Kültür & Sanat

Malatya’da Fırat’a Meydan Okuyarak 70 Kale Fetheden Kral ve O Hayırsever!

Malatya, Karakaya Barajı’nın sularının altında hem 2800 yıl önce Fırat’a meydan okuyarak 70 kaleyi fetheden Urartu Kralı’nı hem de iyiliği ve ermişliğiyle halkın gönlünde yaşayan o hayırseveri saklıyor. Bu topraklarda tarih ve efsane bir araya geliyor!

Malatya’da Fırat’a Meydan Okuyarak 70 Kale Fetheden Kral ve O Hayırsever! Karakaya Barajı’nın derinliklerinde yatan Köşkerbaba Höyüğü, hem Urartu Kralı II. Sardur’un Fırat’ı geçişine hem de “dev bir ermiş” efsanesine ev sahipliği yapıyor. 2800 yıllık yazıt, 70 kale ve Fırat’tan su alan bir ayakkabıcı… Bu toprakların sırrı yeniden gündemde.

Malatya’nın Battalgazi ilçesine 28 kilometre uzaklıkta, bugün Karakaya Baraj Gölü’nün suları altında kalan Köşkerbaba Höyüğü, tarihle efsanenin iç içe geçtiği en çarpıcı noktalardan biri olarak dikkat çekiyor. Bir yanda Urartu Kralı II. Sardur’un Fırat’ı geçerek 70 kaleyi fethettiğini ilan ettiği yazıt, diğer yanda Fırat’a uzanarak su alan dev bir ermiş: Köşkerbaba.

2800 YILLIK MEYDAN OKUMA: “FIRAT’I BEN GEÇTİM”

Eski çağlarda Fırat Nehri’ni geçmek, neredeyse imkânsız bir başarı olarak görülüyordu. Rivayete göre Fırat, istediğine geçit verir, istemediğine asla…

Ancak Urartu Kralı II. Sardur, bundan yaklaşık 2800 yıl önce Van’dan yola çıkıp Malatya’ya kadar geldiğini ve Fırat’ı geçtiğini ilan etti. İzollu’da kayaya kazdırdığı ve bugün bir kopyası Malatya Arkeoloji Müzesi’nde bulunan yazıtta şu sözler yer alıyor:

“Fırat bakir bir yerdi, buradan daha önce hiçbir kral geçmemişti… Tanrılar sesimi duydu, bana yol verdi. Tumeşki önünde askerlerin arasında Fırat’ı geçtim.”

Kralın iddiası bununla da sınırlı değil. Aynı yazıtta, bir günde 70 kaleyi zapt ettiğini söylüyor. Tarihçiler bu anlatının abartılı olup olmadığını tartışsa da, II. Sardur’un Malatya’nın idari kalbi olan Arslantepe’ye kadar ilerlediği kabul ediliyor.

Ve işte tam bu noktada karşımıza Köşkerbaba Höyüğü çıkıyor.

SULAR ALTINDA KALAN YERLEŞİM: TUNÇ ÇAĞI’NDAN OSMANLI’YA

Köşkerbaba Höyüğü, Fırat’ın batı kıyısında, Malatya-Elazığ demiryolu köprüsüne yakın konumuyla stratejik bir noktadaydı.

Arkeolojik bulgular, burada İlk Tunç Çağı’ndan Osmanlı’nın son dönemine kadar kesintisiz yerleşim olduğunu ortaya koyuyor. Yani bu topraklar binlerce yıl boyunca yaşamın, ticaretin ve inancın merkeziydi.

Barajın yapılmasıyla höyük sular altında kaldı. Ancak bölgeyle ilgili efsaneler hâlâ Malatya’da kulaktan kulağa anlatılıyor.

DEV BİR ERMİŞ: KÖŞKERBABA EFSANESİ

Rivayete göre, vaktiyle bu köyde Köşkerbaba adında bir ermiş yaşardı. “Köşker” yani yemeni diken bir ayakkabı ustasıydı. Ancak sıradan bir usta değildi.

Parası olandan ücret alır,

Parası olmayandan sadece dua isterdi.

Bayram öncesi hangi evin ayakkabı yaptıramayacağını bilir,

Yatsı namazından sonra ayakkabıları gizlice kapıya bırakırdı.

İyiliğinin konuşulmasını istemez, adının anılmasına bile kızardı. Bu tevazusu, onu halkın gözünde daha da büyütürdü.

Ama onu asıl efsaneleştiren, dev cüssesiydi.

FIRAT’A UZANAN ADAM

Anlatılanlara göre Köşkerbaba öylesine iri bir adamdı ki:

Oturduğu yerden kalkmadan, Kabını uzatarak, Ta uzaktaki Fırat’tan su alabilirdi.

Hatta bazı rivayetlerde, burnunun deliğinden küçük bir çocuğun geçebileceği kadar devasa olduğu söylenir.

Öldüğünde ise köylüler onu gömecek mezar bulmakta zorlanmış. Kimine göre kocaman bir mezar kazılmış, kimine göre ise bedeni mezara sığmayınca katlanarak defnedilmiş.

EFSANE Mİ, HAFIZANIN GÜCÜ MÜ?

Köşkerbaba Höyüğü bugün sular altında olabilir. Ancak hem Urartu Kralı II. Sardur’un Fırat’a meydan okuyan yazıtı hem de dev bir ayakkabıcının iyilikle büyüyen hikâyesi, Malatya’nın kültürel hafızasında yaşamaya devam ediyor.

TARİH Mİ DAHA ÇARPICI, YOKSA EFSANE Mİ?

Fırat’ın kıyısında, biri tanrılara yakaran bir kral, diğeri yoksullara gizlice ayakkabı bırakan bir ermiş…

Belki de Malatya’nın asıl gücü, bu iki hikâyeyi aynı toprakta yaşatabilmesinde saklı.