Kültür & Sanat

Birçok Malatyalının bilmediği gerçek: işte Arslantepe’yi koruyan o sır

UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alan Arslantepe, erken devletleşmenin ve bürokrasinin en eski izlerini barındıran benzersiz bir arkeolojik merkez olarak dikkat çekiyor.

Arslantepe, Türkiye’nin doğusunda, Malatya il sınırları içinde yer alan ve çok katmanlı yapısıyla insanlık tarihinin en önemli kültürel miras alanlarından biri olarak kabul edilen bir höyüktür. Yaklaşık 30 metre yüksekliği ve 4–4,5 hektarlık alanıyla Malatya Ovası’na hâkim bir noktada bulunan Arslantepe’de yaşamın M.Ö. 5000’lerden başlayarak MS 11. yüzyıla, yani Roma-Bizans dönemine kadar aralıklarla devam ettiği tespit edilmiştir.

EN KRİTİK MERKEZLERDEN BİRİ

Arslantepe’nin uluslararası ölçekte bu denli önemli görülmesinin temel nedeni, insanlık tarihindeki “erken devletleşme”, “bürokrasi”, “yönetim sistemi” ve “toplumsal hiyerarşi” gibi kritik süreçlere dair somut kanıtlar sunmasıdır. Özellikle Geç Kalkolitik Dönem’e tarihlenen çamur-tuğla saray kompleksi, merkezi yönetimin ilk biçimlerini gösteren en eski mimari örneklerden biri olarak kabul ediliyor. Höyükte açığa çıkarılan mühürler, metal eserler, kabartmalar, seramikler ve dünyanın bilinen en eski kılıçlarından bazıları, Arslantepe’yi Yakın Doğu arkeolojisinin en kritik merkezlerinden biri hâline getiriyor.

26 Temmuz 2021’de UNESCO Dünya Kültür Mirası listesine alınan Arslantepe, 2011 yılından bu yana açık hava müzesi olarak düzenlenmiş durumda. Ziyaretçiler höyükteki saray kalıntılarını, kabartmaları ve yeniden düzenlenmiş alanları yakından görme imkânı buluyor. 2025 sonrasında açılan Arslantepe Karşılama Merkezi ve Arslantepe’nin Işığında Sergisi, ziyaretçi deneyimini modern bir müze anlayışıyla geliştirerek bölgenin kültürel değerinin daha geniş kitlelere ulaştırılmasını sağlıyor.

BÜYÜK BİR YANGIN OLDU

Arslantepe’nin günümüze kadar korunabilmesinde en önemli etkenlerden biri, geç Kalkolitik dönemde yaşanan ve saray kompleksini tek seferde yok eden büyük bir yangın oldu. Yapıların çökmüş ve toprağın altında mühürlü hâlde kalmış olması, sarayın ve içindeki objelerin bir “zaman kapsülü” gibi korunmasını sağladı. Bu sayede o dönemin bürokrasisi, ekonomik ilişkileri, yönetim yapısı ve günlük yaşamı günümüze kadar bozulmadan ulaşabildi.

Bugün Arslantepe, Malatya’nın kültürel mirasında merkezi bir yere sahip olmayı sürdürürken, insanlık tarihinin en erken devlet modellerinden birine ışık tutmaya devam ediyor.