Malatya denince akla ilk gelen değerlerin başında, dünya çapında ün kazanmış kayısı geliyor. “Dünyanın kayısı başkenti” olarak anılan şehirde, kayısı yalnızca bir tarım ürünü değil, aynı zamanda ekonomik ve kültürel bir simge olarak öne çıkıyor.
Tarihi miras açısından ise UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Arslantepe Höyüğü, Malatya’nın binlerce yıl öncesine uzanan geçmişini gözler önüne seriyor. Anadolu’da devletleşmenin ilk izlerinin görüldüğü bu alan, her yıl yerli ve yabancı çok sayıda ziyaretçiyi ağırlıyor.
Malatya mutfağı da en az tarihi kadar zengin. İçli köfte, analı kızlı, kağıt kebabı ve kömbe gibi yöresel lezzetler, kentin sofralarını Anadolu’nun en güçlü mutfaklarından biri haline getiriyor. Doğal ürünleriyle de öne çıkan Malatya’da Hekimhan cevizi ve Darende balı, kalite ve lezzetiyle biliniyor.
Doğal güzellikleriyle adeta açık hava müzesi olan şehir, Tohma Kanyonu, Günpınar Şelalesi ve Levent Vadisi ile Seyir Terası gibi noktalarıyla doğa tutkunlarının uğrak adresleri arasında yer alıyor. Özellikle Levent Vadisi’nden izlenen manzara, Malatya’nın eşsiz coğrafyasını gözler önüne seriyor.
İnanç turizmi açısından da önemli bir merkez olan Malatya’da, Somuncu Baba Türbesi ile Selçuklu döneminin önemli eserlerinden Battalgazi Ulu Camii, tarih ve maneviyatın iç içe geçtiği yapılar olarak öne çıkıyor.
Tarihi, doğası, mutfağı ve kültürel değerleriyle Malatya, sadece bir şehir değil; Anadolu’nun hafızasını taşıyan güçlü bir miras olarak varlığını sürdürüyor.





