15 Temmuz 2016 gecesi FETÖ'nün gerçekleştirdiği hain darbe girişimi sırasında henüz 15 yaşındayken şehit olan Malatyalı Engin Tilbeç'in ağabeyi İrfan Tilbeç, yaşadıkları acıyı ve kardeşinin son saatlerini anlattı. Aradan geçen yıllara rağmen o geceyi ilk günkü gibi hatırladığını söyleyen Tilbeç, yaşadıkları her anın hafızasına kazındığını ifade etti.
Malatya'nın Pütürge ilçesine bağlı Nohutlu Mahallesi nüfusuna kayıtlı olduklarını belirten İrfan Tilbeç, ailece 2014 yılında geçim sıkıntısı nedeniyle İstanbul'a göç ettiklerini söyledi. Sultangazi'nin İsmetpaşa Mahallesi'nde yaşamaya başladıklarını anlatan Tilbeç, ailece tekstil sektöründe çalışarak hayatlarını sürdürdüklerini dile getirdi.

Televizyondaki görüntüler sonrası sokağa çıktılar
15 Temmuz akşamı ailece evde olduklarını belirten Tilbeç, yemek yedikten sonra herkesin odasına geçtiğini söyledi. Kardeşi Engin Tilbeç'in televizyon izlediği sırada darbe girişimine ilişkin görüntüleri takip ettiğini anlatan Tilbeç, sokaktan gelen kalabalık sesleri ve televizyonlardan yapılan çağrıların ardından dışarı çıkmaya karar verdiklerini ifade etti.
Yaklaşık 12 saatlik yoğun mesainin ardından yorgun olmalarına rağmen yaşananlara kayıtsız kalamadıklarını söyleyen Tilbeç, "Millet sokaklara çıkıyordu. Biz de bunun sıradan bir olay olmadığını düşündük ve dışarı çıktık." dedi.
Bayramlık kıyafetiyle evden çıktı
İrfan Tilbeç, dışarı çıkmadan hemen önce yaşadığı anı ise hayatının en unutulmaz anlarından biri olarak anlattı.
Bir ay sonra Kurban Bayramı için Malatya'ya geleceklerini belirten Tilbeç, kardeşine kısa süre önce bayramlık kıyafet aldığını söyledi. Engin Tilbeç'in o gece yeni aldığı kıyafetleri giyerek odadan çıktığını gören ağabeyi, şaşkınlığını gizleyemedi.
Kardeşine "Engin, bu düğün değil." diye seslendiğini anlatan Tilbeç, Engin'in ise sadece gülümseyerek karşılık verdiğini, hiçbir şey söylemediğini ifade etti.
Ağabeyi, o gece kardeşinin davranışlarının alışılmışın dışında olduğunu belirterek, "İçi içine sığmıyordu. Sürekli acele ediyor, bir an önce dışarı çıkmak istiyordu. Sanki onu bir yere çağıran görünmeyen bir güç vardı." ifadelerini kullandı.
Kışla önünde kalabalık arasında kayboldu
Ailece İstanbul Sultangazi'deki Baştabya Kışlası'nın önüne gittiklerini anlatan Tilbeç, bölgede binlerce kişinin toplandığını söyledi.
Kalabalık nedeniyle kardeşlerinin birbirini kaybetmemesi için Engin ve Mehmet Tilbeç'e el ele yürümelerini söylediğini belirten ağabey Tilbeç, kısa süre sonra Engin'in sürekli ilerlemek istediğini anlattı.
Kardeşinin "Ben gideceğim." dediğini aktaran Tilbeç, onu birkaç kez bulunduğu yerden ayrılmaması konusunda uyardığını ancak daha sonra istemeden "Git nereye gideceksen." dediğini söyledi.
Bu sözlerden sadece birkaç saniye sonra Engin Tilbeç'in kalabalığın içinde gözden kaybolduğunu belirten ağabey, yıllardır en büyük pişmanlığının bu cümle olduğunu ifade etti.
Elinde Türk bayrağıyla son kez görüldü
Yaklaşık yarım saat boyunca kardeşini aradıklarını söyleyen Tilbeç, daha sonra Vatan Caddesi yönüne ilerleyen kamyonlardan birinin üzerinde Engin'i gördüğünü anlattı.
Kamyonun aynasına tutunmuş halde olduğunu ve elinde Türk bayrağı taşıdığını söyleyen Tilbeç, kardeşini görünce büyük sevinç yaşadığını belirtti.
Yanındaki kardeşine Engin'in fotoğrafını çekmesini söylediğini aktaran Tilbeç, kamyon hareket ettikten sonra yeniden birbirlerini kaybettiklerini ifade etti.
O anın kardeşini son görüşü olduğunu yıllar sonra anladığını dile getirdi.
24 saat boyunca hastane hastane aradı
Sabah saatlerine kadar kardeşinden haber alamayan İrfan Tilbeç, Engin'in eve dönmediğini görünce İstanbul'daki hastaneleri ve karakolları dolaşmaya başladı.
Telefonu bulunmadığı için kendisine ulaşamadıklarını belirten Tilbeç, iki gün boyunca neredeyse hiç uyumadan, yemek yemeden ve su içmeden kardeşini aradığını söyledi.
Arayışının ikinci gününde Bezmiâlem Vakıf Üniversitesi Hastanesi'ne gittiğini belirten Tilbeç, burada kimliği bulunmayan genç bir kişinin hayatını kaybettiğini öğrendiğini anlattı.
Kanlı kıyafetleri teslim edildi
Hastaneden Atışalanı Karakolu'na yönlendirilen aileye burada Engin Tilbeç'e ait kıyafetler teslim edildi.
Poşetin içerisindeki kanlı bayramlık kıyafetleri görünce kardeşinin hayatını kaybettiğini anladığını söyleyen Tilbeç, ayakta duracak gücünün kalmadığını ifade etti.
Yaşadığı anları anlatırken duygulanan Tilbeç, "O an artık her şey bitmişti. Kardeşimin elbiselerini görünce dünyam yıkıldı." dedi.
Adli Tıp'taki teşhisi hiç unutamıyor
Ertesi gün Adli Tıp Kurumu'na gittiklerini belirten Tilbeç, kardeşini teşhis ettiği anı hayatı boyunca unutamayacağını söyledi.
Engin Tilbeç'in yüzünde huzurlu bir ifade bulunduğunu anlatan ağabey Tilbeç, kardeşine dokunduğunu ve sanki birazdan uyanacakmış gibi hissettiğini dile getirdi.
Alnında morluk bulunduğunu gördüğünü belirten Tilbeç, başındaki yaranın ise kendilerine gösterilmediğini söyledi.
Binlerce kişi son yolculuğuna uğurladı
Engin Tilbeç'in cenazesi önce İstanbul Sultangazi'de düzenlenen törenle uğurlandı.
Türk bayrağına sarılan tabutu binlerce kişinin omuzlarında taşınırken, daha sonra ailesinin isteği üzerine cenazesi Malatya'nın Pütürge ilçesine bağlı Nohutlu Mahallesi'ne getirildi.
Burada da çok sayıda vatandaşın katılımıyla son yolculuğuna uğurlanan Tilbeç, köy mezarlığında toprağa verildi.
"Her 15 Temmuz'da aynı acıyı yaşıyoruz"
Kardeşinin daha sonra Cumhurbaşkanlığı onayıyla resmen şehit ilan edildiğini belirten İrfan Tilbeç, olayın ardından ailece Malatya'ya yerleştiklerini söyledi.
Her yıl 15 Temmuz'da Engin Tilbeç'in kabri başında mevlit okuttuklarını ifade eden Tilbeç, "Acımız ilk günkü gibi taze. Ama onun vatanı için can vermesi bize aynı zamanda büyük bir gurur da yaşatıyor. Rabbim ülkemize bir daha böyle acılar yaşatmasın." diye konuştu.




