14 Ağustos 2026 Cuma günü camilerde okunacak hutbenin konusu belli oldu. “Her Yetim Bir Emanet” başlıklı hutbede, yetim çocukların korunması, gözetilmesi ve onların ihtiyaçlarının karşılanmasının İslam dinindeki önemine dikkat çekiliyor.
Hutbede, Hazreti Muhammed’in (s.a.s.) yetimlere gösterdiği merhamet ve şefkat üzerinden önemli mesajlar veriliyor. Ca‘fer-i Tayyâr’ın (r.a.) şehit olmasının ardından geride kalan yetim çocuklarına gösterilen ilgi hatırlatılırken, yetimlere kol kanat germenin büyük bir fazilet olduğuna vurgu yapılıyor.
Hutbede ayrıca savaşların ve çatışmaların çocuklar üzerindeki ağır etkilerine dikkat çekiliyor. Dünyanın farklı bölgelerinde yaşanan savaşlarda çocukların hayatını kaybettiği, yetim ve öksüz kaldığı belirtilirken, Müslümanların bu acılar karşısında duyarsızlaşmaması gerektiği ifade ediliyor.
Yetimlerin yalnızca yakın çevremizde değil, dünyanın farklı bölgelerinde de birer emanet olduğu vurgulanan hutbede; ihtiyaç sahibi çocuklara maddi ve manevi destek olunması, gerektiğinde koruyucu aile olunması ve onların güvenli bir geleceğe kavuşmaları için çaba gösterilmesi gerektiği aktarılıyor.
Hutbede, “Yetimi sakın incitme!” emri hatırlatılarak yetimlerin gönüllerinin kırılmaması ve toplum tarafından sahiplenilmeleri gerektiği belirtiliyor. Merhametin herhangi bir coğrafyayla sınırlı olmadığı, kardeşlik duygusunun korunması gerektiği mesajı da öne çıkıyor.
HER YETİM BİR EMANET
Muhterem Müslümanlar!
Bir şehadet haberiyle kor düşmüştü Medine’ye. Allah Resûlü (s.a.s)’in, ‘Kardeşim!’ dediği amcasının oğlu Ca‘fer-i Tayyâr (r.a) şehit olmuş, ardında üç yetim bırakmıştı. Rahmet Elçisi (s.a.s), mateme bürünmüş yetimlerin evine vardı. Onları yanına çağırdı, bağrına bastı, onların ihtiyaçlarını giderdi. Ve bir defasında Rahmet Elçisi (s.a.s), şehadet ile orta parmağını birleştirerek,“Yetime kol kanat geren kimse ile ben, cennette böyle yan yana olacağız” buyurdu.
Aziz Müminler!
Gönül coğrafyamızın bir yanı ateşler içindeyken, öbür yanında bizler, zulmün devam ettiğini unutabiliyoruz. Ekranlar haber yapmayı kestiğinde zulmün de sona erdiği düşüncesine kapılabiliyoruz. Bizler; günlük telaşlarımızın ve dünya meşguliyetlerimizin arkasından koşarken, Gazze’de ve farklı coğrafyalarda insanlar varoluş mücadelesi vermeye devam ediyor. Yine her gün yüzlerce çocuk, zalimlerin bombaları altında ya can veriyor, ya da yetim ve öksüz kalıyor.
Kıymetli Müslümanlar!
İnsanlığın kaybettiği merhametin acı bir itirafını, savaşın ortasında minik bir yüreğin ‘Bizim buralarda çocuklar büyümez!’ sözünde görüyoruz. Oysaki çocukların büyüyemediği; oyun alanlarının kabirleri haline geldiği bir dünyada, insanlığın huzurlu olamayacağı açıktır. Yetim ve öksüzlerin; başlarını okşayacak ve yaralarını saracak şefkatli bir el bulmakta zorlandıkları çağımızda, Müslümanların rahat olamayacakları bir gerçektir. Ve şu da bir hakikattir ki; yetimlere sahip çıkmak, onları himaye etmek ve koruyup gözetmek, kendisi de yetim olan Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in sünnetidir.
Değerli Müminler!
Akrabalarımızın ve komşularımızın geride bıraktığı; mahallemizde, şehrimizde ve ülkemizde bulunan yetimler bizim olduğu gibi, mazlum coğrafyalarda hayata tutunmaya çalışan yetimler de bizimdir, Cenâb-ı Hakk’ın bizlere emanetidir. Zira merhametin coğrafyası olmaz. Ümmet olmak bir olmaktır, kardeşlik bağını korumaktır. Belki bugün, elimizden savaşları durdurmak gelmeyebilir. Fakat yarına hazırlık yapmak, zalimlerin heveslerini kursağında bırakacak güce ulaşmak elimizdedir. Unutmamak, duyarsızlaşmamak, mazlumların sesi olmak elimizdedir. Yüce Rabbimizin, **“Yetimi sakın incitme!”** emri gereğince, yetimleri biçare bırakmamak; evimizi ve gönlümüzü onlara açmak, yeri geldiğinde koruyucu bir aile olmak, maddi ve manevi desteğimizle onların yanında durmak elimizdedir.
Aziz Kardeşlerim!
Hutbemizi, Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in şu hadis-i şerifleriyle bitiriyoruz: “Müslümanların evleri arasında en hayırlı ev, içinde kendisine iyi davranılan bir yetimin bulunduğu evdir…”





