Tarihte yaşanan salgınlar denince akla genellikle Kara Veba gelir. Ancak 16. yüzyılda Avrupa’da yaşanan bir olay, en az onun kadar ürkütücü ama çok daha sıra dışıydı: Dans ederek ölüme sürüklenen yüzlerce insan…
Olayın merkezinde, bugün Strazburg olarak bilinen şehir vardı. 14 Temmuz 1518’de, kaynaklara göre Troffea adlı bir kadın sokakta aniden dans etmeye başladı. Bu dans ne bir kutlamaydı ne de bir eğlence; aksine kontrolsüz kasılmalarla devam eden, durdurulamayan bir hareket zinciriydi. Günler boyunca süren bu durum kısa sürede başka insanlara da yayıldı.
Bir hafta içinde onlarca kişi aynı şekilde dans etmeye başladı. Bir ayın sonunda ise sayıları yüzleri buldu. Şehir kayıtlarına göre bazı insanlar yorgunluk, kalp krizi ve açlık nedeniyle hayatını kaybetti. Olay, dönemin en tuhaf toplumsal vakalarından biri olarak kayıtlara geçti.
Bu esrarengiz durum, literatürde “koreomani” olarak adlandırılıyor. Koreomani olarak bilinen bu olay, Orta Çağ’dan 19. yüzyıla kadar farklı bölgelerde zaman zaman görülse de, en çarpıcı örneklerinden biri 1518’de yaşandı.
Yetkililer başlangıçta bu durumu yanlış yorumladı. Dans edenlerin iyileşmesi için müzisyenler getirildi, hatta dans etmeleri teşvik edildi. Ancak bu yaklaşım durumu daha da kötüleştirdi. Sonunda hastalar dini bir çözüm umuduyla Aziz Vitus’a adanmış mekânlara götürüldü ve burada iyileştikleri rivayet edildi.
Aradan geçen yüzyıllara rağmen olayın nedeni hâlâ net değil. Araştırmacılar üç temel ihtimal üzerinde duruyor:
İlk teori, çavdar ürünlerine bulaşan “ergot” adlı mantarın yol açtığı zehirlenme. Bu mantarın halüsinasyonlara ve kontrolsüz hareketlere neden olabileceği biliniyor. Ancak belirtilerin tam olarak örtüşmemesi bu ihtimali zayıflatıyor.
İkinci ve daha güçlü görülen açıklama ise kitlesel histeri. O dönemde savaşlar, kıtlık, hastalıklar ve toplumsal baskı altında yaşayan halkın psikolojik olarak çöktüğü ve bunun bedensel bir dışavurum olarak ortaya çıktığı düşünülüyor.
Üçüncü yaklaşım ise bu olayın bir travma tepkisi olduğu yönünde. Sürekli felaketlerle karşı karşıya kalan insanların, bilinçdışı bir şekilde bu gerilimi fiziksel hareketle dışa vurduğu öne sürülüyor.
1518’de yaşanan bu olay, yalnızca tıbbi bir gizem değil; aynı zamanda insanların içinde bulunduğu sosyal, ekonomik ve psikolojik koşulların ne kadar derin etkiler yaratabileceğinin de çarpıcı bir örneği. Bugün hâlâ kesin bir cevap bulunamamış olsa da, “dans salgını” insanlık tarihinin en sıra dışı ve düşündürücü vakalarından biri olarak varlığını koruyor.




