Devlet korumasındaki çocuklara yönelik gönüllülük çalışmalarına 30 yıl önce başlayan Yurdanur Altuner, çocuklarla kurduğu güçlü bağ sayesinde gönüllü anneliği hayatının önemli bir parçası haline getirdi. Altuner'in çocuklarla başlayan hikâyesi, daha önce huzurevindeki yaşlıları evinde ağırlamasıyla başlayan gönüllülük deneyiminin ardından Şeyh Sayıt Çocuk Yuvasına gitmesiyle başladı. Yuvaya gittiğinde çocukları yalnızca ziyaret etmekle yetinmeyen Altuner, bebeklerin bakımına yardımcı oldu, onları yıkadı, yemek yaptı, oyun oynadı ve ihtiyaçlarını dinledi.

Bir bebeğin tuttuğu parmak hayatını değiştirdi

Altuner, yuvada geçirdiği ilk yıllarda bebeklerin kendisine sıkı sıkıya sarılmasının kendisini çok etkilediğini anlattı. Küçük çocukların kendisine "anne" demeye başlamasıyla gönüllülük çalışmasının farklı bir anlam kazandığını belirten Altuner, yıllar boyunca çocukların eğitimlerini ve yaşamlarını da takip etti. Özellikle terk edilmiş bir bebek olan Barış'la kurduğu bağı anlatan Altuner, çocuklarla bağ kurdukça onlardan uzaklaşmanın kendisi için zorlaştığını söyledi.

Altuner'in unutamadığı hikayelerden biri ise sokakta karşılaştığı Osman oldu. Alışverişe giderken kendisine çaresiz gözlerle bakan bir çocukla karşılaşan Altuner, para vermek yerine ona yemek ısmarlamayı tercih etti. Çocuğun aç olduğunu söylemesi üzerine birlikte börekçiye giden Altuner, ardından Osman'ın eğitimine devam edebilmesi için ilgili merkeze yönlendirilmesini sağladı. Bir süre sonra kuruma yaptığı ziyarette arkasından "anne" diye seslenen çocuğun Osman olduğunu öğrenen Altuner, yaşadığı anı gözyaşlarıyla hatırladı. Osman'ın eğitimine devam ederek kendi hayatını kurması, Altuner için gönüllülük yolculuğunun en anlamlı sonuçlarından biri oldu.

Altuner'in gönüllülüğü yalnızca çocukların kurumda kaldığı dönemle sınırlı kalmadı. Çocukların eğitim hayatlarını, mesleklerini ve kurdukları aileleri takip eden Altuner, farklı şehirlerde yaşayanlarla da iletişimini sürdürdü. Üniversiteye giden çocuklara burs bulmak için çevresinden destek isteyen Altuner, kıyafet ve çeşitli ihtiyaçların karşılanması için de tanıdıklarını harekete geçirdi. Zamanla kızları ve torunları da gönüllülük çalışmalarına katıldı. Çocukların kurumdan ayrılmasının ardından da bağlarını koparmayan Altuner, zaman zaman onları bir araya getirerek yemek ve piknik organizasyonları düzenledi.

"Bir çocuğun hayatına dokunmak için zengin olmaya gerek yok"

Altuner, çocuklara destek olmak isteyen insanların mutlaka maddi imkanlarının bulunmasının gerekmediğini vurguladı. Bir çocuğa masal anlatmanın, onunla oyun oynamanın, başını okşamanın veya yalnızca onu dinlemenin bile önemli olduğunu belirten Altuner, gönüllülüğün zaman ayırmakla da mümkün olduğunu ifade etti.

Şeftali ve Nektarin İhracatı Uçuşa Geçti! Malatya’da Üreticiyi de Yakından İlgilendiriyor
Şeftali ve Nektarin İhracatı Uçuşa Geçti! Malatya’da Üreticiyi de Yakından İlgilendiriyor
İçeriği Görüntüle

Çocukların yıllar sonra kendisini aramasının ve "anne" diye seslenmesinin kendisi için büyük mutluluk olduğunu söyleyen Altuner, sağlığı elverdiği sürece çocukların yanında olmaya devam edeceğini belirtti. 30 yılı aşkın gönüllülük serüveninde Altuner'in hikayesi, devlet korumasındaki çocukların hayatında yalnızca maddi desteğin değil, sevgi, ilgi ve sürekliliğin de önemli bir yer tuttuğunu ortaya koyuyor.

Muhabir: Rabia Kocayiğit