Teknolojinin hayatımızın her alanını kuşatmadığı, akıllı telefonların ve tabletlerin henüz çocuk dünyasını ele geçirmediği o eski yıllarda, Malatya’da bayram sabahları bambaşka bir neşeyle uyanılırdı. Çocuklar için bayramın gelişi, günlerce sürecek bitmek bilmeyen bir oyun festivalinin habercisiydi. Büyüklerin elleri öpülüp o heyecanla toplanan harçlıklar cebe konur konmaz, çocukların ayakları onları hemen mahalle bakkalına götürürdü. Çünkü bayram harçlığı demek, aylardır hayali kurulan o renkli, samimi ve ahşap oyuncaklara kavuşmak demekti.
"Develeme" Savaşları: Kaybedenin Topacı Yerde Kalırdı
Eski bayramlarda Malatya'da çocukların harçlıklarını alır almaz mahalle bakkalına koşma sebebi, "develeme" adı verilen ahşap topaçlardı. Etrafına ip sarılarak büyük bir maharetle yere fırlatılan bu topaçlar, sadece bir eğlence değil, kıran kırana bir rekabet unsuruydu. Kura çekilir, kaybeden develemesini ortaya bırakır; diğer çocuklar ise kendi topaçlarıyla yerdeki hedefi vurarak parçalamaya çalışırdı. Bayram günleri bu seslerle şenlenirdi.
Her Çocuğun Bir "Ellik" Bilyesi Vardı
Bayram harçlıklarının bir diğer adresi ise rengarenk bilyelerdi. Çocuklar arasında adeta bir servet ve koleksiyon değeri taşıyan bu bilyeler içinde, her çocuğun gözü gibi baktığı, atış yaparken kullandığı en değerli ve uğurlu bilyesine "ellik" denirdi. Çizgiye dizilen misketleri ellik bilyesiyle vurup toplamak, bayram günlerinin en büyük gurur kaynağıydı.
Çatı Katlarında Saklanan Samimi Mutluluk
Mahalle aralarını dolduran çelik çomak, topaç ve bilye sesleri bugün yerini sessiz akıllı telefonlara bıraksa da, Malatya'nın eski mahalle kültüründe bu oyunlar çocukların en büyük sosyalleşme aracıydı. Şimdilerde teknolojiyle birlikte değişen çocukluk alışkanlıkları o günlerin sade mutluluğunu geride bıraksa da, Malatya’da eski kerpiç evlerin çatı katlarında veya sandık köşelerinde saklanan o ahşap oyuncaklar, eski bayramların ruhunu hala yaşatmaya devam ediyor.