Mevlüt Mergen
Köşe Yazarı
Mevlüt Mergen
 

KIRINTILARDAN!..

MAKAM  - Yüce yaratıcı bizlere öyle yüce bir makam bahşetmiş ki, o makamın üstünde daha yükseği yok, ama bizler ne yapıyoruz, “baki olan” o makamı umursamıyor, elimize fani bir makamda oturma fırsatı geçince çevremizdekilere emirler yağdırarak “geçici” bir ikbalin peşinde “beka” hayaliyle koşuyoruz, Gerçek şu ki, çoğumuz o  “fani” makamı da yakalayamıyor, o hasret içindeyken ölüp gidiyor, oysa yüce yaratıcının verdiği makam “kulluk” makamıdır, doğruyu yanlışa tercih etmenin bedbahtlık olduğunu bir kavrayabilsek… Düşünemiyoruz,  Allah’ın kendisine: “Habibim dediği, tüm yer ve gökyüzünün efendisi olan Peygamberimiz (s.a.v.) “kulluk” makamını ihtiyar etti, ne kadar yüksek dereceler elde etti ise o makamda iken elde etti ve bizlere de tavsiye etti “Abdullah” olmayı.. Aklımızın kenarından bile geçmiyor: “Allah’ım bizi kulluğuna kabul et” diye yakarmak, çünkü büyük bir aldanışın içindeyiz ki kendimizi “kul” sanıyoruz, sormazlar mı adama: “kadrolu kul musun?” Henüz dolmadı “kulluk” kadrosu, “öte”ye gitmeden burada o kadroyu ve karşılığı olan makamı elde etmeye çalış, duymaz mısın günde beş kez çağrı var “münhal” olan “kulluk” kadrosu için, gerekli şartları haiz isen ne duruyorsun? NOKTA: Allah’a kul olanın makamı yüce olur,  Kula “kul” olanın sonucu nice olur?.. KARNE - Günü geldiğinde dağıtılır okullarda karneleri öğrencilerin, hem öğrenci ve hem de velisinin merakı büyüktür, “notları” nasıldır diye, önce sınıfını geçip geçmediğinin cevabı aranır karne üzerinde, eğer bir üst sınıfa geçti ise o öğrenciye nu mutlu!.. Dünya bir okul, insan bu okulun öğrencisi, öğretmen Allah Resulü, ders kitabı Kur’an, bu okulun “sömestr” tatili “mezarda” eğer karnesindeki notları “iyi” veya “pek iyi” ise daha mezarda iken alacağı “ödül” kendisine gösterilir  ve “iyi ki dersime çalışmış, yüksek not almışım” der, değilse!.. Değilse eğer şu kelimeler dilinden hiç düşmez: “Eyvah ben ne yapmışım, niye dersime çalışmamışım, oysa öğretmenim vardı, kitabım vardı, zamanım da çok vardı, ben niye dersleri “kırdım” benim ezeli düşmanım olan İblis’in koluna girdim, ya da onun benim koluma girmesine izin vererek onunla birlikte sokaklarda, parklarda, bahçelerde gezindim?…  NOKTA: Dünya denen okulda okuduk “karne” için, “Kırık not” alanlar iyi bilir ne için?   BAL ARISI - Dünyamız ibret sahneleriyle doludur, yeter ki göz, görmek istesin. Yeryüzünde ve gökyüzünde insan için ders alınacak, bilgi alınacak ve ibret alınacak o kadar çok şey var ki, mesela “bal arısı” diyelim, ne yapar bu bal arısı? Bizler için araştırır en faydalı çiçeği bulur, önce kendisi gıdalanır bize de “şifa” olacak gıdayı sunar, çoğu insan “doğaldır” der, bundan ibret almaz, oysa düşünse o çoğu insan, o küçücük gövdesiyle nasıl da arayıp buluyor gıdanın temizini, helalini, güzel olanını? Allah Resul (s.a.v.) Şöyle buyurur: “Mümin bal arısı gibidir, gıdanın temizini, iyisini ve helalini arar bulur” Alemlere rahmet olarak gönderilen o şanı yüce peygamber bize “bal arısını”   örnek göstererek öğüt veriyor, yol gösteriyor değil mi? Demek ki bal arısı sadece bal sunmuyor insanoğluna kendi haliyle bizlere öğütte veriyor: “benim gibi yapınız, arayınız her şeyin en iyisini, en temizini” diye!!..  NOKTA: Kur’an, kalplere şifa, bal hasta bedenlere,  Bal arısı ibrettir görmek isteyenlere!.. Sağlıcakla kalınız ömrünüze bereket sevgili okurlarım  
Ekleme Tarihi: 15 Ağustos 2022 - Pazartesi

KIRINTILARDAN!..

MAKAM  - Yüce yaratıcı bizlere öyle yüce bir makam bahşetmiş ki, o makamın üstünde daha yükseği yok, ama bizler ne yapıyoruz, “baki olan” o makamı umursamıyor, elimize fani bir makamda oturma fırsatı geçince çevremizdekilere emirler yağdırarak “geçici” bir ikbalin peşinde “beka” hayaliyle koşuyoruz,

Gerçek şu ki, çoğumuz o  “fani” makamı da yakalayamıyor, o hasret içindeyken ölüp gidiyor, oysa yüce yaratıcının verdiği makam “kulluk” makamıdır, doğruyu yanlışa tercih etmenin bedbahtlık olduğunu bir kavrayabilsek…

Düşünemiyoruz,  Allah’ın kendisine: “Habibim dediği, tüm yer ve gökyüzünün efendisi olan Peygamberimiz (s.a.v.) “kulluk” makamını ihtiyar etti, ne kadar yüksek dereceler elde etti ise o makamda iken elde etti ve bizlere de tavsiye etti “Abdullah” olmayı..

Aklımızın kenarından bile geçmiyor: “Allah’ım bizi kulluğuna kabul et” diye yakarmak, çünkü büyük bir aldanışın içindeyiz ki kendimizi “kul” sanıyoruz, sormazlar mı adama: “kadrolu kul musun?”

Henüz dolmadı “kulluk” kadrosu, “öte”ye gitmeden burada o kadroyu ve karşılığı olan makamı elde etmeye çalış, duymaz mısın günde beş kez çağrı var “münhal” olan “kulluk” kadrosu için, gerekli şartları haiz isen ne duruyorsun?

NOKTA: Allah’a kul olanın makamı yüce olur,  Kula “kul” olanın sonucu nice olur?..

KARNE - Günü geldiğinde dağıtılır okullarda karneleri öğrencilerin, hem öğrenci ve hem de velisinin merakı büyüktür, “notları” nasıldır diye, önce sınıfını geçip geçmediğinin cevabı aranır karne üzerinde, eğer bir üst sınıfa geçti ise o öğrenciye nu mutlu!..

Dünya bir okul, insan bu okulun öğrencisi, öğretmen Allah Resulü, ders kitabı Kur’an, bu okulun “sömestr” tatili “mezarda” eğer karnesindeki notları “iyi” veya “pek iyi” ise daha mezarda iken alacağı “ödül” kendisine gösterilir  ve “iyi ki dersime çalışmış, yüksek not almışım” der, değilse!..

Değilse eğer şu kelimeler dilinden hiç düşmez: “Eyvah ben ne yapmışım, niye dersime çalışmamışım, oysa öğretmenim vardı, kitabım vardı, zamanım da çok vardı, ben niye dersleri “kırdım” benim ezeli düşmanım olan İblis’in koluna girdim, ya da onun benim koluma girmesine izin vererek onunla birlikte sokaklarda, parklarda, bahçelerde gezindim?…

 NOKTA: Dünya denen okulda okuduk “karne” için, “Kırık not” alanlar iyi bilir ne için? 

 BAL ARISI - Dünyamız ibret sahneleriyle doludur, yeter ki göz, görmek istesin.

Yeryüzünde ve gökyüzünde insan için ders alınacak, bilgi alınacak ve ibret alınacak o kadar çok şey var ki, mesela “bal arısı” diyelim, ne yapar bu bal arısı?

Bizler için araştırır en faydalı çiçeği bulur, önce kendisi gıdalanır bize de “şifa” olacak gıdayı sunar, çoğu insan “doğaldır” der, bundan ibret almaz, oysa düşünse o çoğu insan, o küçücük gövdesiyle nasıl da arayıp buluyor gıdanın temizini, helalini, güzel olanını?

Allah Resul (s.a.v.) Şöyle buyurur: “Mümin bal arısı gibidir, gıdanın temizini, iyisini ve helalini arar bulur”

Alemlere rahmet olarak gönderilen o şanı yüce peygamber bize “bal arısını”   örnek göstererek öğüt veriyor, yol gösteriyor değil mi?

Demek ki bal arısı sadece bal sunmuyor insanoğluna kendi haliyle bizlere öğütte veriyor: “benim gibi yapınız, arayınız her şeyin en iyisini, en temizini” diye!!..

 NOKTA: Kur’an, kalplere şifa, bal hasta bedenlere,  Bal arısı ibrettir görmek isteyenlere!..

Sağlıcakla kalınız ömrünüze bereket sevgili okurlarım

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve malatyasoz.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.