Van’da 2024 yılında kaybolmasının ardından cansız bedeni Van Gölü kıyısında bulunan Rojin Kabaiş’in ölümüne ilişkin soruşturma yeniden gündemde.

Kabaiş ailesinin avukatı Abdurrahman Karabulut’un son açıklaması, dosyada daha önce bulunan bazı adli tıp bulgularının yeniden tartışılmasına neden oldu.

Otopsi incelemesindeki ilaçlar dikkat çekti

Dosyadaki toksikolojik incelemelerde Rojin Kabaiş’e ait örneklerde rocuronium ve ornidazole isimli ilaç etken maddelerinin bulunduğu belirtiliyor.

Rocuronium, tıbbi müdahalelerde kasların geçici olarak gevşetilmesini sağlamak amacıyla kullanılan bir ilaç. Ornidazole ise bazı enfeksiyonların tedavisinde kullanılan bir etken madde olarak biliniyor.

Aile avukatı, özellikle rocuronium bulgusunun Kabaiş’in daha önce geçirdiği ameliyatla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini savunuyor.

Aile avukatı farklı bir ihtimale dikkat çekti

Avukat Karabulut, mevcut bulguların Rojin’in ölümünden kısa süre önce ilaçlara maruz bırakılmış olabileceği ihtimalini gündeme getirdi.

Bu değerlendirmeye göre ilaçların vücutta bulunma zamanı ve kaynağının ayrıntılı şekilde araştırılması gerekiyor.

Ancak bu açıklama, aile avukatının değerlendirmesi ve iddiası niteliğinde. Rojin Kabaiş’in ilaç verilerek öldürüldüğüne ilişkin kesinleşmiş bir mahkeme kararı bulunmuyor.

Adli Tıp raporunda ölüm şekli nasıl değerlendirilmişti?

Dosyanın daha önceki adli tıp değerlendirmesi ise önemli bir ayrıntı içeriyor.

Raporda Kabaiş’in ölümünün suda boğulma sonucu gerçekleşmiş olduğunun kabul edilmesi gerektiği değerlendirilirken, olayın intihar mı, kaza mı yoksa başka bir kişinin etkisiyle mi meydana geldiğinin tıbbi olarak belirlenemeyeceği ifade edilmişti.

Aynı değerlendirmede travmatik bir ölüm veya zehirlenmeye ilişkin kesin tıbbi delil bulunmadığı da belirtilmişti.
DNA bulguları da dosyanın önemli başlıklarından biri

Rojin Kabaiş dosyasında yalnızca ilaç bulguları değil, DNA incelemeleri de uzun süredir soruşturmanın önemli parçalarından biri.

Adli Tıp incelemelerinde bazı bölgelerde erkek DNA profilleri tespit edilmiş, ancak bu profillerin olay sırasında bulaşma ihtimali de değerlendirilmişti. Raporda, DNA’ların olay yeri, cesedin taşınması veya farklı temaslar sırasında bulaşmış olabileceği ihtimalinin tamamen ortadan kaldırılamadığı belirtilmişti.

Bu nedenle DNA bulgularının tek başına olayın nasıl gerçekleştiğini ortaya koymadığı, şüpheli kişilerden alınacak örneklerle karşılaştırmanın önem taşıdığı değerlendiriliyor.

Dosyada cevap bekleyen sorular

Rojin Kabaiş’in ölümüne ilişkin soruşturmanın bundan sonraki aşamasında özellikle şu soruların yanıtı önem taşıyor:

* Tespit edilen ilaç etken maddeleri vücuda ne zaman girdi?
* Rocuronium bulgusunun daha önceki ameliyatla bağlantısı bulunuyor mu?
* İlaçların vücutta bulunma şekli ölüm nedeni açısından ne ifade ediyor?
* DNA bulguları herhangi bir kişiyle eşleşecek mi?
* Rojin’in Van Gölü’nde ölümüne neden olan olay kaza mı, intihar mı yoksa başka bir kişinin müdahalesi mi?

Rojin Kabaiş dosyasında süreç devam ediyor

Rojin Kabaiş’in 27 Eylül 2024’te kaybolmasının ardından 15 Ekim 2024’te Van Gölü’nün Mollakasım bölgesinde cansız bedenine ulaşılmıştı.

Son Dakika! Malatya’da Deprem Paniği
Son Dakika! Malatya’da Deprem Paniği
İçeriği Görüntüle

Aradan geçen süreye rağmen dosyadaki bazı noktalar kamuoyundaki tartışmaların merkezinde kalmaya devam ediyor.

Son otopsi bulgularına ilişkin açıklamalar, soruşturmanın özellikle ilaç etken maddeleri, DNA incelemeleri ve ölümün gerçekleşme biçimi açısından yeniden değerlendirilmesi yönündeki talepleri gündeme taşıdı.

Şimdilik dosyada kesinleşmiş bir cinayet kararı bulunmazken, soruşturmanın bundan sonraki adımlarında adli bulguların nasıl yorumlanacağı Rojin Kabaiş’in ölümünün aydınlatılması açısından belirleyici olacak.

Kaynak: Haber Merkezi