Malatya’da düzenlenen antika pazarı, geçmişin izlerini taşıyan eşyaları yakından görmek isteyenleri bir araya getirdi. Tezgâhlarda sergilenen eski bakır tencereler, sahanlar, ibrikler ve kildanlar ziyaretçilerin ilgisini çekerken, bu eşyaların taşıdığı tarih ve işçilik de dikkat çekiyor.

Bir Bakır Kazanının Değeri 70 Bin Lira!

Malatya’daki antika pazarında sergilenen bakır ürünlerin fiyatları dikkat çekerken, Sivas Antikacılar Derneği Yönetim Kurulu Üyesi ve Akdeğirmen Antika Evi’nin sahibi Ömer Çelik, kendi koleksiyonundaki en değerli parçalardan birinin 70 bin lira değerinde olduğunu açıklayarak şunları söyledi:

"Yaklaşık 28 kilogram ağırlığında, üzerinde yazılar bulunan bir bakır kazanım var. Bu kazandan yalnızca iki adet üretildi, bunlardan biri de benim koleksiyonumda bulunuyor. Kazanın değerini belirleyen unsurlar arasında üzerindeki yazılar, üretim özellikleri ve nadir bulunması yer alıyor. Bakır eşyaların değerini belirleyen unsurlar yalnızca yaşlarıyla sınırlı değil. Her 100 yaşını doldurmuş bakır ürün antika değeri taşımaz. Bir ürünün üzerinde ustasının yazısı, mührü veya ayırt edici bir ibaresi bulunması önemlidir. Özellikle geleneksel yöntemlerle hazırlanan, ince kalem işçiliği ve el emeği taşıyan bakırlar benim için ayrı bir yere sahip. Çünkü bunlar seri üretimle değil, ustanın emeği ve becerisiyle ortaya çıkıyor."

I M G 1946

“Her 100 Yıllık Bakır Antika Değildir”

Bir bakır eşyanın antika sayılmasında yalnızca yaşının yeterli olmadığını vurgulayan Çelik, seri şekilde üretilmiş eski kazan ve tencerelerin her zaman antika değeri taşımadığını dile getirerek sözlerine şu şekilde devam etti:

"Benim için özellikle ustasının imzasını, mührünü veya dönemi hakkında bilgi veren bir işareti taşıyan ürünler ayrı bir önem taşıyor. Bir eşyanın üretim hikâyesi, işçiliği ve onu diğerlerinden ayıran özellikleri, değerinin belirlenmesinde önemli rol oynuyor. Gaziantep’in eski kalem işçiliğiyle hazırlanan bakır ürünleri de bu açıdan oldukça değerli. Ben bu eserleri bir ressamın elinden çıkan tablo gibi görüyorum. Çünkü üzerlerindeki nakışlar ve süslemeler tamamen el emeğiyle hazırlanıyor. Bu ürünler baskı veya pres yöntemiyle değil, ustanın becerisi ve emeğiyle ortaya çıkıyor. Günümüzde bakır ustalarının işçiliği de ciddi bir maliyet oluşturuyor. Bugün normal bir bakır ustasının günlük yevmiyesi bile yaklaşık 3 bin lira."

I M G 1959

Çelik, eski bakır eşyaların fiyatlarının yalnızca yüksek görünmesine odaklanılmaması gerektiğini belirtirken günümüzde el emeğiyle üretilen yeni bakır ürünlerinin de ciddi maliyetler taşıdığına işaret etti.

Tezgahtaki En Özel Parça Yaşıyla Değil, Özelliğiyle Öne Çıkıyor

Ömer Çelik’in antika tezgâhında kendisi için en özel bulduğu parça ise bir kildan oldu. Bu ürünü değerli kılan unsurun yaşı değil, hazırlanış amacı olduğunu belirten Çelik, geçmişte günlük yaşamda kullanılan kildanlarla koleksiyon amacıyla üretilen örnekler arasında önemli bir fark bulunduğunu anlattı.

I M G 1952

Geçmişte özellikle hamama giderken kullanılan kildanların içerisine sabun, lif ve kil konulduğunu söyleyen Çelik, bu eşyaların dönemin günlük yaşam kültüründe önemli bir yere sahip olduğunu ifade etti.

I M G 1956

Geleneksel kildanların belirli boyutlarda üretildiğini belirten Çelik, tezgâhında sergilediği özel parçanın ise insanların günlük kullanımına yönelik değil, koleksiyonerlerin koleksiyonlarını süslemesi amacıyla hazırlandığını dile getirerek şunları söyledi:

"Tezgâhımda küçük ve büyük boyutlarıyla dikkat çeken kildan örnekleri bulunuyor. Geçmişte özellikle hamama giderken kullanılan bu eşyaların içerisine sabun, lif ve kil konuluyordu. Kildanların alt kısmında suyun akmasını sağlayan delikler bulunuyor. Bu delikler sayesinde ıslak lifin suyu tahliye edilebiliyor. Tezgâhımda Osmanlı dönemine ait yazılı bakır ürünler de var. Örneğin, 1812 tarihli ve üzerinde 600 ibaresi bulunan bir sahanım bulunuyor. Ancak benim için en özel parça, yaşı nedeniyle değil, benzerine çok nadir rastlamam nedeniyle kildan. Yıllardır bakır ürünleri üzerine araştırmalar yapıyorum ve çok sayıda Osmanlı dönemine ait yazılı bakır gördüm. Ancak bu kildanın benzerine yalnızca bir kez rastladım. Bu nedenle benim için ayrı bir değeri var."

I M G 1957

Antika Pazarı Geçmişle Bugünü Buluşturuyor

Malatya’daki organizasyonu kültürel açıdan önemli bulduğunu söyleyen Çelik, antika pazarlarının insanların geçmişte ailelerinin kullandığı eşyaları yeniden görmesine ve çocuklarına anlatmasına fırsat sunduğunu belirtti. Gaz lambaları, bakır tencereler, tabaklar ve eski ev eşyalarının geçmişteki yaşam biçimini hatırlattığını dile getiren Çelik, benzer etkinliklerin Sivas’ta da düzenlendiğini söyledi.

I M G 1953

Malatya’daki antika pazarına katılmaktan memnuniyet duyduğunu ifade eden Çelik, bu tür organizasyonların devam etmesini ve farklı etkinliklerde de yer almayı istediklerini sözlerine ekledi.

I M G 1960

I M G 1958

I M G 1963

Malatya’da Yağmurdan Korunmak İçin Bakın Ne Yaptı! O Görüntüler Dikkat Çekti
Malatya’da Yağmurdan Korunmak İçin Bakın Ne Yaptı! O Görüntüler Dikkat Çekti
İçeriği Görüntüle

I M G 1966

Muhabir: Ayşegül Aşantoğrul