13 Ağustos Dünya Organ Bağışı Günü, organ nakli bekleyen binlerce hasta için hayati önem taşıyan organ bağışının önemini bir kez daha gündeme getirdi. Türkiye’nin organ nakli alanındaki önemli merkezlerinden İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi Karaciğer Nakli Enstitüsü’nde görev yapan Prof. Dr. Adil Baştıran, organ bağışının yalnızca tıbbi bir işlem olmadığını, aynı zamanda başka bir insana yaşam şansı sunan önemli bir toplumsal sorumluluk olduğunu vurguladı.
Organ naklinin, görevini yerine getiremeyen bir organın sağlıklı bir organla değiştirilmesi olduğunu belirten Baştıran, nakillerin canlı vericiden veya beyin ölümü gerçekleşmiş kişilerden yapılan kadaverik bağışlarla gerçekleştirilebildiğini ifade etti.
Prof. Dr. Baştıran, organ naklinin yalnızca karaciğerle sınırlı olmadığını belirterek böbrek, kalp, akciğer, pankreas ve ince bağırsak gibi organların yanı sıra kornea, kalp kapağı ve deri gibi dokuların da nakledilebildiğini söyledi.
“Organ Bağışı Çok Önemli Bir Yere Sahip”
Organ bağışının neden önemli olduğu konusunda değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Adil Baştıran, bağışlanan organların organ yetmezliği nedeniyle yaşamla ölüm arasında kalan hastalar için yeniden hayata tutunma fırsatı sunduğunu dile getirdi.
Baştıran,
“Organ bağışı, organını kaybeden, herhangi bir kronik hastalık veya hastalık nedeniyle organını kaybeden, hayatta kalma ve ölüm arasında kalan hastaların bağışla tekrar hayata dönme ihtimallerinin yüksek olması sebebiyle çok önemli bir yer alıyor hayatımızda.”
ifadelerini kullandı.
Türkiye’de organ bağışı konusunda toplumun duyarlılığının artırılması gerektiğini belirten Baştıran, sorunun yalnızca bağış yapmakla ilgili olmadığını, beyin ölümünün ne anlama geldiğinin de toplum tarafından doğru şekilde bilinmesi gerektiğini söyledi.
Dünyada organ bağış oranlarının milyon nüfus başına düşen bağışçı sayısıyla değerlendirildiğini anlatan Baştıran, İspanya’nın bu alanda öne çıkan ülkeler arasında bulunduğunu belirtti.
Türkiye’de ise organ bağışı oranlarının halen istenilen seviyede olmadığını ifade eden Baştıran, bunun organ bekleyen hastaların tedavi süreçlerini doğrudan etkilediğini söyledi.
Prof. Dr. Baştıran,
“Dünyada en iyi organ bağışının olduğu ülke İspanya. Milyonda elli. Yani milyon başına elli kişi organını bağışlıyor ve bu organlar kullanılabilir durumda oluyor. Amerika, Almanya ve Avrupa ülkeleri maalesef Türkiye’nin önünde. Türkiye’de bu oran milyonda üç dört oranlarında. Dolayısıyla Türkiye’deki organ bağışı maalesef düşük oranlı.”
dedi.
Türkiye’de beyin ölümü gerçekleşen hastalardan bağışa dönüşen oranların da düşük olduğuna dikkati çeken Baştıran, toplumun organ bağışı konusunda daha fazla bilgilendirilmesinin önem taşıdığını vurguladı.

Malatya, Karaciğer Naklinde Dünyanın Takip Ettiği Merkezlerden Biri
Prof. Dr. Adil Baştıran, Malatya’nın ise organ nakli konusunda Türkiye açısından özel bir konuma sahip olduğunu belirtti.
İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi Karaciğer Nakli Enstitüsü’nün özellikle karaciğer nakli alanında önemli başarılara imza attığını ifade eden Baştıran, merkezde 2002 yılından bu yana 4 bin 500’ün üzerinde karaciğer nakli gerçekleştirildiğini açıkladı.
Baştıran, Malatya’da gerçekleştirilen çalışmaların yalnızca Türkiye açısından değil, uluslararası transplantasyon dünyası açısından da yakından takip edildiğini söyledi.
“Biz burada 2002 yılında karaciğer nakline başladık. Karaciğer nakli konusunda gerçekten dünyanın takip ettiği, dünyanın izlediği yolu biz çiziyoruz. 2002 yılından bu yana dünyaya birçok mesaj verdik, birçok toplantı yapıldı. Yaptığımız transplantasyonların hepsi Avrupa Karaciğer Nakli Kayıt Sistemi’ne kayıtlı. Bu, yaptığımız işten ve başarımızdan tamamen emin ve güçlü adımlarla gittiğimizin göstergesi.”
ifadelerini kullandı.
İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi’nin son yıllarda dikkat çeken çalışmalarından biri de çapraz karaciğer nakli oldu.
Prof. Dr. Baştıran, özellikle kan grubu veya başka tıbbi nedenlerle kendi vericisinden nakil gerçekleştirilemeyen hastalar açısından çapraz karaciğer naklinin önemli bir umut kapısı haline geldiğini belirtti.
Bu sistem sayesinde farklı hastalar ve vericiler arasında uygun eşleşmeler oluşturularak nakil gerçekleştirilebildiğini anlatan Baştıran, Malatya’daki ekibin bu alanda dünyanın öncü merkezlerinden biri haline geldiğini söyledi.
“2023 yılından sonra bizim buradaki çapraz karaciğer nakli sistemimiz, organ bekleyen, vericisi olup da organı uygun olmayan, kan grubu uygun olmayan veya başka nedenlerle uygun eşleşme sağlanamayan hastalara inanılmaz bir umut kaynağı oldu. Şu anda beş yüzün üzerinde hastayı çapraz karaciğer nakli sistemiyle hayata kavuşturduk.”
dedi.
Baştıran, Malatya’daki merkeze Türkiye’nin farklı illerinin yanı sıra yurt dışından da hastaların geldiğini belirterek, çapraz nakil sisteminin uluslararası alanda da ilgi gördüğünü ifade etti.
“En İyi Tedavi Hâlâ Bağışlanan Organlarla Yapılan Nakil”
Organ nakli alanında gelecekte yapay organlar, kök hücre çalışmaları, 3D biyoyazıcı teknolojileri ve hayvandan insana organ nakli gibi yöntemlerin daha fazla gündeme geleceğini belirten Baştıran, bu çalışmaların önemli bir gelecek vadettiğini ancak henüz mevcut organ naklinin yerini almadığını söyledi.
Prof. Dr. Baştıran,
“Şu an hâlâ en iyi bağış, en iyi organ, canlı veya kadavradan bağışlarla gerçekleştirilen transplantasyondur.”
dedi.
Gelecekte organ üretiminin mümkün hale gelebileceğini ifade eden Baştıran, İnönü Üniversitesi’nde de bu alandaki bilimsel gelişmelerin yakından takip edildiğini ve yeni nesil transplantasyon yöntemleri üzerinde çalışmalar yürütüldüğünü kaydetti.
13 Ağustos Dünya Organ Bağışı Günü dolayısıyla organ bağışı konusunda tereddüt yaşayan vatandaşlara da çağrıda bulunan Prof. Dr. Adil Baştıran, toplumun dayanışma ve yardımlaşma kültürüne dikkat çekti.
Organ bağışının yalnızca bugün organ bekleyen hastalar açısından değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Baştıran, herkesin bir gün kendisinin veya yakınlarının organ nakline ihtiyaç duyabileceğini hatırlattı.
Baştıran,
“Bugün hastanede yatanlar belki uzak, tanımadığımız kişiler olabilir ama yarın bizim çocuklarımız da yatabilir. Biz kendimiz de aynı şekilde organ ihtiyacına muhtaç olabiliriz. Dolayısıyla bağışlanan organlar hem etik, ahlaki, dini ve toplumsal bütünleşmenin çok iyi bir göstergesidir.”
ifadelerini kullandı.
Toplumun organ bağışı konusunda doğru bilgilendirilmesi halinde Türkiye’nin dünyada çok daha üst sıralara çıkabileceğine inandığını belirten Baştıran, özellikle beyin ölümünün ne anlama geldiğinin doğru şekilde anlatılması gerektiğini söyledi.
“Türkiye Dünyada Bir Numara Olabilir”
Prof. Dr. Baştıran, Türkiye toplumunun yardımseverliğine ve dayanışma kültürüne dikkat çekerek, organ bağışındaki düşük oranların toplumun duyarsızlığından çok, konuya ilişkin bilgi eksikliğinden kaynaklandığını düşündüğünü ifade etti.
“Ben depremde de gördüm. Bu toplum kadar vicdanlı, hassasiyeti başka toplum yeryüzünde yoktur. Dolayısıyla eğer iyi anlatılabilirse bizim topluma, beyin ölümünün ne demek olduğunu iyi anlatılabilirse ben toplumun kesinlikle dünyada bir numara olacağına inanıyorum. Bütün bu eksiklik, aslında bağış oranındaki eksikliğin temel nedeni, toplumun bu bağışın ne demek olduğunu, beyin ölümünün ne demek olduğunu tam olarak algılayamaması ve anlatılamamasından kaynaklanıyor."
diye konuştu.
Malatya’nın gelecekte yalnızca karaciğer naklinde değil, böbrek, kalp ve akciğer nakilleri dahil olmak üzere farklı organ nakli alanlarında da dünyanın önemli merkezlerinden biri olabileceğini belirten Baştıran, İnönü Üniversitesi’nde bunun için bilimsel bir altyapı oluşturulduğunu söyledi.
Baştıran,
“Biz burada şu anda Malatya’da İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Enstitüsü’nde, Sayın Rektörümüz ve Enstitümüzün Profesör Doktor Sezai Yılmaz ile buradaki diğer bütün akademik çalışmalardaki arkadaşlarla bir zemin, bir tarlayı oluşturduk. Tarlaya şu anda ekim yaptık ve bundan sonraki süreçte ksenotransplantasyon olur, kök hücre olur ya da başka ürünler olur; burada üretimin yapılacağına ve dünyanın transplantasyon başkenti, sadece karaciğer değil, böbrekte de, kalpte de, akciğerde de tamamen transplantasyon başkenti olacağına inanıyorum.”
ifadelerini kullandı.
Baştıran, 13 Ağustos Dünya Organ Bağışı Günü vesilesiyle tüm vatandaşları organ bağışı konusunda duyarlı olmaya davet etti.
İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi Karaciğer Nakli Enstitüsü’nde gerçekleştirilen çalışmalar, Malatya’nın organ nakli alanında Türkiye’nin yanı sıra uluslararası alanda da adından söz ettiren merkezlerden biri olduğunu ortaya koyuyor. Dünya Organ Bağışı Günü ise organ nakli bekleyen hastalar için bağışlanan her organın yeni bir hayat anlamına gelebileceğini hatırlatıyor.
Malatya’daki gelişmeler ve kentten özel haberler için Malatya Söz’ü takip etmeye devam edin.



