Yaşanan bu yoğun talep nedeniyle kamu kurumlarında ciddi bir kapasite krizi patlak vermiş durumda. Birçok yaşlı, sıranın kendisine gelmesi için yıllarca beklemek zorunda kalıyor.
"Birisinin vefat etmesini ya da vazgeçmesini bekliyoruz"
Devlet huzurevlerinde yer bulmanın neredeyse imkansız hale geldiğini belirten yaşlılar ve aileleri, durumun vehametini acı sözlerle ifade ediyor. Ankara'da yaşayan ve iki yıldır huzurevi sırası bekleyen bir vatandaş, “Herkes bir başkasının ölümünü bekliyor sıra gelsin diye. Ya ölecekler ya da elden ayaktan düşüp huzurevi şartlarını kaybedecekler. Başka türlü o sıranın gelmesi mümkün değil.” diyerek sistemdeki tıkanıklığı gözler önüne seriyor.

Kamu kurumlarına başvurabilmek için aranan sıkı sağlık raporu şartları (tamamen bakıma muhtaç olmama durumu) ve yıllar süren bekleme listeleri, yaşlılara bakmakta zorlanan aileleri mecburi olarak özel sektöre itiyor. Ancak bu noktada farklı bir kriz daha baş gösteriyor.
Özel huzurevleri cep yakıyor: Evlerini satmak zorunda kalıyorlar
Sıra bekleyecek zamanı olmayan ve yaşlısına evde bakma imkanı kalmayan aileler, son çare olarak özel bakım merkezlerinin kapısını çalıyor. Ancak özel sektördeki aylık bakım ücretlerinin astronomik rakamlara ulaşması, aileleri ekonomik olarak adeta çökertiyor.
-
İstanbul'da yaşayan ve babasının Alzheimer tedavisi için onu özel bir bakımevine yatırmak zorunda kalan bir vatandaş, aylık ücretlerin 100 bin TL seviyelerinde olduğunu ve bu masrafı karşılayabilmek için yılların birikimi olan aile evlerini satmak zorunda kaldıklarını belirtiyor.
Kayıt dışı "merdiven altı" işletmeler mantar gibi çoğalıyor
Devlet kurumlarında sıra gelmemesi ve resmi özel işletmelerin fiyatlarının ulaşılamaz boyutlara çıkması, yaşlı bakım sektöründe yepyeni ve tehlikeli bir pazarın doğmasına zemin hazırladı. Bu tür merdiven altı işletmeler, çaresiz kalan ailelerin umut kapısı olurken yaşlıların güvenliği ve sağlığı açısından büyük riskler barındırıyor.




