıncaklara ve dönme dolaba binmek için lunaparklara koşarlardı. Malatya’da o dönemde lunapark bayramdan önce, şimdiki Adliye binası yakınlarındaki Küçük İstasyonun yanındaki Samanpazarı’na kurulurdu. Bazı yıllar ise Kernek’te veya Orduevi’nin arkasındaki alanda Malatyalılara hizmet verirdi.

Aileler ve akrabalar arasında karşılıklı olarak bayram ziyaretleri ihmal edilmez, bayram boyunca bu tür ziyaretler devam eder ve böylece insani ilişkiler de pekiştirilmiş olurdu. Varsa küskünler barıştırılırdı. Dayanışma ve yardımlaşma en üst düzeye ulaşırdı. Hayır sahipleri, mahalle bakkalındaki yoksulların borçlarını kimseye duyurmadan sildirirdi. Son yıllarda salgın hastalıklar nedeniyle bayram ziyaretleri oldukça kısıtlandı. Sosyal hayatımız ve geleneklerimiz bundan olumsuz yönde etkilendi. Bayram, akraba ve konu komşu ziyaretleri giderek azalıyor. İnsanların birbirinden uzaklaşması onları yalnızlaştırıyor. Selamlaşmaya bile gerek duymayan kalabalıklar haline geliyoruz.

Bazen birbirimizle konuşurken “Nerede eski bayramlar” deriz ya. Eski bayramlara özlem duyuyorsak insanlar değişiyor, aynı zamanda çevreyi ve kültürü de değiştiriyorlar. Belki de insanoğlu, küçük şeylerden mutlu olmayı beceremiyor, giderek doyumsuzlaşıyor. Bazı insanlar, bayramları tatil olarak değerlendiriyor. Bayramlarda evlerini kapatıp tatil yörelerine gidiyorlar. Halbuki, eski insanlardan gurbette olanlar, bayramları fırsat bilerek sıla-yı rahim yapmak için memleketlerine döner, geçmişlerinin kabirlerini, yakınlarını ve konu komşularını ziyaret ederlerdi. Kısacası bayramlar bayram olarak kutlanırdı.

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve malatyasoz.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.