Kayısı üreticisinin bu yıl ciddi bir darboğazdan geçtiğini ifade eden Kılıç, çiftçinin ürününü satamadığı için banka ve işçi borçlarını ödemekte zorlandığını aktardı. Üreticinin piyasa karşısında yalnız bırakılmaması gerektiğini vurgulayan Kılıç, daha önce Toprak Mahsulleri Ofisi’nin müdahale alımı yapması yönündeki çağrılarının karşılık bulmadığını belirtti.
“Bizi 5 ihracatçının eline bırakmayın”
Kılıç, kayısı piyasasında üreticinin birkaç alıcının belirlediği fiyatlara mahkûm edilmemesi gerektiğini savunarak TMO’nun devreye girmesi çağrısını şu sözlerle yineledi:
“Biz defalarca dile getirdik, devlet büyüklerimize seslendik. Bizi 5 tane ihracatçının eline bırakmayın, TMO bu kayısıyı alsın, bir müdahale alımı yapsın dedik ancak sesimizi kimse duymadı. Şu anda üreticimiz ne yapacağını şaşırmış durumda. Yıllardır emek veren kayısı üreticimiz ürününü satamıyor, müşteri bulamıyor, bankadaki borcunu ödeyemiyor, işçisine olan borcunu ödeyemiyor. Üreticimiz çok mağdur ve çok perişan durumda.”
Tarla-market makasına dikkat çekti
Üreticinin yaşadığı sorunun yalnızca kayısıyla sınırlı olmadığını söyleyen Kılıç, Türkiye’de tarla ile market arasındaki fiyat farkının yıllardır tartışıldığını hatırlattı. Üreticinin emeği ile tüketicinin ödediği fiyat arasındaki makasın açılmasının hem çiftçiyi hem de tüketiciyi zor durumda bıraktığını dile getiren Kılıç, son dönemde yürütülen operasyonların piyasanın denetlenmesi açısından önemli olduğunu ifade etti.
Adalet Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı tarafından gerçekleştirilen çalışmalara değinen Kılıç, bazı kişiler hakkında yürütülen işlemler nedeniyle yetkililere teşekkür etti.
Kılıç, “Bu iş burada bitmiyor” diyerek denetimlerin farklı sektörlere de yayılması gerektiğini savundu.
“Ticaret Bakanlığı nerede?”
Konuşmasında Ticaret Bakanlığı’na yönelik eleştirilerde bulunan Kılıç, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın üretimi desteklemek ve gıda güvenliğini sağlamak amacıyla çeşitli görevler yürüttüğünü, buna karşın üreticinin ürününü pazarlama aşamasında yaşadığı sorunların devam ettiğini belirterek şunları söyledi:
“Tarladan markete 10 kat fiyat artarken bu Ticaret Bakanlığı nerede? Şimdi biz bakıyoruz, kayısımızı niye satamıyoruz? Dışarıdan kaçak kayısı geliyor. Bunu biz kendimiz kanıtladık ve bunun açıklamalarını yaptık. Ticaret Bakanlığı nerede, buna niye bir tedbir almadı? Dünya kayısısının birincisi biziz, bizim ülkemize neden dışarıdan kayısı sokuluyor? Ticaret Bakanlığına soruyorsun, bilmiyor. Ben buradan açıkça soruyorum; üretici bu kadar mağdur edilirken, tarladan çıkan ürün markete gidene kadar bu kadar fiyat farkı oluşurken Ticaret Bakanlığı nerede?”
Hayvancılık ve kaçak ürün iddialarını gündeme taşıdı
Kılıç, konuşmasında hayvancılık sektöründeki sorunlara da değindi. Türkiye’ye kaçak hayvan ve veteriner ürünleri girdiği yönündeki iddialarını dile getiren Kılıç, özellikle gümrük kapılarındaki denetimlerin sorgulanması gerektiğini savunarak şunları söyledi:
“Dışarıdan SAT-1 varyantı, şap hastalığı ülkemize giriyor, Doğu ve Güneydoğu’dan başlıyor, Türkiye’nin her tarafına yayılıyor. On binlerce hayvan telef oluyor. Bu hastalık nereden geldi? İran’dan kaçak hayvan girdi. Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, sen ne iş yaparsın? Bunları görmedin mi? Bunun arkasından şap aşıları, Güney ve Doğu Anadolu’daki özel veterinerlerin elinde İran’dan gelen kaçak şap aşıları, gelen veteriner ilaçları var. Ya arkadaşlar, siz bu gümrük kapılarında neler oluyor hiç araştırdınız mı? Araştırmıyorlar.”
Çerezlik ay çekirdeği üzerinden de eleştirilerde bulunan Kılıç, yurt dışından getirilen ürünlerin yerli üreticinin satışını zorlaştırdığını belirterek çiftçi kendi çekirdeğini satamazken Çin'den çekirdek ithal edildliğini ve bu konuda Ticaret Bakanlığı'nın sorumsuzca davrandığını savundu.
Serbest bölgelere yönelik sert eleştiri
Kılıç’ın açıklamalarında Mersin ve İzmir’deki serbest bölgelere yönelik eleştiriler de öne çıktı. Serbest bölgelerin işleyişinin üretici açısından yeniden değerlendirilmesi gerektiğini savunan Kılıç, Malatya kayısısının başka ülkelerin ürünleriyle rekabet etmek zorunda bırakılmaması gerektiğini şu sözlerle ifade etti:
“Bugün Mersin’de, İzmir’de serbest bölge açmışlar. Serbest bölge ne işimize yarıyor? Sahtekârlığın, dolandırıcılığın olduğu bir mekan haline gelmiş. Defalarca dedik ki ‘Bu serbest bölgeyi kapatın.’ Biz dünyada kayısı birincisiyken diğer ülkelerin kayısısı gelip Türkiye’den pazarlanmasın, Türk çiftçisini bitirmesin, Malatya’ya ihanet edilmesin, Türkiye’nin ekonomisine ihanet edilmesin diye bağırırken bu Gümrük ve Ticaret Bakanlığı hiçbir şeyde sesini yükseltmedi. Bugün onların yapacağı denetimleri, onların yapacağı görevleri bugün Adalet Bakanı ve İçişleri Bakanı yapıyor.”
“41 kişiyle kalmayın”
Kılıç, piyasanın yalnızca belirli bir operasyonla çözülemeyeceğini, üreticinin korunması için kapsamlı denetim gerektiğini şu sözlerle savundu.
“Biz onlara 41 kişiyle kalmayın diye sesleniyoruz. Bu ülkede et piyasasında, bitkisel üretim piyasasında, her yerde ticaretçi, ihracatçı mafyalaşmış. Üreticiyi kasıp kavuruyor, tüketiciyi kasıp kavururken siz niye müdahale etmiyorsunuz? Bugün eğer siz müdahale etmiş olsaydınız, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı olarak görevinizi yapmış olsaydınız bu insanlar bu kadar mağdur olmazdı. Üretici yıllardır alın teri döküyor ama emeğinin karşılığını alamıyor. Bunun artık görülmesi ve bu sisteme müdahale edilmesi gerekiyor.”
“Bu serbest piyasaya bir neşter vurun”
Üreticinin korunması için piyasa mekanizmasına yönelik daha güçlü müdahaleler yapılması gerektiğini savunan Kılıç, yetkililere dikkat çeken bir çağrıda bulundu:
“Ben burada Sayın Bakanlarıma, yeni Bakanlarıma şuradan sesleniyorum: Bu serbest piyasayı kapatın, oraya bir neşter vurun. Neşter vurduğunuz her yerde çiftçinin alın teri fışkıracak, bunu böyle bilesiniz. Bugün serbest bölgeye gittiğinizde attığınız neşterde Malatya kayısı üreticisinin alın teri fışkıracaktır. Ben değerli bakanlarımızı Malatya’mıza davet ediyorum. Daha konuşulacak çok şey var. Bu ülkede birileri zannetmesin ki çiftçi hiçbir şey bilmiyor. Çiftçi neyin ne olduğunu görüyor, kimin ne yaptığını görüyor ve artık sesinin duyulmasını istiyor.”
Kılıç, bürokratik yapıların da yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini savunarak,
“Ey Ticaret Bakanlığı! Bu yapılanların, sizin bürokrasinizle ortaklıkları bitecek. Bu ortaklıklar bitmediği müddetçe, orada yıllardır bürokratlık yapan insanların görevine son verilmediği müddetçe bu ülkede ne ekonomi düzelir ne de gıda enflasyonunun önüne geçebilirsiniz”
ifadelerini kullandı.
“Kayısı üreticisine ağaçlarını söktürmeyin”
Kayısı üreticisinin yıllardır emek verdiği bahçelerden vazgeçme noktasına gelmemesi gerektiğini ifade eden Kılıç, son olarak Cumhurbaşkanı ve ilgili bakanlıklara çağrıda bulundu. Kılıç Geçmiş yıl verilen desteklerin üreticinin ayakta kalmasına katkı sağladığını belirtti ve bu yıl şartların çok daha ağır olduğunu dile getirerek şunları söyledi:
“Sayın Cumhurbaşkanına, Malatya’dan selamlarımı iletiyorum. Geçen yıl kayısı üreticisine eğer o desteği vermemiş olsaydı bugün artık konuşulacak bir kayısımız olmayacaktı. O destekleri verdiler ve ayakta kaldık. Ama bu yıl durum çok kötü. Ben tüm bakanlıklara, tüm yetkililere sesleniyorum: Bu işe bir çözüm bulun. Malatya kayısı üreticisine bu 20 yıl, 30 yıl emek verilen ağaçları söktürmeyin. Malatya ismine zarar vermeyin.”




