Gündem

Malatya’da Sessizlik Alarmı: Faylarda Gizli Tehlike mi Var?

Deprem bilimci Serkan İçelli, Malatya ve çevresinde sismik aktivitenin azaldığına dikkat çekerek “ani sismik suskunluk” döneminin risk oluşturabileceğini söyledi. Uzman, bazı fay segmentlerinde orta büyüklükte deprem potansiyeli bulunduğunu ancak 7 ve üzeri deprem iddialarının bilimsel verilerle örtüşmediğini vurguladı.

Malatya ve çevresindeki deprem riski, 6 Şubat depremlerinin ardından yeniden bilimsel tartışmaların merkezine yerleşti. Maden Teknolojisi ve Yer Bilimleri Uzmanı, Deprem Bilimci Serkan İçelli, bölgedeki fay hatlarına ilişkin güncel değerlendirmelerini paylaşarak dikkat çeken uyarılarda bulundu.

İçelli’ye göre Malatya ve çevresinde 2026 yılının ilk aylarında sismik hareketlilik belirgin şekilde azaldı. Uzman bu durumu “ani sismik suskunluk” olarak tanımlarken, bu tür dönemlerin yer kabuğunda enerji birikimine işaret edebileceğini ifade etti.

“Sessizlik tehlikeli bir birikim olabilir”

Bilimsel literatürde “seismic quiescence” olarak bilinen bu durum, küçük ölçekli depremlerin azalmasıyla fay hatlarında gerilimin yüzeye çıkmadan birikmesi anlamına gelebiliyor. İçelli, bu sürecin tek başına büyük bir deprem anlamına gelmediğini ancak dikkatle izlenmesi gerektiğini vurguladı.

Uzmanlara göre bu tür dönemler, yer kabuğunda “kilitlenme” yaşandığını ve enerjinin belirli segmentlerde yoğunlaştığını gösterebiliyor.

Hangi fay hatları risk altında?

Serkan İçelli’nin değerlendirmelerinde Malatya çevresindeki bazı kritik segmentler öne çıkıyor:

Akçadağ – Sürgü Segmenti

Bu bölgede stres birikiminin devam ettiğini belirten İçelli, yaklaşık 6.0 büyüklüğüne kadar deprem üretme potansiyeli bulunduğunu ifade etti.

Çöşnük – Doğanşehir hattı

Bu zonun 5.8 büyüklüğüne kadar yerel sarsıntılar üretebilecek bir yapıda olduğu belirtiliyor. Bölgedeki küçük kırıkların da hareketliliği artırabileceği değerlendiriliyor.

Çelikhan – Pütürge segmenti

Komşu fayların tetiklenmesi durumunda 6.2 büyüklüğüne varan deprem ihtimali üzerinde duruluyor. Bu hat, bölgesel stres transferi açısından kritik kabul ediliyor.

“7 büyüklüğü iddiaları bilimsel olarak zayıf”

Kamuoyunda zaman zaman dile getirilen “Malatya’da 7 ve üzeri deprem olur mu?” sorusuna da net bir yanıt veren İçelli, mevcut verilerin bu ihtimali desteklemediğini söyledi.

İçelli, bölgedeki enerji birikiminin ve elastik deformasyon kapasitesinin 7.0 büyüklüğünde bir deprem üretmek için yeterli olmadığını belirterek şu değerlendirmede bulundu:

“Malatya’yı doğrudan tehdit edecek 7 büyüklüğünde bir deprem potansiyeli görmüyorum. 6 Şubat sonrası oluşan kırılmalar, bölgedeki stresin yeniden dengelenme sürecidir.”

Uzmanlara göre bu açıklama, bölgedeki riskin tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmiyor; aksine daha çok “orta ölçekli deprem senaryolarına” işaret ediyor.

Bilimsel modelleme vurgusu: Veri olmadan risk analizi olmaz

İçelli, deprem tahminlerinde spekülatif yaklaşımların yerine bilimsel verilerin kullanılması gerektiğini özellikle vurguladı.

Risk analizlerinin yalnızca gözleme değil;

  • Fay segmentlerinin yıllık kayma hızlarına (slip rates),
  • GNSS ölçümlerine dayalı deformasyon verilerine,
  • Coulomb stres değişim analizlerine

dayanması gerektiğini belirtti.

Uzman, “Sismik tehlike analizleri idari sınırlarla değil, tamamen jeodezik ve sismolojik verilerle yapılmalıdır” diyerek bilimsel yaklaşımın önemine dikkat çekti.

Malatya’da gözler fay hatlarında

Akçadağ, Doğanşehir, Pütürge ve Çelikhan hattında gözlenen mikro hareketlilikler, bölgenin tamamen sakin olmadığını gösteriyor. Uzmanlar, özellikle yerel ölçekte orta büyüklükte depremlere karşı hazırlıklı olunması gerektiğini vurguluyor.

Deprem riskinin tamamen ortadan kalkmadığı Malatya’da, bilimsel izleme ve bilinçli şehirleşme ihtiyacı bir kez daha gündeme gelmiş durumda.