Olağanüstü herhangi bir gelişme olmaz ise 31 mart'a Türkiye toplumu
geleceği ile ilgili önemli bir karar verecek.
Bir anlamda kendi kaderini kendisi tayin edecek.
Bir beş yıl daha yerel seçimler olmaz.
Ama bu seçimlerde iktidar aleyhine ağır bir sonuç çıkarsa ki öyle görülüyor Türkiye de siyasi anlamda iktidarın yeni uygulamaya koyduğu tek partili, tek adamlı, Türk tipi demokrasi sistemi hem içeride hem dışarıda tartışmaya açılır. Bu tartışmaların ağırlıklı olanları sistemin ne şekilde daha demokratik olması gerektiği üzerine olur.
Özellikle bu konuda tayin edici sonuçlar İstanbul, Ankara, İzmir, Adana gibi büyük metropol şehirlerde çıkacaktır.
Bu seçimler bu anlamda yerel hizmet siyaseti olmaktan çok genel bir siyasi niteliğe dönüşmüş durumda.
Bu niteliğe dönüşmesini bir anlamda sistemin yaratıcı ve uygulayıcısı olan mevcut iktidar partisi ve onun lideri olan Cumhurbaşkanı istiyor. Birebir bütün şehirlerde siyasi mitingleri düzenleyip konuşması bunun gereğidir.
O bakımdan herhangi bir başarısızlık durumunda getirmiş oldukları sistemin sorgulanması ve tartışmaya açılması gayet doğal olacaktır.
Gerek aşağıdan halk arasında, gerek yukarıdan devlet ve parti bürokrasilerinde ki seçim çalışmalarına baktığımızda karşılaştığımız gelişmeler, siyasi yorum ve yaklaşımlarda anlaşılan budur.
Her ne kadar şu ara halkın temel gündemi, önceliği temel ekonomik ihtiyaçlar ve bu konudaki gelecek ile ilgili belirsizliklerden kaynaklanan güven olayı ise de, siyasi idare bunu mümkün olduğu oranda bu alanda çıkarıp genel bir siyasi atmosfere taşımak istiyor. Başarıp başaramayacağını da 1 Nisan sabahı göreceğiz. Bir beka olayını özellikle siyasi gündemde tutmaya çalışmanın asıl nedeni budur.
Beka olayı; yaşadığımız küresel ekonomik çağda sadece Türkiye için değil hiç bir ülke ve toplum için söz konusu değil.
Ellerinde halka anlatabilecekleri bir şeyler kalmayınca siyasi sistem uygulayıcıları böylesine suni gündemleri bilinçli bir şekilde toplumun gündemine taşırlar.Yani mümkün olduğunca toplumu uhrevi yaşam alanların dan kaynaklanan nedenlerden dolayı dar bir alana şıkıştırarak sonuç almaya çalışmak. Ama kabul edilir ve ya edilmez o başka. Şu bir gerçek ki toplumun ekonomik yaşamlarından kaynaklı çelişkiler siyasilerin bu konuda rahat politik manevralar yapmasını engelliyor.
Aşağıdan halk arasın da baktığımız da seçilen adayların siyasi, sosyal, kültürel nitelik ve özellikleri, aday ediliş nedenleri ne baktığımızda yine böyle bir siyasi bakış açısı ve yaklaşım şeklinin sonuçlarını görüyoruz.
Hani şu;kimi parti liderinin adaylar için aradıkları liyakat, kiminin dava adamı gibi bağlayıcı özellikleri bu nedenlerden dolayı adaylar da görmek mümkün değil.
Bir çok yer de, bir çok adayın aday olduğu partilerde bırakın bağlılık, liyakat gibi özellikleri hiç bir siyasi ve idareci nitelikleri bile yok.
Dünkü AKP'li CHP'den, CHP'li AKP'den getirtilip aday edilmiş. Amaç çok iyi idareci, çok iyi bir yönetici ve ya partili.Çok iyi bir dava adamı, çok bilinçli iyi eğitimli bir demokrat gibi niteliklerin olması pekte aranan özellikler değil. O bakımdan seçimler yerel olmaktan çok genel bir seçim havası gibi olacak. Gelişmeler bilinçli bir şekilde bu alana kaydırılır ise, ki öyle oluyor. Uygulanmak istenen siyasi sistemi genel anlamda bir sorgulamaya götürmesi zorunlu olacak. Her bakım dan Türkiye toplumu bu seçimler ile önemli bir siyasi viraj dan geçecek.