Malatya'nın ev sahipliğinde gerçekleştirilen geniş katılımlı Türk Ocakları Bölge Toplantısı, gündemdeki sıcak başlıkların gölgesinde toplandı. Zirve öncesi www.malatyasoz.com'un sorularını yanıtlayan Türk Ocakları Genel Başkanı Mehmet Öz; Irak, Suriye ve İran üçgeninde yaşanan küresel çatışmaların Türkiye'ye olası yansımalarını değerlendirdi. Öz, Kerkük'teki asimilasyon politikalarına ve deprem bölgesi Malatya'daki yıkımın ciddiyetine de özellikle dikkat çekti.
Genel Başkan Mehmet Öz ile gerçekleştirdiğimiz özel röportajın öne çıkan başlıkları:
"Kerkük Tarihi Bir Türk Şehridir, Mezhep Oyununa Düşülmemeli"
Kerkük'teki yeni vali seçimlerinin ve bölgedeki siyasi dalgalanmaların oradaki Türkleri nasıl etkileyeceği yönündeki sorumuzu yanıtlayan Genel Başkan Öz, Türkmenler arasına sokulmak istenen mezhep ayrılığı tehlikesine işaret etti. Irak Türklüğünün uzun yıllardır asimilasyona karşı mücadele verdiğini belirten Öz, şu ifadeleri kullandı:
"Kerkük tarihi olarak bir Türk şehri. Özellikle Irak'ta Saddam Hüseyin'in devrilmesi sürecinde demografinin değişmesiyle oradaki Türklerin konumu geriye doğru itildi. Kerkük Türkleri çok eski zamanlardan beri büyük mücadele veriyor. Biz de Türk Ocakları olarak hep bunun arkasındaydık. Yeni seçilen cephe başkanı Mehmet Semih ile de bir araya geldik. Ne yazık ki uzun yıllardır hakları teslim edilmiyor. Sadece Kerkük değil, Irak Türklüğünün genel bir problemi var. Oradaki gelişmelerin sadece burada kalmamasını temenni ediyorum çünkü valilik dönüşümlüdür. Irak'taki Türklerin arasındaki dayanışmayı çok güçlendirmesi gerekiyor. Osmanlı Devleti'nin hakimiyeti sona erdikten sonra bir kısım kardeşlerimiz asimilasyona maruz kalarak kimliklerini kaybettiler. Irak'ta özellikle mezhebi açıdan Türkmenler arasına ayrılık sokmaya çalışan çevreler var. Mezhep ayrımını bir tarafa bırakarak tamamen Türk kimliği etrafında bir dayanışma içine girerlerse durumlarının ileride daha iyi olacağını düşünüyorum."
"Büyük Orta Doğu Projesi İşliyor: Bugün İran, Yarın Türkiye"
Orta Doğu'da Amerika ve İran arasındaki gerilim ile bölgedeki savaş iklimini değerlendiren Prof. Dr. Öz, Büyük Orta Doğu Projesi'nin adım adım ilerlediğini vurgulayarak Türkiye için tehlike çanlarının çaldığını belirtti:
"Şu anda coğrafyamızda büyük bir savaş var. İsrail faktörünü dikkate almadan bunu yorumlayamayız. Amerika Birleşik Devletleri'nin desteği sayesinde İsrail, Gazze'de soykırım yaptı, dünyada bunu seyretti. Büyük Orta Doğu Projesi kapsamında başlayan gelişmeler devam ediyor. Önce Irak'ın bütünlüğü bozuldu, Libya'daki yönetim zaafa uğratıldı, sonra Suriye. Şimdi sıra İran'a geldi, İran'ı zayıflattılar. Coğrafyamız yeniden dizayn edilmek isteniyor ve hedefte Türkiye de var. Bunu unutmamamız lazım. Türkiye olarak burada ilkeli bir duruş sergilememiz son derece önemli. İsrail bu coğrafyada kendisine tehdit oluşturabilecek tüm unsurları tasfiye etmeye çalışıyor ve bunların içinde Türkiye de var. Geçmişten getirdikleri o siyonist bakış açısıyla Büyük İsrail'i kurma dertleri var. Suriye iç savaşında YPG/PYD denilen yapı resmen Amerika ve İsrail istikametinde çalıştı. Bu, tamamen güçlü devletleri parçalamak için yapılmış bir stratejidir. Bugün İran, yarın Türkiye, dün de Suriye'ydi. Bölgede meydana gelen değişmeler karşısında Türkiye'nin çok sağlam ve dirayetli bir duruş göstermesi gerekir."
"Ölü Sayısının Az Olması, Malatya'da Yıkım Olmadığı Anlamına Gelmemeli"
Son olarak deprem bölgesi Malatya'ya dair gözlemlerini aktaran Genel Başkan Öz, ölü sayısının diğer illere nispeten az olmasının, şehirdeki devasa yıkımın boyutunu gölgelememesi gerektiğinin altını çizdi. Türk Ocakları bünyesinde kurdukları arama kurtarma ekibinden de bahseden Öz, değerlendirmesini şu sözlerle tamamladı:
"O deprem Kahramanmaraş ve Hatay başta olmak üzere pek çok ili etkiledi. Ancak milletimizin belki farkında olmadığı şeylerden birisi; Elazığ ve Malatya'da da büyük bir yıkım oldu. Ben o yıkımı kısmen gördüm, konteynerdeki arkadaşlarımızla sohbet ettim. Ölü sayısının az olması burada yıkımın olmadığı anlamına gelmemeli. Malatya'da da büyük bir yıkım vardı. Bütün depremde hayatını kaybeden vatandaşlarımızı tekrar rahmetle anıyorum. Biz de Türk Ocakları olarak elimizden gelen dayanışmayı göstermeye çalıştık ve bir arama kurtarma ekibi kurduk. Bu ekip şu anda Türkiye'de en iyi yetişmiş ekiplerden biri haline gelmiştir. Milletçe uyanık olmamız ve bir daha bu işler başımıza gelince değil, önceden tedbir alarak çare bulmaya çalışmamız elzemdir."