Malatya’nın tarih kokan ilçesi Darende’de, gökyüzüne tek başına uzanan "Yalnız Minareler"in ardındaki hikâye duyanların yüreğini sızlatıyor. İki düşman köy, imkânsız bir aşk ve bir ata bağlanarak kayalıklardan aşağı bırakılan iki gencin dramı... İşte asırlardır neden "Yalnız" kaldıklarının o kan donduran öyküsü.
CAMİLER GİTTİ, ONLAR KALDI! NEDEN SADECE MİNARELER?
Malatya’nın inanç turizmi merkezi Darende’de, görenlerin hayretle baktığı Yalnız Minareler, sadece kesme taştan ibaret birer yapı değil. Zaviye Mahallesi, Zengibar Kalesi’nin eteklerinde yükselen bu yapılar, bir dönemin ihtişamlı camilerinden geriye kalan yegâne izler. Ancak halk arasında dilden dile dolaşan efsane, bu minarelerin neden "yalnız" bırakıldığını bambaşka bir boyuta taşıyor.

İKİ KÖYÜ BİRBİRİNE DÜŞÜREN AŞK
Rivayete göre, zamanın birinde Darende’de biri kalede, diğeri düzlükte yaşayan ve birbirine husumet besleyen iki kardeşin köyleri vardı. Bu düşmanlığın ortasında yeşeren bir aşk, her şeyi değiştirecekti. Yukarı köyden bir delikanlı, aşağı köyün en güzel kızına sevdalandı. Ancak köyler arasındaki kin o kadar büyüktü ki, ne kız alınırdı ne de kız verilirdi.
KAYALIKLARDA SON BULAN BAHTSIZ BİR VEDA
Genç âşıkların kaçmaktan başka çaresi kalmadı. Ancak bu kaçış, barış getirmek yerine düşmanlığı körükledi. Yukarı köylüler, aşağı köyün baskısına dayanamayıp akılalmaz bir karar verdiler: İki genci bir ata bağlayıp kayalıklardan aşağı bıraktılar.

Bu feci ölüm sonrası aşağı köylüler, "Bu diyar artık bize haram" diyerek camilerini bile söküp göç ettiler. Yanlarına alamadıkları tek şey ise devasa minareler oldu. O günden beri bu minareler, hem o büyük acının hem de terk edilmişliğin sembolü olarak "Yalnız Minareler" adıyla anılıyor.





