Malatya’nın Battalgazi ilçesinde, sular çekildiğinde hatırlanan, sular yükseldiğinde ise efsaneye dönüşen Köşkerbaba Höyüğü, adeta bir zaman makinesi gibi. Tunç Çağı'ndan Osmanlı'ya kadar kesintisiz yaşamın sürdüğü bu topraklar, bugün baraj sularının altında olsa da içindeki sırlar Malatya halkı ve gurbetçiler arasında dilden dile dolaşmaya devam ediyor.

URARTU KRALI'NIN KÜSTAH MEYDAN OKUMASI: "70 KALEYİ BİR GÜNDE ALDIM!"

Tarih sayfaları, M.Ö. 800’lü yıllarda Urartu Kralı II. Sardur’un Malatya topraklarına ayak bastığını yazar. O dönemde geçilmesi imkânsız kabul edilen Fırat Nehri için kral, İzollu kayalıklarına şu iddialı satırları kazıtmıştı:

"Fırat bakir bir yerdi, benden önce hiçbir kral geçemedi."

"Tanrılar sesimi duydu, askerlerimle suyu aştım."

"Tam 70 kaleyi bir günde zapt ettim!"

Bu yazıtın bir kopyası bugün Malatya Arkeoloji Müzesi’nde sergilenirken, aslı suların altında sessizliğini koruyor.

HALKIN GÖNLÜNDEKİ DEV: AYAKKABICI KÖŞKERBABA

Kralın kibri karşısında, halkın bağrına bastığı bambaşka bir kahraman var: Köşkerbaba. Bir ayakkabı ustası (köşker) olan bu ermişin hikâyesi, Malatyalıların hafızasından silinmiyor. İşte Köşkerbaba'yı efsane kılan o detaylar;

Yoksul evlerin kapısına gece yarısı gizlice ayakkabı bırakır, kimseler görmesin diye dua ederdi.

Rivayete göre o kadar iriydi ki, yerinden kalkmadan kolunu uzatıp kilometrelerce ötedeki Fırat Nehri’nden su alabilirdi.

Doğanşehir’de Konutlara Yeşil Dokunuş
Doğanşehir’de Konutlara Yeşil Dokunuş
İçeriği Görüntüle

Öldüğünde bedeni hiçbir mezara sığmamış, köylüler onu defnetmek için günlerce uğraşmıştı.

Karakaya Barajı inşa edilmeden önce yapılan kazılar, bu höyükte binlerce yıl boyunca ticaretin ve inancın kalbinin attığını kanıtladı. Bugün suyun derinliklerinde biri güç ve fetih, diğeri iyilik ve tevazu sembolü olan iki figür yan yana yatıyor.

Muhabir: Hüseyin Canbay