İstanbul Üniversitesi Deniz Bilimleri ve İşletmeciliği Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Cem Gazioğlu, deniz çayırları için uydu, insansız hava araçları (İHA) ve yapay zeka destekli analizlerin saha gözlemleriyle doğrulandığı izleme modeli geliştirdiklerini belirterek, 'Elde edilen veriler, kıyı alanları yönetimi, deniz koruma alanlarının planlanması ve çevresel etki değerlendirme süreçlerinde kullanılabilecek.' dedi.
Deniz çayırları, özellikle iklim değişikliği, kirlilik ve kıyı yapılaşması gibi nedenlerle tehdit altında bulunuyor. Deniz çayırlarının izlenmesi ve dağılımlarının dijital ortama aktarılması amacıyla Marmara Denizi'nde yapay zeka destekli uydu ve İHA kullanılarak haritalama çalışması yürütülüyor.
Enstitü tarafından yürütülen 'Modern Uydu ve İHA Teknolojileri ile Yapay Zeka Tabanlı Deniz Çayırlarının Haritalanması ve CBS Veritabanının Oluşturulması: Örnek Çalışma, Marmara Denizi Paşalimanı Adası Harmanlı Koyu Projesi' kapsamında, deniz çayırlarının bulunduğu Paşalimanı Adası Harmanlı Koyu pilot bölge olarak belirlendi.
Projede, Akdeniz'e özgü endemik tür 'posidonia oceanica' çayırlarının dağılımı, yapay zeka algoritmalarıyla analiz edilen yüksek çözünürlüklü uydu görüntüleri ve İHA'lardan elde edilen veri kullanılarak haritalanıyor.
Çalışma kapsamında ortaya çıkan uzaktan algılama verisi, su altında araştırma dalışlarıyla doğrulanıyor. Yapay zeka destekli sınıflandırma ve analiz sonuçlarının saha gözlemleriyle karşılaştırıldığı bu yöntemle verilerin güvenilirliği artırılıyor. Ayrıca saha çalışmalarının süresi ve maliyeti azaltılıyor.
Toplanan veri, yapay zeka destekli karar destek sistemlerine entegre edilebilecek şekilde coğrafi bilgi sistemi (CBS) tabanlı dijital bir altyapı içinde bütünleştirilerek kayıt altına alınıyor.
Projeyle, Marmara Denizi'nde yer alan 'posidonia oceanica' çayırlarının, uzaktan algılama teknolojileri kullanılarak izlenmesi ve korunmasında uygulanabilir yöntem geliştirilmesi hedefleniyor. Deniz ekosistemi açısından kritik öneme sahip bu alanların güncel durumunun ortaya konulması, yapay zeka destekli uzun dönemli analizlere olanak sağlayacak dijital izleme sisteminin oluşturulması ve korumaya yönelik bilimsel ile yönetsel süreçlere veri sağlanması amaçlanıyor.
Geliştirilen haritalama ve dijital izleme yönteminin, yapay zeka tabanlı veri işleme altyapısı sayesinde farklı bölgelerde test edilmesinin ardından Türkiye kıyılarının geneline yaygınlaştırılması planlanıyor.
- Deniz çayırları kıyısal ekosistemin oksijen deposu
Prof. Dr. Cem Gazioğlu, etkili koruma çalışmalarının doğru ve güncel haritalama verilerine dayandırılması gerektiğini belirterek, 'Deniz çayırları için uydu, İHA ve yapay zeka destekli analizlerin saha gözlemleriyle doğrulandığı bir izleme modeli geliştirdik.' dedi.
Uzaktan algılama, yapay zeka ve CBS tabanlı bu yaklaşımın, geleneksel izleme yöntemlerine kıyasla daha geniş alanlarda, daha kısa sürede ve daha düşük maliyetle veri üretme imkanı sunduğuna işaret eden Gazioğlu, 'Elde edilen veri, kıyı alanları yönetimi, deniz koruma alanlarının planlanması ve çevresel etki değerlendirme süreçlerinde kullanılabilecek.' ifadesini kullandı.
Deniz çayırlarının önemine dikkati çeken Gazioğlu, türün yüksek karbon tutma kapasitesi, oksijen üretimi ve çok sayıda deniz canlısı için yaşam alanı oluşturmaları nedeniyle kıyısal ekosistemlerin önemli bileşenleri arasında yer aldığını aktardı.
- 'Deniz çayırları kök, gövde ve yapraklara sahip, çiçek açıp tohum üreten bitkilerdir'
Projede araştırma dalgıcı olarak görev alan deniz biyoloğu Dr. Selahattin Ünsal Karhan da deniz çayırlarının bazen deniz yosunlarıyla karıştırıldığını belirterek, 'Deniz çayırları, kök, gövde ve yapraklara sahip, çiçek açıp tohum üreten bitkilerdir. Evrimsel olarak yosunlardan değil, karadaki çiçekli bitkilerle akrabadırlar.' dedi.
Akdeniz'de 5 deniz çayırı türü bulunduğuna işaret eden Karhan, yalnızca Akdeniz'e özgü olan söz konusu türün, yüksek oksijen üretimi ve karbon tutma kapasitesi nedeniyle 'Akdeniz'in akciğerleri' olarak adlandırıldığını söyledi.
Karhan, ayrıca Akdeniz'deki deniz canlılarının yaklaşık yüzde 25'inin yaşamının bu çayırlarla doğrudan ilişkili olduğunu belirtti.
- 'Artan deniz suyu sıcaklıkları bitkinin metabolik dengesini bozuyor'
Proje yürütücüsü İstanbul Üniversitesi Deniz Bilimleri ve İşletmeciliği Enstitüsü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gürcan Büyüksalih ise deniz suyu sıcaklıklarındaki artış, kirlilik, kıyı yapılaşması, tarama faaliyetleri ve kontrolsüz tekne demirlemelerinin bu hassas habitatlar üzerinde baskı oluşturduğunu bildirdi.
Büyüksalih, türün çok yavaş büyümesi nedeniyle tahribat sonrası toparlanmasının uzun yıllar aldığını kaydetti.
Küresel ısınmanın etkilerinin giderek daha belirgin hale geldiğine dikkati çeken Büyüksalih, 'Artan deniz suyu sıcaklıkları bitkinin metabolik dengesini bozuyor, özellikle 30 derecenin üzerinde birkaç gün süren denizel sıcaklık dalgaları, çayır alanlarında yapay zeka destekli analizlerle de tespit edilen geniş ölçekli çöküşlere neden olabiliyor.' ifadesini kullandı.





